Geçen hafta Alman Cumhurbaşkanı görevinden istifa etti. Eşini yanına alarak istifa gerekçesini açıklayarak “Etik olmayan bir şekilde düşük faizle ev kredisi aldım ve sizlerin güvenini suiistimal ettim. Görevimden istifamı isterken bu görevi daha uygun biri yapması için önünü açıyorum” Kısacası istifasını buna benzer cümleler kurarak yapmıştı.
Peki bu Alman Cumhurbaşkanını istifaya götüren süreç neydi. Bunu biraz hafızalarımızı tazelemek anlamında tekrar yazalım.
Eşi ile yaşayacağı kredi ile bir ev almak istemiş. Biraz kredi faizinin düşük olmasını talep etmiş! İşin temel meselesi bu. Daha sonra kabahati daha büyük. Arkadaş ve bazı iş adamlarının yazlıklarında tatil köylerinde tatil yapmış. Size garip gelebilir. İnanın Alman Cumhurbaşkanını istifaya götüren konu ve olaylar bunlar.
Şimdi biraz hafızalarımızı tekrar tazeleyerek kıyaslama yapalım.
Bizim Başbakanımız işadamlarının yazlıklarında tatillerini geçiriyor özel yatlarında Akdeniz turlarına çıkıyor, çocuklarını iş adamlarının bursu ile Amerika’larda okutuyor yani çocuğunu bile iş adamlarının bursları ile okutan bir başbakanımız ama istifa etmediği gibi prim bile yapıyor.
Aradaki farkı görebiliyor musunuz? Ülkem insanı buna hiç dikkat etmediği gibi hala ülkenin ve dünyanın sayılı zenginleri arasına giren Başbakanımızla övünüyoruz da. Bal tutan parmağını yalar misali.
Bir gecede çıkarılan MİT yasaları ve aynı gün meclisten gelen yasa tasarısının bekletilmeden Cumhurbaşkanımızca onaylanması, işte aramızdaki farklar. Biz kelimenin tam anlamıyla bir 3.dünya ülkesiyiz. İtiraf edelim. Havaları bırakalım.
Cemaatle koalisyon ortağı hükümetimiz dinci bir nesil yetiştirme projelerini artık açık açık deklare ediyor. Ne diyelim, güzel ülkemin güzel insanları her şeyin en iyisine layıktır. Yine bu iktidarın iyi İslamcı nesil politikalarının bir yansımasını atadıkları bir orta öğretim müdürü yeni neslin nasıl olacağını açıkladı dün. Hatta bu yeni nesilleri genetik teste tutup cenin aşamasında yok etmeyi bile öneriyor. Bu konuyu önümüzdeki günler çok tartışacağız sanırım. İşte bunların Hitler kafaları artık yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı. Ailenin soy ağacında suçlu varsa bu çocuğunda suçlu gelişeceği mantığı ile cenin evresinde katlini savunan eğitimci. İşte ülkemizi eğitimde getirdikleri son durum.
Bu arada MİT yasası ile Sayın Başbakan bir açıklama yaptı. Ben seçilmişleri atanmışlara kul küle ve de yem etmem diyor. Yani tam bir takiye yapıyor. İşine nasıl gelirse öyle yapıyor ve konuşuyor.
Peki sana sormazlar mı o zaman. Sekiz milletvekili şuan atanmışlar nedeni ile cezaevinde. Millet iradesi o seçilmişleri meclise seçtikleri halde getiremiyor. Bu ne çifte standart. Biraz özü sözü doğru olmanız gerekmez mi? Halkın gözlerinin içine bakarak kandırmaca yapmayın bari.
İstanbul Emniyetindeki yaklaşık 700 polisin sürgünü de cemaat-iktidar çatışmasının Mit-Emniyet-yargı süreci içerisinde açığa çıktı ve sürgün operasyonları ile dizayn edilmeye çalışıyorlar.
Bir de açıklama yapıyorlar. Aramızda bir sorun ve çelişki yok diye. Biz aynı düşünüp birlikte hareket ediyoruz diye. Yani inkar olmadığı gibi teyit de ediyorlar.
Buradan aklıma geldi. İBB Başkanı Sayın Aziz KOCAOĞLU acaba seçilmişleri Belediye Başkanlarını Meclis üyelerini neden atanmışlara mum ediyor. Neredeyse seçilmişleri iş takipçisi güvensiz tipler gibi algılayıp atanmışların odasına bile giremiyorlar. İlçe Başkanları projelerini anlatacak geçirecek atanmışlar karşısında neredeyse takla atacaklar. Bu ne çelişkidir değil mi?
AKP mantığı ve ekip anlayışı düşündaşları ve siyasi ekiplerini sonuna kadar koruyorlar. CHP oyları ile yerelde iktidar olan İBB Başkanı siyasi olmayan farklı siyasi düşüne sahip ne kadar insan varsa kadro ve ekip oluşturmuş ve seçilmişleri mum ediyorlar. Fark bu işte! CHP il Başkanın da İBB başkanı Sayın Aziz KOCAOĞLU’NU başarılı buluyor.Politika mı yapıyor? İçinden geldiği gibi mi konuşuyor? Anlamakta zorlandım. Bir anlayanınız varsa yorumlarında alayım. Belki bizim görmediğimiz bir meziyeti vardır.
Metro ortada, 60 yaş kartı ortada, İBB kadroları ortada, yolların trafik sıkışıklığı ortada, çevre düzenlemeleri ortada, alt geçit ve üst geçit yetersizlikleri ortada, İzmir esnafı mutsuz ve huzursuz, adeta kiralarını çıkaramıyorlar neredeyse batma noktasında, ulaşım desen otobüs seferleri durak değişiklikleri sabahları çıkın vatandaşlarla bir otobüse binin tepkileri yerinde görün.
Alman Cumhurbaşkanın etik istifa dersinden öğreneceğimiz çok şey olsa gerek. Dedik ya yaşam bir okul okumasını öğrenmesini bilene.
Kalın sağlıcakla.









