Egennin Sesi
SON DAKİKA :
09:21:39 - 06 Eylül 2010 Pazartesi ' Danimarka roketi kımıldayamadı!
Danimarkalıların uzaya roket fırlatma girişimi fiyasko ile sonuçlandı. Baltık Denizi'nde yapılan denemede roket olduğu yerde kaldı. Amerikalılar ve Ruslara özenen Danimarkalılar, tarihlerinde ilk kez ürettikleri roketi uzaya...
 
Nem : 54%
Sıcaklık : 26°C Rüzgar : 4 km/sa
Hissedilen : 26°C Durum : Açık
USD: Alış (1.4994) - Satış (1.5066) EUR: Alış (1.9241) - Satış (1.9334) GBP: Alış (2.3100) - Satış (2.3221) AUD: Alış (1.3630) - Satış (1.3719) DKK: Alış (0.2584) - Satış (0.2597) CHF: Alış (1.4726) - Satış (1.4821) SEK: Alış (0.2057) - Satış (0.2078) CAD: Alış (1.4230) - Satış (1.4294) NOK: Alış (0.2436) - Satış (0.2453) SAR: Alış (0.4010) - Satış (0.4017) JPY: Alış (1.7716) - Satış (1.7834)
Süleyman Gençel > EKİP`in TARİHİ -13- Yorumlara Yorum...
Yazarın Diğer Yazıları:


Süleyman Gençel

Eklenme Tarihi:
2010-07-30

Okunma Sayısı: 1768

Yorum Sayısı: 6

EKİP`in TARİHİ -13- Yorumlara Yorum...


Ezilenler ve ezenler…

Yıllarca meseleyi sadece bu noktada çözümleyip ezilenlere destek çıktım, ezenleri eleştirdim.

1980 öncesi daha 17 yaşında iken Kürt hakları için daha çok mücadele veren sosyalist örgüt Kurtuluş grubu içinde çalıştığımda da yaptım. Rızgari, Ala-Rızgari gibi PKK öncesi Kürt grupları ile Kurtuluş içerisinde İstanbul Üniversitesi’nde birlikte mücadele ettim.

Bu nedenle 12 Eylül 1980’de işkencenin üst seviyelerini yaşadım.

Türkiye’de giderek artan yangına doğru çözümler bulmaya, bunları tartışmaya çalıştım.

Yıllar sonra CHP içerisinde yine bu ayırımcılığa karşı durdum. Hatta Abdürrezzak Erten’in geliştirmeye çalıştığı “Gri Proje”ye destek verdim. Sadece siyahlar, sadece beyazlar olmaz İzmir’de diye…

Şu sütunda bunu vurgulamak isterim. Yaklaşık 30 yıllık politik hayatımda sadece bir tarafın özeleştiri yapması ile bir çözüm üretilmiyor.

Bugüne kadar “Biz de yanlış yapıyoruz” diyen, elini taşın altına koyan doğu kökenli birine maalesef rastlamadım.

Hep, “biz eziliyoruz, bizim hakkımız” edebiyatı.

Sağlıklı bir açılım da gelmiyor doğudan. Kürt entelektüelleri de ortak bir noktada bir çözüm üretemiyorlar.

Nitekim ABD Türkiye Büyükelçisi, BDP milletvekili Sırrı Sakık ile görüşmesinde şu noktayı açıkça belirtti:

Türkiye’den ayrılırsanız, Kürt devleti üçüncü sınıf bir Ortadoğu devleti olur, Türkiye tam Batılı bir ülke olarak hayatına devam eder.

Bunun net açılımı şudur: “Siz kültürel yaşam çerçevesinde tek başınıza Batılı, demokratik bir devlet olmayı başaramazsınız. Türkiye ile birlikte olmak zorunda, Türkiye’nin lokomotifi üzerinden yürümek zorundasınız.

Yıllarca Türkiye karşıtlığı nedeniyle PKK’ya destek veren Yunanlılar da son dönemde bu konuya aynı pencereden bakmaya başladılar.

Neden?

Çünkü yaşam pratikleri içerisinde aynı kültürel yapıda almadıklarını gördüler. Hem de ciddi örneklerle.

Yunan gazetelerinin üçüncü sayfalarına şöyle bir göz atarsanız, sadece demokrasi için mücadele eden ve evlerini açan bazı Yunanlıların ne tür sorunlar yaşadığını görürsünüz.

Bu tür örnekler az olsa da herkesin bildiği gibi toplumun genelini bir anda etkileyebilir.

Dolayısıyla sadece ezildiği için ezilenlerin her attığı adımın doğru olmadığını vurgulamak istiyorum.

Hatta daha ileri giderek şunu da söylemek istiyorum: Sağda solda kurulan hemşeri derneklerinin de bu olayı körüklediği kanısındayım. Bu derneklerin siyasette aktif olmaları ve siyasi partilerin de bu derneklere destek vermelerine karşıyım. Her ne kadar Kocaoğlu bu dernekleri çok sevse de maalesef bu derneklerin oynadıkları rol, bugünlerde yaşanan sorunları azaltmıyor, tersine artırıyor.

Bir önceki yazımda belirttiği Ürkmez’deki doğu-batı sorununun ana kaynağı olan yapının bu beldede yaşamını sürdürebilmesi için Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’den ricacı olan kim?

Koçali Al…

Koçali Al’ın kim olduğunu herkes biliyor sanırım.

Bu kadar yıl uluslararası platformda ülkeler ve toplumlar arası barış diyalogunun gelişmesi üzerine yüzlerce sivil toplum örgütü ile çalıştım.

Ama şimdiye kadar Selanikliler Derneği, Moskovalılar Birliği, Berlinliler Dayanışma Derneği ya da Londralılar Federasyonu gibi bir hemşeri derneği ya da örgütlenmesi görmedim.

Çok yazıp çizdiğim Mardinliler ise İzmir’de iki dernek kurdular. Birisi AKP’ye yakın, diğeri CHP’ye…

Yarın bir başka siyasi çizgi Türkiye’de hakim olur ise üçüncü derneğe de hazır olmak gerekiyor.

Yine bir önceki yazımda değindiğim Karabağlar konusuna yeniden atıfta bulunuyorum. Bir CHP’li belediye meseleye kendi ideolojisi çağdaşlık olarak bakmalı ise nasıl oluyor da AKP’ye yakınlığı ile bilinen bir şirket ile organik ilişki kuruyor?

Nedeni çok açık… Şirket sahibi Bitlisli, belediye başkanı Bitlisli…

Sadece CHP’nin değil, AKP’nin de hemşeri derneklerinin fonksiyonlarını sorgulaması gerektiği kanısındayım.

Bir önceki yazımda 30 yıl sonrasını düşünerek proje geliştirilmesinden söz ettim.

Misak-ı Milli gibi bir sorunum da olmadı.

Keza Misak-ı Milli’nin oluşturulduğu dönemde Türkiye’nin sınırlarının bize anlatıldığının dışında İngilizler tarafından çizildiğini de ayrıca vurgulamak gerekiyor. Yıllarca Suriye sınırında bayram törenlerinde yaşanan sülale birleşimini başka hangi mantıkta kavrayabiliriz ki… Ya da Hatay’ın daha sonra Türkiye’ye ilhakını…

Dolayısıyla 80 yıl sonra o günkü sınırların ne olduğunu tartışmak son derece doğal, 30 yıl sonra yine aynı tartışmayı yapmak da…

Sonuçta Avrupa Birliği’nin merkezi sayılacak Belçika’da bile bugün Volanlar ile Flamanların bölünmeyi isteme durumuna geldiler…

Ben sadece her şeyin tartışılması, içi boş kavramlarla, basit yargılar ile sağlıklı bir sonuca ulaşılamayacağını vurgulamaya çalışıyorum.

Ancak gördüğüm kadarıyla bazı okuyucularım bunlara dayalı yorum yapmayı seviyor.

CHP içini bilmeden, günlük siyaseti öğrenmeden önce kimseye “Sen nerelisin, hangi mezheptensin” diye sormazdım. Bana göre her insan insandı. Ancak o kadar çok sorana rastladım ki bu dönemde, büyük bölümü de maalesef doğu kökenli idi, bu soruyu maalesef ben de şimdilerde doğal karşılamaya başladım.

Bu da günlük siyasetin açmazı…

Umarım bu gelişmeleri ortadan kaldıracak daha çağdaş bir projeyi geliştirebilir CHP…

Ama bu yapı ile şimdilik maalesef…

Son bir not İzmir’in multi-kültürel yapısı üzerine…

Maalesef o yapıyı biz, Kurtuluş Savaşı sırasında kaybettik. Şimdi ise sadece avunuyoruz…

EKİP`in TARİHİ -12- 30 Yıl Sonrasına Bakalım

©
Ege'nin Sesi



YORUM YAZINIZ
Adınız:
Mail:
Yorumunuz:
 

Not: Yorumlarınız yönetici tarafından onaylandıktan sonra gösterilecektir!

Yorum Yazan: Yorum Yorum Tarihi: 17:32:36 - 31 Temmuz 2010 Cumartesi
Yorum:
Bu kişiler İzmir de her yeri işgal etti zaten. Demek sıra sahillerde.. Vali göreve !!!
Yorum Yazan: burak haznedar Yorum Tarihi: 15:01:16 - 30 Temmuz 2010 Cuma
Yorum:
Ürkmez'deki tehlikeli gelişme şudur: İzmirli doğu kökenli ve kendini mafya tanıtan bir işadamı, Ürkmez sahillerinde bazı sahipsiz arazileri (aralarında bir kaç tane de sahipleri ölmüş mirascılarından kiralanmış) denize sıfır araziyi ele geçirmeye çalışıyor. Güvenlik güçleriyle de oldukça sıkı fıkı olan bu işadamı engel olmasın diye Başkan Soyer'e Koç Ali Al'ı aracı olarak gönderiyor. Asıl düşünülmesi gereken bu kanunsuz işe güvenlik (polis ve jandama) kuvvetlerinin de göz yumuyor olması. Başkan ne yapsın? Hiç bir zaman devlet göz yummazsa kanunsuz iş yapılmaz. Bakalım İzmir Valisi ne yapacak?
Yorum Yazan: tayfun ilhan Yorum Tarihi: 13:42:39 - 30 Temmuz 2010 Cuma
Yorum:
Sn. Gencel dün ve bu günkü yazılarınızda ''Ürkmez'de tehlikeli boyutlarda bir gerilimin yaşandığını ve bu gerilimin giderilmesi için gerekli yerleri uyardığınızı, bu gerilimin sürmesine neden olan yapının devamı için Sn. Tunç Soyer'e Sn Koçali AL'ın ricada bulunduğunu'' belirtmişsiniz. Ürkmez'de yaşayan birisi olarak yazdıklarınız dikkatimi çekti. Ne anlatmak istediğinizi tam olarak anlayabilmiş değilim. Sn. Tunç Soyer'i gerilimin sürmesine neden olan bir yapıya (bu yapı her neyse açıklamınızı bekliyorum)bir rica ile sessiz kaldığı gibi bir anlam var cümlenizde. Eğer cümlenizi yanlış anlamadıysam bu konuyu biraz açmanızı rica ediyorum. Bu ciddi bir iddia ve Sn. Tunç Soyer'i zan altında bırakan bir iddia. Tanıdığımız Tunç Soyer bu yapılara izin verecek anlayışta bir düşüncede değildir. Bilakis bu tür yapıların dışında kalmaya özellikle özen gösteren bir anlayıştadır. Bu konuyu daha açık bir şekilde yazarsanız sevinirim. Saygılarımla.
Yorum Yazan: Yorum Yorum Tarihi: 11:47:52 - 30 Temmuz 2010 Cuma
Yorum:
Amerika' lı bile ne demiş ; Kürtler, Türkiye den ayrılırsa, Türkiye doğruca Avrupa ya yönelir. Kürtler ise tipik bir Ortadoğu ülkesi olur ! Bence ayrılmak isteyen varsa neden tutalım ki ? Adamlar özgürlüğüne düşkün, bırakalım kendi kaderlerini tayin etsinler... Boşanmak isteyen bir eşe ayrılmayalım diye yalvarmak aşağılayıcı değil mi ? O zaman belki partimizde de dengeler yeniden oluşur !
Yorum Yazan: tayfun emre Yorum Tarihi: 09:53:10 - 30 Temmuz 2010 Cuma
Yorum:
martin luther in dediği gibi kuşlae gibi uçmayı,balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama birşeyi unuttuk insan gibi yaşamak...yazınıza içtenlikle katılıyorum,önce insan olunmalı ve insan olunduğu için biribirimize saygı duymalıyız.
Yorum Yazan: melis Yorum Tarihi: 09:40:55 - 30 Temmuz 2010 Cuma
Yorum:
yazdıklarınız dikkatle talip etmeye çalışıyorum.yozlaşan siyase kurumu politika yapan insanlarında ilişkilerini yozlaştırıyor.Hal böyle olunca alt kimlikler mezhepler öne çıkıyor ve örgütlenme biçimide idolojik değil kendini var etmeye yönelik oluyor.Evet haklısınız kimse kendi yanlışlarına bakmıyor yada yüzleşme cesaretini gösteremiyor.Örneğin balık hali müdürü bir çalışan için para topluyor bunun 1.800 tl sini veriyor 2.000 tl si nerde kendi şöförüyle hangi firmanın evrakların kimle(bayram olabilir mi)takip ettiriyor vs.vs. bu konududa yazmak istersen size hertürlü belgeleri verebilirim mail atmanız yeterli.not: evrakların orjinal olduğunu teyit ettirip yayınlarsınız
Sinan Kara
gazeteci@sinankara.com
Bakan Başkanı Kaybettim!
Yeşim Eryılmaz
yesom34@hotmail.com
Türkiye`nin Alınyazısı ``Kadın üzerinden siyaset``
Süleyman Gençel
suleymangencel@egeninsesi.com
İzmir’i İyi Analiz et; Kılıçdaroğlu
Banu Özdemir
banununmsni@hotmail.com
13 Eylül Sabahına Giderken
Ertuğrul Aksoydan
ertugrulaksoydan@mynet.com
Meclis Üyeleri İş Takibi Yapıyor
Mehmet Gültekin
mehmet4435@yahoo.com.tr
Hamza Baba`dan Korkanlar
Murat Sayan
muratararat@hotmail.com
Siyasetin AŞK Filmi
Ege'nin Sesi Gazetesi Son Sayısı
ANASAYFA | İZMİR | EGE | TÜRKİYE | EKONOMİ | KÜLTÜR-SANAT | SPOR | DÜNYA
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Ege'nin Sesi Gazetesi Resmi İnternet Sitesi © 2010
Künye
İletişim