Rahmetli Ecevit, özel hayatında da mütevazi, tasarruflu bir insandı. Başbakanlığı sırasında da, 4736 sayılı bir Kanun çıkardı. Kanun, hiçbir kamu kurum ve kuruluşu ile bunların kurdukları ortaklık, müessese ve işletmelerin, ürettikleri mal ve hizmet bedellerinde, işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç, herhangi bir kişi ve kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulayamayacağını öngörüyor ve bu hükümden muaf tutulacak kişi ve kurumları tespit etmeye de Bakanlar Kurulunu yetkili kılıyordu.
Amma, hemen ardından da, belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerin, toplu taşım hizmetlerinde malul, yaşlı, öğrenci ve basın kimlik kartı sahiplerine indirim uygulamaya yetkili olduğu hükmünü getiriyordu.
Peki, kanunun birinci fıkrası ile ikinci fıkrası ne anlama geliyor derseniz, birinci fıkrasında bütün kamu kurum ve kuruluşlarının (belediyeler dahil) ürettikleri mal ve hizmetlerde ücretsiz veya indirimli tarife uygulama yetkisini Bakanlar Kuruluna verirken, ikinci fıkrası belediyelerin sadece toplu taşım hizmetlerini bu hükümden ayrık tutuyor ve bu konuda indirim yapma yetkisini belediye karar mercilerine bırakıyordu.
Nitekim Bakanlar Kurulu, 08.02.2002 tarihli kararı ile gaziler, şehit ve gazi dul ve yetimleri, özürlüler, öğrenciler ve 65 yaşını doldurmuş kişileri kanunun birinci fıkrasından muaf tutan bir karar almış iken, bugüne kadar belediyeler (İstanbul, Ankara ve İzmir dahil) 60 yaşındaki vatandaşların toplu taşım hizmetlerinden indirimli yararlanmaları için böyle bir karara ihtiyaç duymadılar ve bu vatandaşlarımızı toplu taşım hizmetlerinden indirimli olarak yararlandırmaya devam ettiler. Kimse de, “neden böyle yapıyorsunuz” diye hesap sormadı.
Ta ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eshot Genel Müdürlüğünün toplu taşım kartları ile ilgili yeni bir yönetmelik hazırlayıp, meclis kararı ile Sayıştay’a göndermesine kadar. Sayıştay, “Bakanlar Kurulu, sadece 65 yaşından yukarı vatandaşların indirimden yararlanacağını belirtmiş. Öyleyse 60 yaşından büyük kişilere indirim yapamazsınız” deyip, yönetmeliği geri gönderince, bizim sütten ağzı yanan Büyükşehirimiz, (65 yaş ayrımı yapmaksızın) 31.12.2011 tarihi itibariyle bütün 60 yaş kartlarını iptal ediverdi. Neymiş efendim, Sayıştay zimmet çıkarırmış. Ödeyebileceği miktar olsa cebinden öder, gene uygularmış amma rakam onun servetini bile aşıyormuş. Falan, filan. Açıkçası korku dağları bekliyor.
Oysa kanun açık. Ankara, İstanbul’da yapılan uygulama açık. İzmir’de de bugüne kadar yapılan uygulama açık. Hadi İstanbul, Ankara iktidar belediyeleri olduğu için dokunulmadığını varsayalım. Peki, bugüne kadar yapılan uygulamadan dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesinden neden hesap sorulmadı? Zimmet çıkarılacak olsaydı, çoktan çıkarılmaz mıydı?
Neyse ki; Ak Parti’nin zorlaması ile, 45 bin 384 yaşlı vatandaşımızın iteklemesi ile, büyük belediyemiz cesaret ve gayrete gelip, “Ankara Modeli”ni uygulamak üzere harekete geçmiş bulunuyor. Son meclis gündemine “Başkanlık önergesi” olarak giren konu, inşallah hayırlı bir sonuca ulaşır ve yaşlı vatandaşlarımız evlerine kapanmaktan kurtulur. Böylece, her sıkıştığında topu taca (pardon hükümete) atan büyük belediyemiz de, bir sorunu çözmek hususunda elini taşın altına sokmuş olur.
Şimdi benim kafamı karıştıran asıl konu şu doksan dakika uygulaması.
Aslında doksan dakika uygulaması da bir nevi indirim değil mi? Doksan dakika içerisinde üç defa toplu taşım araçlarını kullanan bir kişiden sadece bir biniş parası almak bal gibi de indirim.
Peki, Bakanlar Kurulu bu indirime izin verdi mi? Hayır
O zaman, bizim sütten fena halde ağzı yanmış büyük belediyemiz, “Sayıştay bu konudan dolayı zimmet çıkarır, savcılar soruşturma açar” diye bu uygulamayı da kaldırıverirse ne yaparız?
Aman ağzımdan yel alsın!









