Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Gerçekten insanlarımız neden ölüyor?

18 Mart, 2016

   İnsanın insanı öldürmesi, hele de hiçbir şeyden habersiz, masum, taraf olmayan çocukların, gençlerin, kadınların, erkeklerin ecelleri gelmeden, adaletsizce  öldürülmesi nasıl açıklanabilir? Bu terör tanımının ötesinde bir sapkınlık, bir sapıklıktan başka nedir? İnsanın kendini ve başka insanların ölümünü gerçekleştirebilecek kadar deli olması nasıl açıklanabilir?  Bu tür eylemeler hangi inanca, hangi ideolojiye sığar?

   Ülkemizde daha önceleri yaşadığımız terör ve bu tür sapkınlıklardan ders aldığımızı zannediyorduk, demek ki almamışız. 1980 öncesi, iktidarsız iktidarların basiretsizliği, politikacıların uzlaşma kültürünün olmayışı veya uzlaşmayı katı, tutucu, ırkçı politikalarından taviz verme olarak görmesi, uluslar arası güçlerin politik ayak oyunları, derin devleti, kontur gerillası ve de herkesin az çok katkısı ile ülke kan gölüne dönmedi mi?

   Önce büyük şehirler bölgelere ayrıldı, her şehirde semtler ayrıldı, mahalleler bölündü, ilçeler, köyler bölündü. Bir bölgeyi ele geçiren burayı kurtarılmış bölge ilan ederek kendinden olmayan kimseyi bu bölgeye sokmuyordu, hatta son zamanlarda caddeler, sokaklar, kahvehaneler, camiler bile ayrılmaya başladı.

   Solcular, sağcılar, bunlar da kendi arasında ki franksiyonlara göre bu paylaşımda bir bölgeyi işgal ediyor, tüm diğer görüş, ideolojiden olanları bu bölgeye sokmuyordu. Her gün 5-10 insanımız ölüyor, kahveler taranıyor, dükkanlar bombalanıyor, insanlar kaçırılıyor, evler basılıyor gençler telle boğuluyordu. Sonunda da Çorum da, Maraş da kitle katliamları başladı. Tüm bu kadar katliam, ölüm sonunda kimin eline ne geçti?

   Binlerce can gitti, yuvalar yıkıldı, çocuklar öksüz, yetim kaldı. Gençler yaşama doyamadan öldüler, anaların, babaların göz yaşları sel oldu. Bu acılar ne çabuk unutuldu? Hadi diyelim zaman her şeyi unutturuyor, daha çevremiz ateş çemberi, Suriye, Irak gözümüzün önünde onlardan önce ,Mısır’da, Tunus’ta Libya’da olanlar unutuldu mu?

   Kim yurdundan, köyünden kasabasından ayrılıp vatansız kalmak ister? Hele de böyle anlamsız, belirsiz, sonucu olmayan bir kavga için. Birlikte yaşamak, uzlaşmak hele de beş harften oluşan ‘’barış’’ı hayata geçirmek bu kadar mı zor? Aklı başında politikacıların çıkıp biz ne yapıyoruz? Bu halk bize canını, malını teslim ediyor, halkın birliği, dirliği için neler yapabiliriz diye düşünemiyorlar mı?

   En büyük tehlike ve endişe de her türlü terör nedeni ile oluşan korkular, endişeler, baskılar sonucu insanların duygularını, hislerini kaybetmeleri olmasıdır. En kötüsü de Franz Kafka’nın absürt ve dehşet dolu yapıtlarında ki gibi, neden öldürdüğünü, neden öleceğini bilmeyen kendine topluma yabancılaşan insan tiplemelerinin çoğalması olacaktır.               

   Tüm bu olanlara rağmen bu halk uzlaşma ve barış yanlısı olduğunu açıca ifade etmektedir, ülkede ki hiçbir halk ayrılmadan, savaştan yana olan hiçbir eyleme destek vermemektedir,  buda tek çözümün demokrasi ile çözüleceğinin işaretidir. Her türlü terör ve terör ortamı yaratanlar, tüm halkların demokrasi sınırları içinde şiddetsiz birlikteliği ile yenileceği tek çözüm olarak gözüküyor, başka çözüm varsa herkes fikrini söylesin yoksa yazık olur hepimize, çocuklarımıza, geleceğe.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR