İzmir:
İstanbul:
Ankara:
Aydın:
Muğla:
Denizli:
       USD: 1.8207 EUR: 2.3249 GBP: 2.8776
Mehmet Gültekin
mehmet4435@yahoo.com.tr

Yalaka Nesil

Zeytinyağı, tereyağı, mısır yağı, çiçek yağı, margarin yağları vs. Bunlar özellikle insanlık için çok değerli besin kaynaklarıdır.

Birde besin kaynağı olmayan ancak insan hayatında önemli yeri olan sanayi yağları vardır. Gres yağı, gazyağı, yağlı boya gibi.

Bu yağlardan farklı olan, insanlık için değeri ve önemi olmayan, ama son zamanlarda çok para eden sanal yağcılar var. Bunların işi gücü ihtiyaca göre güzel laf üretmektir. Bunlara yağcılık özellikle öğretilir. Çünkü  yağcılık kolay bir iş değildir. İnsanın onuru ile ters orantılıdır. Biri yükselirken diğeri alçalır.

Bu yağcılar maharetlerini özellikle politikada sergiler ve bunu paraya çevirirler. Önce vatan, millet, Sakarya diyerek politikaya ilk adımlarını atarlar. Sonra hedeflerine varmak için aklınıza bile gelmeyecek her türlü kılığa girer bizi güzel sözlerle kandırırlar. Üstelik bunların en büyük yalanı da  “dürüstüm” demek ve  inandırıcı konuşmaktır.

Oysa tırnak içinde  benim tespitim:“Ben dürüstüm” diyene değil de ben “biraz ve bazen hırsızım” diyene inansaydık daha mı gerçekçi  olurdu?

Neyse konuyu dağıtmayalım...

Yağcılığın biraz daha ilerlemiş haline de dalkavukluk denir. Bu değerlendirmeyi yaparken aklıma patlıcan dalkavukluğu fıkrası geldi.

Padişahın biri patlıcanı çok severmiş, ne zaman " patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum" dese dalkavuğu da "aman padişahım siz söyleyince ağzımızın suyu akıyor. Akşam olsa da yesek"

Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa " şu imambayıldıyı icat edenin makamı cennet olsun, nefis bir yemek insan yemeye doyamıyor" dermiş.

Gel zaman git zaman padişah patlıcandan nefret etmiş, sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı patlıcanın "p" harfinin gelmesini bile yasaklamış. " şu patlıcan musakkanın neresini beğenirlerde yerler bir türlü anlamıyorum" dediğinde dalkavukta padişahın sözünü tamamlarmış. "Aman padişahım bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım" dermiş.

Tabi ki herkes aynı değil. Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş "ya hu sen bir zamanlar patlıcanı met eder ve adeta göklere çıkarırdın. Şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun. Nasıl olurda bu kadar değişebilirsin hayret" deyince.

Dalkavukta hemen cevaplamış.

"Bana bak arkadaş bana bak ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?

Bu fıkrayı anlatırken hemen aklıma Montesguieu'nun meşhur sözü geldi. "dalkavukluğun sağladığı çıkar dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar"

Bu sözün üstüne başka bir söz olmaz.  Ama yok, yetmez diyen varsa son olarak; daha  düne kadar ileri demokrasi diye bağıranlar “yargı herkese dokunmalı”, “üstünlerin hukuku olmaz hukukun üstünlüğü olur” diyenler bugün ne yazık ki bizi aptal yerine koyarak “MİT Müsteşarına kimse dokunamaz” diyor.

Bunları hak ettik mi?

Evet ettik…

Burada bir şeye değinmeden bu yazıyı bitirmeyelim. Yalakaların hakkını da onlara teslim edelim.  Yalaka olmak göründüğü kadar kolay bir iş değildir. Önce onurunu satmaya karar vereceksin. Sonra bunu alacak birini bulacaksın. Alıcıyı bulunca da onurunu satarak kısa yoldan paraya çevirmen gerekiyor. Yoksa atı alan Üsküdarı geçer. Sende yalaka olduğun halde arkasından bakarsın.

Peki ülkemiz batıyor mu? Çıkıyor mu?

Bunun cevabını da artık siz verin…

KULAĞA KÜPE:Yağcılıkta semirenler şunu iyi bilsin, keser döner sap döner. Yağlar erimeye başlayınca, yağcılıktan el de ettiğiniz  mevkilerde, mal mülk de bir gün yok olur gider.

NOT:1: Aziz Kocaoğlu ve Büyükşehir Belediyesi hakkında son zamanlarda yazı yazmıyorum. Yargı vurmuş zaten,  düşene tekme vurmak namertlik olduğu için ben karışmıyorum.  Ama Büyükşehir çalışanları son zamanlarda dertli. Belediyede ulaşım Pasoları kaldırılıp, bunun yerine her çalışana 100 TL nakit para verilmeye başlanmış. Buda çalışanlar arasında haksızlığa yol açmış. 

Bildiğiniz gibi Büyükşehir belediyesi ve şirketlerinin,  çalışanları içinden küçümsenemeyecek bir sayıda çalışan, belediyenin kendi malı veya kiraladığı araçları kullanırlar. Bu araçların benzin dahil her türlü masrafı da belediye tarafından karşılanır. Bu makam arabasını kullanan ayrıcalıklı çalışanlar  bu araçları belediye işlerinde kullandıkları gibi,  sabah ve akşam eve gidip/gelirken  de kullanıyor.

Böyle olunca  bunların ulaşım giderleri olmadığı halde bu 100 TL ulaşım parasını analarının ak sütü gibi alıyorlar. Birde belediyede makam aracı verilmeyen çalışanlar var. Bunların arasından işyerinden evlerine gidip gelirken en az 4-5 araç kullanan var. Bu haksızlık değil mi? Bunu düzeltilecek bir çalışma yaparsanız , çalışanlar arasında adalet sağlanmış olursunuz sayın başkan.

NOT:2: Başbakan evinde hasta haliyle İstanbul’da toplanan AKP’li gençlere “telekonferans” yöntemiyle seslendi. Televizyonda gördüğüm başbakanın sağlığı hiç iyi değildi. Hele hele masadan kızına seslenirken
-“Kızım aşağıdan üstadın gençliğe hitabı olan kitabı getir” dediğinde.

Burada üstat dediği kişi Necip Fazıl’dır.

Necip fazıl başbakanın idol’üdür..

Başbakan sırf Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini küçümsemek için, kinini kusmak için  bu propagandayı yapmıştır.

Ayrıca dinciler  Nazım Hikmet gibi bir dünya şairini , Menderes döneminde devletin örtülü ödeneğinden geçinen  Necip fazıl gibi bir sairle her zaman  yarıştırmaya çalışmışlardır. Çünkü bunların gurur duyacakları bir Nazım Hikmet’leri hiç olmadı. Mecburen onlarda buna sarılmışlar.

Peki Necip Fazıl Kimdir?

Necip Fazıl, 26 Mayıs 1904’te İstanbul’da doğdu.

Kendi deyimiyle şairliği, hastanedeki annesine ziyarete gittiği on iki yaşında başladı.

Amerikan ve Robert kolejlerinde ilk ve orta öğrenimini tamamladı.

Bahriye Mektebini (Askeri Deniz Lisesi) bitirdi.

1923’te, yani Cumhuriyet’in ilan edildiği günlerde ilk şiirini yayınlattı.

1924’te İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü‘nden mezun oldu.

Devlet bursuyla Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’ne gönderildi.

Ancak yine kendisinin verdiği bilgilere göre, doğru dürüst okula gitmedi. Çünkü gece hayatının şehvetine kapıldı ve en önemlisi de kumar illetine tutuldu. Babaannesinden kalan serveti, burada tüketti.

Türkiye’ye dönüş biletini bile arkadaşları aldı.

Ancak kumar oynamaya Türkiye‘de de devam etti.

Büyük üne kavuştu ama şöhret, para, alkışlar ruhunu doyurmaya yetmedi.

Geceleri Asmalımescit’te arkadaşları ile buluştu, esrar çekti, kumar oynadı.

Kendi deyişiyle; 1934 yılında Abdülhakim Arvasi ile tanıştı ve manevi dünyasını geliştirdi. Böylece de bohem hayattan ve kumardan kurtuldu...

Kendisi her ne kadar 1934’ten sonrası için “arındığını” söylese de polis kayıtları bunu doğrulamıyor:

Çünkü 1950’de, Taksim’de bir apartmanın bodrum katında kumar oynarken, bizzat dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Aygün tarafından yakalandı.

Ve kendisi, orada bulunma gerekçesini, “röportaj yapmak” olarak açıklamaya çalıştı.

Ancak...

Yassıada’daki yargılama sırasında, Adnan Menderes’in örtülü ödenekten Necip Fazıl’a yıllarca ödeme yaptığı, şairin de bu parayla kumar borçlarını kapattığı ortaya çıktı.

Bir yandan  İsmet İnönü başta olmak üzere, Başbakan’ın “kara suratlı” dediği bu ülkenin kurucuları...

Diğer yanda; hayatı çelişkilerle dolu olan Necip Fazıl...

Tercih sizin:

Hangisi sizin kahramanınız?

22/02/2012 10:51

Yazarın arşivine ulaşmak için tıklayın
Yazarlar
Magazin Haberleri

Komşu kavgasını ayırırken bıçaklandı

Komşu kavgasını ayırırken bıçaklandı

Metin Arolat bu sabah bacağından bıçaklandı.Arolat, bu sabah 05:00'de komşularının kavgasını duyup ayırmaya çalışırken bıçaklandı.Bacağına dikiş atılan ünlü şarkıcı bu haberi twitter sayfasından şu sözlerle duyurdu; "Sabahın beşinde komşu kavgası ayırmaya kalktım, bacağımdan yaralandım.Dikiş mikiş, karakol derken anca eve girdim.

Anaaa sen de mi!

Anaaa sen de mi!

Özcan Deniz; Twitter'a üye olup doğum gününü kutlayan annesini sanal âlemde görünce şaşırdı: Anaaa, sen de mi öğrendin tweet atmayı?Özcan Deniz'in annesi, sessiz sedasız Twitter'a üye olup oğluna sürpriz yaptı. Kadriye Hanım, 19 Mayıs'ta 40 yaşına giren oğlunun doğum gününü şu tweet'le kutladı: Canım oğlum, doğum günün kutlu olsun.Yavrum, Allah senin gibi evlat her anneye nasip etsin.

Adadan böyle döndü

Adadan böyle döndü

Geçen hafta “Survivor Ünlüler-Gönüllüler”e veda eden Mustafa Topaloğlu, Türkiye’ye dönüşünde davul zurnayla karşılandı.“Survivor”da geçen hafta Cevher’le SMS’e kalan ve oylama sonucu yarışmaya veda eden Mustafa Topaloğlu, önceki gün İstanbul’a döndü.Dominik Cumhuriyeti’nde yaklaşık iki ay kalan ünlü türkücüyü havaalanında coşkulu bir kalabalık karşıladı.

Rastalı Zehra

Rastalı Zehra

Hülya Avşar’ın kızı Zehra Çilingiroğlu, rastalı saçlı yeni imajını Twitter sayfasından paylaştı. Hülya Avşar ve Helin Avşar’ın da bir dönem denediği modeli uygulayan Zehra, saçlarının zarar görmesi istemeyen annesini zor ikna edebildi.Annesinden uzun süre izin almaya çalışan, sonunda izni koparan Zehra, yeni saçlarını çok beğendiğini söyledi.

6 ayda bu hale geldi

6 ayda bu hale geldi

Oyuncu Ceyda Ateş'in 6 ayda aldığı kilolar dikkat çekti.Ateş’i yapımcısı Fatih Aksoy ‘Yanakların şişti, dikkat et’ diye uyardı.“Adını Feriha Koydum” dizisinde Hande karakterini canlandıran Ceyda Ateş Bebek’te bir restaurant çıkışı görüntülendi.6 aydır Günaydın Et Lokantası’nın ortaklarından Can Yurtsevdi ile birlikte olan Ateş’in kilo aldığı dikkat çekti.Vatan gazetesine konuşan 24 yaşındaki oyuncu fazla