Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Ne kadar zormuş!

07 Mayıs, 2016

   Sosyalistlikten, komünistlikten eser kalmadı, faşizme, şovenizme, ırkçılığa müthiş karşıyım, şeriatçılığın yanından bile geçmem, dinin çıkar, ikbal, ticari kullanılmasını ahlaksızlığın en büyüğü olarak düşünüyor, illegaliteden, şiddetten, zordan, darbelerden, komplolardan, karanlık ve emperyal güçlerden nefret ediyorum. Sadece ve sadece sıradan bir demokrat olmaya çalışıyorum. Meğer demokrat olmak ‘’ne zor zanaatmış’’! arkadaş.

   Belli bir ideolojiyi tutup, papağan gibi bazı kalıp haline gelmiş tahlilleri öğrenip bunları süsleyip püsleyip birazda ağdalı hale getirip doğru iktidarı ele geçirmeye yönelmek ne kadar kolay bir işmiş meğer. Güce karşı güç, şiddete karşı şiddet, zora karşı zor, acımasızlığa karşı acımasızlık, eleştiriye, öneriye karşı küfür işi, daha da kolaylaştırıyormuş meğer. Hemen hemen iki yüz yüzyıldır uyuyan topluma da bu tür söylem ve eylemler de ninni gibi gelirken bu ortamda işini bilen muktedirler de işi götürüyorlarmış meğer. 

   Meğer demokrat olmak için öncelikle kendimizi okumalıymışız ve de düşünmeyi öğrenmeliymişiz. Sonra etrafımızda çıkarları için, en yakınlarını, arkadaşlarını anında kalplerinden atanlara karşı tavır koymasa da tanımaları, kötülük yapmak için erdemli, inançlı, bilgili kılığına girmişleri teşhir etmek ne kadar da zormuş. Hayatın her alanında yapılan, haksızlıkları, hukuksuzlukları, adaletsizlikleri görmemezlikten gelmeden onların yanında olmak öyle her babayiğidin işi değilmiş meğer. Azınlıkların, farklı dilinden, dinden, mezhepten, inançtan olanlara karşı yapılan en küçük bir olumsuzluğa, davranışa, ötelemeye, ayrıştırmaya karşı durmak onların yanında yer almak daha da zormuş meğer.

   Her görüş ve düşünceye hoş görülü olmak, doğaya tüm canlılara sahip çıkmak onları koruyup, kollamak hiç de kolay değilmiş meğer. Yalan söylemeden, iki yüzlülük, dalkavukluk yapmadan samimi, içten duygularla, çıkarsız herkesle yan yana gelmek ne kadar zormuş. Hurafeler, yalan yanlış inançlar içinde çürüyen insanlara gerçekleri, doğruları, bilimsel düşünceyi anlatmak zorların en büyüğü imiş meğer. Her şeyin ahlak adına yapıldığı ama çoğunlukla sonunda ahlaksızlığın, hırsızlığın, yolsuzluğun çıktığı durum ve olaylar karşısında susmamak ne zormuş.

   Savaşa karşı, barışı, ölüme karşı yaşamayı, sömürüye karşı eşitliği, tutsaklığa karşı özgürlüğü, açlığa karşı, tokluğu,  cahilliğe karşı okumayı, otoriteye karşı demokrasiyi, kirliğe çürümüşlüğe karanlığa karşı şeffaflığı, çaresizliğe karşı çözümü, bireyciliğe karşı bireyi, bağnazlığa, tutuculuğa karşı bilimi, kavgaya karşı uzlaşmayı, çirkinliğe karşı güzeli, sanatı, karanlığa karşı beyazı, korkuya karşı cesareti, yoksulluğa karşı zenginliği, hastalıklara karşı sağlığı savunmak, kadın cinayetlerine karşı olmak  çok zormuş arkadaş.

   Yanarım yanarım  şu evrenin en güzel küçücük yıldızı dünyadan sade, sıradan bir demokrat olamadan gideceğiz. En kötüsü de hırslarımıza, çıkarlarımıza, komplekslerimize, ihtiraslarımıza, içimizde yeşeren despotik eğimlerimize karşı duramadığımız halde demokrat gibi durmamız. San ki hepimiz birbirimizin aynası olmuşuz gibi ne kadar çok birbirimize benziyoruz.

   Hadi ben ve benim gibiler az da olsa işin farkındayız, ama  bizler ‘’eleğimizi eledik duvara astık’’ ya gelecek nesil ne olacak?

   Umarım bizler gibi olmazlar sadece demokrat olsunlar yeter ama maalesef zor.           



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle