|
> Ordan, Şurdan, Burdan... |
Eklenme Tarihi:
2010-07-21
Okunma Sayısı: 528
Yorum Sayısı: 1
Ordan, Şurdan, Burdan...
ORDAN, BURDAN, ŞURDAN…
En son 18 Nisan 2010 da, “YAPAY GÜNDEM YARATMA USTALIĞI ,, Başlıklı bir yazı yazmıştım o tarihten bu yana da gündemle ilgili yazmamıştım.Bu yazımı da gelişen olayları yorumlamaya çalışarak oluşturmak istedim.
Terör, Sonuçlandırılamayan davalar ve Referandum süreci gibi konu başlıları altında bir değerlendirme olacak yazım.
TAŞERON TERÖR;
Terör hiç şüphe yok ki ülkemizin yine en önemli gündem maddesi. Kimilerine göre Terör kabuk değiştiriyor, Kimilerine göre Taşeronlaşıyor. Kimine göre öyle, kimilerine göre böyle olmasının bir önemi yok bence, Terör can almaya devam ediyor Gelinen noktada Terör artık sadece bir iç sorun değil, anlaşılan o ki Terör artık bir dış sorunda. Genel Kurmay Başkanı Terör’ün Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru hattı projesini engellemek için taşeron olarak kullanıldığını söyledi. Bundan benim çıkardığım sonuç şu ki; Taşeron tutan bir müteahhit de var. Taşeron belli biliniyor ama müteahhit bilinmiyor, biliniyor da açıklanmıyor da olabilir.
Bu durumu bir soru ile açmak istersek sorulacak soru şudur. Müteahhit kim ve neden açıklanmıyor?
Bu güne kadar Kürt Halkının özgürlükler mücadelesi diye sunulan durumu da irdelemek gerek. Eğer taşeronluk varsa ki yalanlanmadı, o zaman Kürt halkının haklarını savunmak söylemi bir aldatmacadır. Bu durum da Halkların kardeşliği, Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı, Kürt halkının özgürlük mücadelesi gibi sol jargonlu söylemlerde geçerliliğini yitirmiş demektir. Yada zaten başından beri yoktu da denilebilir.
Ayrılıkçılık; En başından beri Ayrılıkçı Terör örgütü deniliyordu. Şimdi Kamuoyunda Birliktemi yaşamalıyız yoksa ayrılalım mı tartışılıyor. Bu açıdan da Terör örgütünü tanımlarken de hata yapıldı denebilir mi? Bir şaşılıkta; Terör’ün meclisteki destekçileri diye suçlanan siyasal hareketin durumunda.Hep ayrılıkçılıkla suçlanan bu insanlar ayrılamayız diye yüksek sesle itiraz ediyorlar.
Sonuç olarak iyi olan şu; Toplumumuzun önemli bir bölümü ayrılma fikrine sıcak bakmıyor.
Terör örgütünün esas amacının Emperyalist güç odaklarına hizmet etmek olduğu da tüm çıplaklığı ile açığa çıkmış durumda.
Sorun, Hükümetin Terör’ün çözümün de takındığı tavır.Kendileri dışındaki tüm siyasal partileri bir biçimde Terör’ün yandaşı,Terör’den siyasal olarak nemalananlar olarak görmesi.Bunun yerine Terör’e karşı birlikte çözüm arayalım noktasına gelinmesi lazım.Çağırıyorum gelmiyorlar,soruyorum söylemiyorlar diyerek geçiştirilmemeli.Aksi takdirde Hükümet bu işin edebiyatında demek haksızlık olmaz.
Son olarak Ordu’nun içinde Terör örgütü üyeleri var iddiasına ne demek lazım.Laf ola beri gele türünden atlatılabilecek bir iddia değildir.Meclis Başkanı konuyu değerlendirirken izledim,vardığım kanı Meclis Başkanının gizli bir memnuniyet içinde olduğudur.Sanki Rütbeli birisi çıksa bu durumda olan, keyiften dört köşe olacak bazı çevreler vardır der gibiydi.
ERGENEKONDAN BALYOZ’A;
Nereden Nereye gelindi. Ergenekon soruşturmasında bir arpa boyu yol gidilemedi. Suç tarif edilemiyor, suçlananlar mahkum edilemiyor. Mustafa BALBAY beş yüz gündür gözaltında. Bir Adalet mekanizması ki kaplumbağa hızıyla bile ilerleyemiyor.Sözüm ona Susurluk sanıkları cezalandırılacaktı, Devlet içine yuvalanmış çeteler cezalandırılacaktı..Bırakın cezalandırılmayı, bu dava ile kamu oyuna mağdur gösterilmeye çalışılmaktadırlar.Bir tane Faili meçhul cinayet gösterin aydınlatılmış.
Ergenekon ile ilgili iki değerlendirmeyi sizlere aktarmak isterim;ilki Sevgili İLHAN SELÇUK’ tan “Ergenekon; Bizi,Ülkenin Aydınlarını, Devlet içindeki suç örgütleri ile yan yana gösterme çabasıdır.,, Bence de davanın esas amaçlarından biride budur.
İkincisi;Devletin Yasal olmayan faaliyetleri Kitabından;
“Bu sorunlu soruşturma sürecine rağmen, Ergenekon soruşturması ve davası, ilk kez uzun yıllardır devlet içinde işleyen yasal olmayan bir yapılanmanın var olduğu iddiasına dayandığından,Türkiye’deki derin devlet iddialarının tümünü dava konusu yapacak bir potansiyel taşıyor.
Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkan belgeler,Susurluk olayı’nın kapsamının genişletilerek yargı sürecine konu olabileceğini düşündürdü.Ancak Ergenekon davasının temel eksenini AKP Hükümetinin devrilmesi girişimleri oluşturuyor.JİTEM’ le ilgili iddialar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili soruşturmalar hükümeti devirmek amacı ile gerçekleştirilmediyse dava kapsamına alınmıyor.Ergenekon davasının kapsamına girmeyecek olan(Bana göre aslında girecek olan olması lazım ama kitabın orijinal hali gibi yazdım) JİTEM eylemleri ve faili meçhul cinayetler adeta karanlığa terk ediliyor.Hükümet devirmek, pek çok operasyon düzenlenmesini,pek çok kişinin tutuklu olarak yargılanmasını gerektirecek kadar önemli bir itham olarak gündeme gelmişken,faili meçhul cinayetlerle ve kayıplarla ilgili davaların ve süren Susurluk davasının,Ergenekon davası kadar ses getirmediğini biliyoruz.,,
BALYOZ ’da durum daha da vahim. Savcılar hazırladıkları iddianameyi kabul edecek mahkeme bile bulamadılar daha.(yazımı Pazar günün toparlamıştım 19 temmuz pazartesi günü İstanbul 10.ağır ceza mahkemesinin iddianameyi kabul ettiğini öğrendim basından ancak bu durumun vehameti ortadan kaldıracağına inanmadığım için yazımı değiştirmiyorum.) Erzincan Başsavcısına yapılanları yazarken bile utanıyorum.Yazıklar olsun.Şimdi Başsavcı serbest,dosyalar il il dolaşıyor.Eeee Sayın Başbakan,Sayın Adalet Bakanı Hukukun içine siyaset soktunuz dersek alınır mısınız acaba.
Anayasa Mahkemesi Kararlarındaki bir durum tespitini Mahsun TÜRKER yaptı; Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL tarafından atanan üyelerin alınan kararlarda bila istisna aynı yönde oy kullandıklarını tespit ediyor DSP Genel Başkanı.
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımıza atamalarda yanlı davranıyorsunuz dersek suç işlemiş olur muyuz.
ÖZELLİKLİLER;
Terörle mücadelede hükümetin yeni önerisi özel sınır birliği. Gerekçeyi Başbakan açıkladı;Şehit cenazeleri infial uyandırıyor.Yani anladığım şu; Şehit özel olmayan asker olursa infial oluyor,özel asker olursa infial olmaz.,Böyle bir şey kabul edilebilir değil.
Belki Başbakan da benim anladığım gibi söylemek istememiş olabilir. Özel birlik Ordu birlikleri içerisinden daha iyi eğitim almış Askerlerden oluşacak ve bu birlikler sınırda çatışma olabilecek yerlere konuşlandırılacak demek istemiştir. Bunun için özel bir yasaya yada meclis iznine ne gerek var onu anlayamadım.
Bu ülke daha önce de özellere tanık oldu; Özel harp dairesinin KONTR-GERİLLA’ ya, ÖZEL-TİM’ in Faili meçhul ciye, Özel yetkili savcıların Ergenekon’ cuya dönüştüğü özel örnekler önümüzde duruyor.
Yaratılacak yeni özel durum da umarım bunlar dikkate alınacaktır.
REFERANDUM;
Nihayet geldik Referandum’a; Yaklaşık iki ay Referandum ile yatıp,Referandum ile kalkacağız.12 Eylül de evet çıkarsa mutluluktan uçacağız, 12 eylülde idam edilen gençlerin hesaplarını sormuş,işkenceden geçirilen yüz binlere yaptıklarını fitil fitil burunlarından getirmiş olacağız. Evet çıkarsa 12 eylülde Kenan EVREN başta olmak üzere yaşayan tüm cuntacıları ve onların işkencecilerini yaka paça içeri atacağız. Bütün sorunlarını çözmüş,özgür ve müreffeh bir ülke olacağız.
Bu duyguya AKP’nin Referandum kitapçığının kapağını görünce kapıldım. Henüz okumamış olmama rağmen,birde okursam vay halime.
Hayır çıkarsa ne olacak tam anlayamadım.Biraz daha izleyeceğim muhalefeti.Her ne kadar MHP vuvuzelalı bir basın toplantısı düzenlediyse de,beni durumum hala anlayana sivri sinek saz durumu. 12 eylül gecesi evet umarak uyuyanların,sabah uyandıklarında aynı güneşin altında,aynı toprakların üstünde aynı hükümetin,aynı Başbakanın yönetiminde olduklarını fark ettiklerinde yüzlerini görmek isterim.
Hayır çıkacağını bekleyenler için de durum aynı aslında ama bir farkla,güneş aynı güneş,toprak aynı toprak olacak da,Hükümet ve Başbakanın durumu ne olur Allah bilir.
Duruma denk düşer mi bilmem ama bir trajikomik fıkra ile son verelim şimdiki Referandum yazısına.
Oduncular ellerinde hızarları(Canavar gibi) Ağacın dibine gelmişler. Durumu anlayan ağaç dile gelmiş kesilmemek için yalvarmış. Oduncunun biri ağacı ikna etmek için üzülme kesilince daha önemli bir hizmet göreceksin, seni kağıt fabrikasına göndereceğiz demiş. Ağaç iyide ne yararım olacak ki diye sorunca, ikinci oduncu yanıtlamış;Defter,Kitap kağıdı olmayı başarabilirsen Çocukların okuma yazmalarına yardımın dokunacak o zaman iyi ama birde Eczacı Mendili olursan işte o zaman hapı yuttun.
Evet çiler için;Evet çıkarsa iyi; amma…!
Hayırcılar için de Hayır Çıkarsa….!
Böyle önemli bir konu bir yazının son paragrafına sığmaz,birkaç yazı yazmak lazım
BİR ELEŞTİRİ DE EGENİN SESİ’NE;
Yazımı Referandumla bitirecektim lakin yazı yazdığım gazetede bana göre eksik ve yanlış olanları eleştirmez sessiz kalırsam hem kendime,hem okuyucularıma haksızlık etmiş olurum diye düşündüm.Bir gazetenin sayfalarının,yada internet sitesinin(popüler adıyla haber portalı nın)önemli bir bölümü bir siyasi partinin iç işleyişi ile ilgili olmamalıdır.Hem eleştiriye ayrılan yer bu kadar, hem de kullanılan eleştiri üslubu bu biçimde olmaz. CHP den bahsettiğimi anlamışsınızdır sanırım.
EGENİN SESİ Emekten yana,yolsuzlukların karşısında olan; yolsuzluğu ve yasa dışılığı kim yapmış olursa olsun kanıtlarıyla birlikte yansız ve korkusuzca yazabilen bir gazetecilik geleneğinin devamıdır diye bilirim.Kimsenin kişisel haklarına saldırmadığı gibi,kimseyle kişisel bir hesaplaşmanın içinde olmaz sanırım.
İlkeleri bu kadar net ve kalın çizilmiş bir gazetenin, Bir Partinin örgütsel işleyişini bu üslupla ve yöntemle okurlarına duyurmasını eleştiriyorum.CHP’nin örgüt belirleme ve yönetme tarzını bende eleştiriyorum,ama bunu bu denli sıklıkla yazmak doğru değildir,bir gazetenin işi de yalnızca bu değildir.
Sevgili Sinan KARA Sağduyulu bir insandır; sakin kafa ile düşünecek ve gazetenin eleştirel çizgisini bu konuda yeniden gözden geçirecektir, geçirmelidir.
|
|
|
| YORUM YAZINIZ |
Yorum Yazan:
Cafer ESEN |
Yorum Tarihi:
12:19:27 - 04 Ağustos 2010 Çarşamba |
|
Yorum:
HAY YAŞAYASIN SEVGİLİ BAŞKANIM. AMATÖRCE DE OLSA UZUN YILLAR BU İŞİN İÇERİSİNDEYİM. GAZETECİLİK BU MU..? BU NASIL ÜSLUP, NASIL YAKLAŞIM...KÖKLÜ KURUMSAL BİR YAPIYI KİŞİLER ÜZERİNDEN YIPRATARAK NEREYE VARILIR.SİYASETE YA DA TOPLUMSAL OLAYLARA YAKLAŞIRKEN OBJEKTİF OLMAYA ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR..OLAY KİŞİSELLEŞTİRİLDİĞİ, KİŞİLERE GÖTÜRÜLDÜĞÜ ZAMAN; İYİ NİYETLİ DE OLUNSA OLUMLU SONUÇ ALINAMAZ... SELAMLAR, SEVGİLER |
|
|
|
|
|
|
Ege'nin Sesi Gazetesi Son Sayısı
|
|
|