Yukarı
1

Sinan Kara

Bayındır krizinin perde arkası…

23 Ekim, 2017

   Birçoğunuz bilirsiniz, İzmir’de yıllardır AKP’li Belediyelerin köy malları satışına en büyük muhalefeti CHP yapmıştır. Yanılmıyorsam bu konuda CHP ve AKP arasında karşılıklı demeçlerle bir centilmenlik açıklaması dahi olmuştu. Ancak süreç içerisinde bu açıklamaya birçok AKP’li Belediye uymamış ve köy malları dahilinde olan kamu arazileri satışa çıkarılmıştı.

   Bu satışlara karşı çıkan CHP’lilerin en başında ise kuşkusuz, İl Yöneticisi Yücel Özen geliyordu. Öyle ki bir taraftan AKP’li Belediyeleri takip ederken diğer taraftan da kendi partili belediyelerini “Aman satmayın!” diye uyarmaktan da geri kalmıyordu.

   Özen kendi partisine bağlı olan Bayındır Belediyesi'ne yine böyle bir uyarıyı yapmaya çalışırken, bu kez ayağı fena halde taşa takıldı. Çünkü işin içerisinde İzmir’de CHP’yi dizayn ettiği öne sürülen Tunceli Milletvekili Gürsel Erol vardı. CHP’li Bayındır Belediyesi yaklaşık 3 Milyon TL değerinde olduğu iddia edilen 80 dönümlük bir araziyi satışa çıkarıyor ve bunu 671 bin TL karşılığında, daha önceden Gürsel Erol’a ait sonradan kardeşinin üzerine geçtiği iddia edilen bir şirkete veriyor.

   Erol her ne kadar sonradan çıkıp “Hukuken söz konusu şirketle yasal bağım yok” dese de, Belediye Başkanı Ufuk Sesli’nin “Gürsel Erol’un Belediyemizden 4,5 Milyon alacağı vardı, ödeme yapmamız gerekiyordu” demesi Erol’un da işin içerisinde olduğunu gösterir biçimde.

   Daha da önemlisi arşivleri incelediğimizde ihaleyi alan söz konusu Gür-Ya şirketinin daha önce Gürsel Erol’a ait olduğu bilgileriyle karşılaşmakta mümkün. Sonradan kardeşi Soner Erol’a devrettiği de ayrıca belirtiliyor. Neticede Belediye Başkanı, Gürsel Erol’un bu işin içerisinde olduğunu zaten açıkça söylüyor. Sizce de burada tuhaf ilişkiler yok mu?

   İşin bir başka tuhaf tarafı da bu olaylardan CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır’ın da önceden haberdar olduğu. Bayındır Belediyesi köy mallarını satmaya niyetlendiğinde, Yücel Özen Sındır’ı arayıp “Bu işlere lütfen müdahale edin!” uyarısı yapıyor. Sındır ise  “Tamam gerekeni yapacağız” dese de hiçbir şey yapmadı ve kriz Özen’in istifa etme sürecine kadar geldi. Üstelik Kılıçdaroğlu’nun “Köy malları satılmayacak” talimatı ve parti kararına rağmen. Bırakın Sındır’ın görevini yapmasını, bu hadise ile ilgili Özen’in sosyal medyadan paylaştığı bir yorumu alıntılayıp kendi sayfasında paylaşan Bayındır İlçe Başkanını arayıp “Bu yorumu kaldır” demesi de ayıp olduğu kadar, ayrı bir tartışma konusudur.

   Burada bir parantez açarak vurgulamak gerekir ki, huyu kurusun sayın Sındır’ın bu tür bananeci ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavırlarına da sıkça rastlar olduk. Çünkü, Dikili Belediye Başkanının adının karıştığı “taciz skandalı” ile ilgili de aynı yol ve yöntemi izlemişti. Kendisine “Koltuğun hakkını veremiyorsunuz” dediğimde de alınıyor, gönül koyuyor. Ama bir kez daha tekrarlamak elzem oldu, Sayın Sındır oturduğunuz koltuğun hakkını gerçekten ama gerçekten veremiyorsunuz!

   Bu kriz kolay atlatılacağa benzemiyor. CHP’nin iş bilmez ve kendi çıkarlarını düşünen yöneticileri sayesinde AKP’ye de böylelikle koz verilmiş olunuyor. Özellikle ifade etmem gerekir ki, bu olaylarda istifa etmesi gereken Yücel Özen değil Kamil Okyay Sındır, Gürsel Erol, Bayındır Belediye Başkanı Ufuk Sesli ve yöneticisi istifa etmesine rağmen her zamanki gibi kış uykusunda olan Asuman Ali Güven olmalıdır. Çünkü Asuman Ali Güven’in de “Satılmayacak” diye parti il yönetim kurulu kararı alınmasına rağmen, suya sabuna dokunmadan suskun kalması da affedilir değildir.

   Yukarıda değindiğim üzere, işin içerisinde ve tepeden tırnağa sorumluluğu olanlar bu isimlerdir. Gereğini yapmazlarsa bu isimlere paye verecek CHP’lilere de bir o kadar yazıklar olsun. Nokta!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle