Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Eğitim ve öğretimin temel ilkesi ne olmalıdır?

22 Nisan, 2016

   Lafı dolandırmadan, pedagojik, psikolojik tanımlamalara, formasyonlara girmeden tek bir madde olarak, eğitimin, öğretimin temel ilkesi düşünen, soran, sorgulayan insan yetiştirmek olmalıdır. Bu ilke belki çok hamasi, çok bayatlamış dile pelesenk olmuş olabilir ama maalesef hala çözmekte bir adım ileri gidemediğimiz eğitim ve öğretimin en büyük sorunu bence budur.

   Peki, bu ülkede insanlar düşünemiyor mu? Düşünüyoruz hem de çok düşünüyoruz. Ama çok büyük çoğunluğumuz karşımızdakinin kendimiz gibi düşünmesini temel almakla beraber, daha çok kurnazlığı, kolaycılığı, kısa yoldan hedefe ulaşmayı düşünüyoruz, bunu da çocuklarımıza, geleceğe akıllılık, bilgelik olarak aktarıyoruz. Bu ilkeyi daha da ileri götürelim, yüzyıldır hatta muktedirlerin, hakim sınıfların iktidarından beri hemen hemen tüm politik hareketlerin tamamına yakını insanlarının kendi iktidarlarının ideolojileri, dinleri, ırkları kültürleri gibi düşünmelerini istiyorlar ve de tüm sistemini, eğitimini, öğretimini buna göre oluşturuyor. Oysa, kişilikli, karakterli olmanın, özgürce fikir üretmenin, söz söylemenin, utanma duygusu, ahlaklı, dürüst olmanın kendisinin, içinde yaşadığı toplumun, ülkesinin geleceğini oluşturmanın en doğru veya doğruya en yakın davranışlarının, eylemlerinin hareketlerinin, insan olmanın yolu, her şey ama her şey o dönemin, çağın koşullarını da dikkate alarak özgür düşünceden, karşısındakinin de özgür düşünme hakkına saygı duymasından ve de bunu hayata uygulamasından geçtiğini hala kavramış değiliz. Peki bu nasıl olacak?

   Bir kere boş boş düşünülmez, kafada malzeme, materyal, bilgi, birikim, deneyim ister, yöntem, araştırma, sorma, sorgulama ister. Bu bilgiyi, birikimi, materyali kim nasıl verecek?

   İşte sorun burada. Tarafsız, objektif, ön yargısız, hiçbir ideolojiyi, felsefeyi, etnik kimliği, öne çıkarmadan insanlığın tarihi süreçteki yanlışlarını, deneyimlerini, başarılarını, yenilgilerini bilimi, teknolojiyi çocuklara, gençlere, üniversitelere hangi yol ve yöntemle iletilecek, aktarılacak, öğretilecek?

   Eğitim ve öğretim sistemini yönlendirenlerin, eğitimcilerin, öğretmenlerin, pedagogların, anaların, babaların çocuklarının, öğrencilerinin kendileri gibi düşünmelerini değil, zihinlerini hapsetmeden düşünmeyi öğrenmeyi, özgürce düşünmelerini sağlayacak bir eğitim sistemi oluşturmadan, bir ülke insanı, ne üretebilir, ne yaratıcı olabilir, ne teknolojiyi, ne de bilimi yakalayabilir, ne de o ülkede haktan hukuktan bahsedilebilinir.

   Özgürce düşünemeyen veya özgürce düşünme ortamı olmayan bir ülkede, bilimde, teknolojide, icatlarda, sanatta, edebiyatta, resimde, müzikte dünya çapında ne kadar insan yetişte bilir? Böyle ülkelerde yaşayan insanların ve oluşturduğu toplumların dünyadaki değişme gelişme süreçlerini yakalayamaz ise doğayı koruyup evrenin sırlarını keşfedemez ise nasıl bir yaşam felsefesi oluşturabilir?

   Kendisi adına başkalarının düşündüğü, ezberci, silik, sorup, sorgulamayan, okumayan, araştırmayan, emek harcamayan, hazırcı, sorumsuz, rahat, her denilene inanan, sanattan, edebiyattan bir haber insan tiplerinin nasıl bir toplum oluşturduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük.

   Bir ülkeyi bölmek, parçalamak, saldırmak yerine o ülke insanının düşünmesini, sorup sorgulamasını engelleyecek sistemi kurun yeter sonunda mutlaka süreç içinde o ülke kendisini içten içten çürütür, bunun onlarca örneği insanlık tarihinde göz önünde duruyor.       



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR