Yukarı
2

Fecri Polat

Kobanê; Doğrular ve Yanlışlar

14 Ekim, 2014

Bir öz eleştiride bulunmam gerekirse, ben de bazen haksızlıklar karşısında dayanamayıp fazlaca sert sözler sarf edebiliyorum. Lakin Kobanê’de yaşanan insanlık dramına sessiz kalınması ve bin yıllardır yaşadıkları topraklara ne olduğu belli olmayan bir çetenin saldırması sonucu bu insanların yuvalarından olması, yok edilmeye çalışılması insan olan insanların yüreğinin kaldıramayacağı bir durum.

Peki, ne oluyor? Kim doğru? Kim yanlış?  

Öncelikle yanlışları sıralayalım:

  • Siyasi bir partinin sesinin duyurmak, katliama karşı yumulan gözleri açmak için eylem çağrısı yapması doğru, fakat en ufak oturma eylemlerinin dahi şiddetle bastırıldığı bu ülkede bu çağrının sonuçlarını tahmin etmemeleri yanlış.
  • Kendine hak istemek için sokağa çıkarken başkasının malını gasp etmek, yakmak, yıkmak, kamu malına zarar vermek yanlış.
  • Kendi değerlerinin korumaya çalışıp, onlar için mücadele ederken, başkalarının değerlerine zarar vermek, saygısızlık yapmak, Atatürk büstünü yakmak, tekmelemek veya bayrak yakmak, indirmek yanlış.
  • Polisin yaşasın IŞİD diye bağırması veya kolluk kuvveti olarak milliyetçi sloganlar atması yanlış.
  • Milliyetçi kesimin sadece bazı provokatörler tarafından yapılan eylemlere bakarak sokağa çıkması, insanlara saldırması, IŞİD’i desteklemesi ve polisin de bunlara göz yumması yanlış.
  • Bu ülkede yaşayan beyaz Türklerin sırf IŞİD Kürtleri öldürüyor diye sessiz kalmaları ve laikliklerini Kürtleri ölümü sürdükçe bir kenara bırakmaları yanlış.
  • Gezi olaylarında ağaç için herkesi eyleme çağıran hükümet düşürmeye çalışanların, insanlar ölürken evlerinden, “parklarından”! olurken bu kadar sessiz kalmaları yanlış.
  • Sınırın öbür tarafında kardeşim dediğin insanlar ateş altındayken, bu tarafta tankların üzerinden ölümlerini seyretmek yanlış.
  • Peki ya medyada ki yanlış!

Bugün yaşanan katliamları başlığa çıkarmakta zorlanan editoryal müdahale, suç ve şiddet ile Kürt sorununu yan yana getirmekte zorlanmamakta, etnik gruplar arasında nefret ve iğrenme duygularını körükleyen ifade ve kalıpları olağanlaştırmakta, Türklüğü mutlak bir öz halinde metinleştirmek için abartılı övgü ve mağduriyet hallerinden beslenmektedir. Türkiye’de yaşayan Kürtlere yönelen ve gündelik dilin içine stereotipler aracılığıyla yerleşen ayrımcılık ise gazete sayfalarında görünmez kılınmaktadır. Aksine, haber dili, bu türden grupların habere konu edildiği durumlarda,  yerleşik stereotipleri yeniden üretmektedir. Kaldı ki, Kürtler, ancak gündemi meşgul eden önemli olaylarla ilgili olduklarında haberleştirilebilmekte; hak talepleri ve sorunlarıyla ise hiç yer bulamamaktadırlar. Bu görmezden gelme hali, ayrımcılığın toplumsal boyutlarını yadsımakta; işsizlik, sağlık, barınma, yoksulluk gibi sorunları etnik ve ırk ilişkileriyle ilintilendirme konusunda bulanık bir tablo çizmektedir. Antiemperyalistler, demokratik söylemlerin kesişme noktasında, ya ötekinin sapkınlığının göstergesi olarak ya da tehdit unsuru olarak öne çıkmaktadırlar. Bu anlatıyı kuran dil, ayrımcılığı sorunlaştırmazken haklılaştırmalara, gerekçelendirmelere ve inkâra dayalı söylemsel stratejilere başvurmaktadır. Kolaylıkla milliyetçilikle eklemlenen ırkçı ve ayrımcı dil, inkâr stratejileri aracılığıyla asıl ayrımcılığa uğrayanın Türkiye, ayrımcılık yapanın ise Türkiye’yi insan hakları ve evrensel değerler konusunda yargılayan batının ta kendisi olduğunu iddia edebilmektedir. Çoğunluk aktörlerinin mağdurlar, azınlık aktörlerinin ise failler olarak tanımlandığı ve olumsuz içeriklerle temsil bulduğu bu söylemsel kurguda, gazetecinin sözünü haklılaştırmak üzere başvurduğu kaynaklar ve yaptığı alıntılar, ırkçı-ayrımcı yargıları genelleştirmek, meşrulaştırmak üzere kullanılması yanlış.

Bu kadar yanlışın olduğu yerde doğruyu aramak doğru olmasa da belki bir sonraki yazıda doğruları konuşabiliriz.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'Bazılarına kırmızı biber sürecek'

Şarkıcı Gülben Ergen,önceki gün Nişantaşı’nda görüntülendi. Bir mağazada takı bakarken görüntülenen Gülben Ergen,kendisini görüntüleyen gazetecilere adeta vitrin mankenliği yaptı. Nişanta...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Bu otlar çok tehlikeli!

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik'ten kanser hastalarına önemli uyarı: Şifa bulmak için başvurduğunuz bitkisel çözümler, organ yetmezliğine neden olabilir.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR