Yukarı
2

Fecri Polat

Troia’dan Çanakkale’ye Silinen Kültürel Bellek

08 Eylül, 2014

2015 yılı bütün Anadolu evlatlarının öleceklerini bile bile katıldıkları ve omuz omuza savaştıkları Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı olacak. Çanakkale Troia Savaşı’ndan Çanakkale Savaşı’na kadar Anadolu halkının birlikte neler başarabileceğinin bir göstergesi ve aynı zamanda Anadolu’nun birleştirici gücüdür. Peki, bu kente yeteri kadar önem veriyor muyuz? Ya da kentin kültürel değerlerini yeterince koruyabiliyor muyuz? Yoksa kültürün kentini yeni kentsel politikalara heba mı ediyoruz?

Toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel sistemlerinin bir göstergesi olan “tarihi kentlerin kültürel bellekleri”nin sürdürülebilir olması, özellikle geçmişe ait değerlerin korunmasında çok önemli bir anlam ifade etmektedir. İnsanlık tarihinin var oluşundan beri binlerce yıllık uygarlıklar tarihi içinde hayat bulan toplumların doğrudan doğruya yakın çevresiyle birlikte yarattığı Çanakkale, bugün “kentsel yapılı kültürel miras”ı bilinçsiz bir şekilde yeni kentsel politikalara heba edilmektedir.

Binlerce yıllık uygarlıkların yaratımı olan bu kentin doğa ile iç içe olan sivil, askeri ve dini yapılarına sahip çıkmak; insanlık onuruna sahip çıkmakla eş değerdir. Toplumda, aydın ve sorumlu yurttaş olma niteliğini belirleyen ölçüt; ortak ve çoğul bir kimliği olan “kültürel miras”a sahip çıkmakla eş değer olarak görülmektedir. Çanakkale tarihi çevre ve kültürel mirasının korunması, bireysel gayretlerle değil, ancak kentin örgütlü olabilme istenciyle mümkün olabilecektir.

Ülkemizde süregelen koruma politikaları ve kültürel belleğe sahip çıkmak anlayışı, merkezi bir elden yürütülmekte ve bu nedenle tarihi ve kültürel miras koruma politikaları sivil inisiyatiflerin dışında gücünü ortaya koymaktadır. Merkezi gücün erki inkâr edilmemekle birlikte, tarihi ve doğal çevre ile kültürel mirasın korunması, ancak bulunduğu yerdeki yerel halkın katılımıyla anlamlı olabilecektir. Çünkü Çanakkale herhangi bir kent olmanın ötesinde; binlerce yıllık bir geçmişe tarihlenen uygarlıkların var ettiği mirasın salt bir iş alanı olarak görülmemesidir. Çanakkale kent sorunları genel anlamda parasal açıdan ele alınır ve sıklıkla “kötü yönetim”, “finansal sorumsuzluk” ve “dengesiz bütçe” neden olarak gösterilmektedir. O zaman bu terminoloji içinde kullanılan sorunların hiç birisi olmazsa, bu kent iyi bir kent mi olacak sorusunu gündeme getirmektedir?

Çanakkale içinde bulunduğu kentsel ve fiziki görünüm bağlamında kültürel manzaradan soyutlanmış ve binlerce tanımsız parçanın zoraki bir araya gelen örüntülerinden oluşmaktadır. İnsanların mekânda olduğu kadar, zamanda da yaşıyor olmaları arzulanır. İnsan eylemleri zaman içinde örgütlenerek kendi belleklerini oluşturmak ister. Aynı kentin imajı farklı zamanlarda farklı görünebilir, ancak sakinlerin mahremiyeti, kentsel dokunun kültürel imgeleri mekânsal bölünmelerle, fiziksel düzenlemelerle ve öteki mekanizmalarla tanımsız bir hale getirilmemelidir. Kent ve toplum belleği silinerek; kentin fiziki yapısına tahakküm eden eylemler belli zaman aralığı içinde örgütlenerek, kenti tanınmaz bir hale sokabilir.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR