Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Doğa ne diyor bu işlere?

06 Haziran, 2016

Sabah hırsla iş yerine giderken, yolum üzerinde, bir gün öncesi geceden yeşilliklerin üzerinde pırlanta gibi duran yağmur damlalarını görüp, gökyüzünün masmavi parlaklığı arasında güneşin sıcaklığını, berrak havanın oksijenini içimde hissederken doğa bizler için ne düşünüyor acaba? diye aklıma bir çok soru geldi.

            Her ne kadar güneşin parlak ışıklarında, hele de ilk baharın verdiği can suyu ile capcanlı, rengarenk, parlak görünseler de doğanın huzursuzluk duygularını hissettim. Sanki bizlere seslenir gibi boyunları yolu doğru uzanmış, kıpkırmızı kiraz ağaçları, sulu erikler, alacalı beleceli şeftali ağaçları, üzüm bağları, büyük ceviz ağaçları, iriyarı elma ağaçları, dutlar, tüm bunun gibi diğer meyveler, toprağa ekilen her türlü bitkiler, sebzeler, rengarenk çiçekler, hep bir ağızdan konuşur gibi, ‘’bizleri çok meyve versin diye toprağımızı zehirliyorsunuz, böcekler köklerimizi, tohumları yemesin diye bitkileri zehirlediniz, ot ilaçları attınız, toprak zehirlendi, bizler zehirlendik, siz insanlarda zehirlendiniz, kendiniz hasta olduğunuz gibi bizleri de hasta ettiniz, hadi biz fiziki olarak hasta olduk sizin her yeriniz hasta. Dibimizde akan ırmakları bulanıklaştırdınız, denizlerin mavisini yitirttiniz, bir de o denizlere nasıl giriyorsunuz? Der gibiydiler.

Doğada ki bu ağaçları, bitkileri, çiçekleri, dereleri  biraz daha sıkıştırıp derdiniz ne diye daha samimi, içten duygularla zorlayınca; ‘’bizim size ihtiyacımız yok, olsa da sorunlarımızı bir şekilde doğa yasalarıyla kendi aramızda hallederiz, sizin bize ihtiyacınız var, bizleri yok ederek kendi sonunuzu, ölümünüzü hazırladığınızı hiç düşünmüyor musunuz? Sizler delirdiniz mi? Bizler olmasak sizler ne yer ne içersiniz? Altın uğruna dağları taşları deliyorsunuz, bizlere siyanürlü sular akıtıyorsunuz? Üç kuruş için petrol savaşları yapıp birbirinizi öldürüyorsunuz, bombalar atıyorsunuz, suları, denizleri kirletiyorsunuz, yarın yer altı suları da zehirlenip bittiğinde daha çok birbirinizi öldürüp savaşlar mı çıkaracaksınız? o zaman bizler de olmayacağız ne yapacaksınız?  Dibimizde taş ocakları açmayı konuşuyorsunuz, düşünüyorsunuz, daha da tehlikeli olan sözde ucuz elektrik üreteceğiz diye RESTLERİ tepemize diktiniz, arıları kaçırdınız şimdi biz nasıl dölleneceğiz, kuşların yolları değişti, oysa onlar bize aşk, sevgi, özgürlük türküleri söyleyip üzerimizden uçuyorlardı, hele kumruların sevişmesine, serçelerin ötüşüne kurbaların vıraklamasına hasret kaldık.  Hadi bizleri boş verin en sevdiğiniz, sözde uğruna her şey yaparım dediğiniz çocuklarınızı düşünmüyor muzunuz? Çocuklarınıza nasıl bir doğa bırakacaksınız?’’ diyerek içimi sızlattılar.

            Ağaçlar, bitkiler, çiçeklerde felsefe yapar gibi birde insanlara akıl vererek;’’ Yine de sizlerden ümidi kesmedik her ne kadar bazı çeşitlerimizin soyu tükense de kalanlarımız soyumuzu devam ettirmeye çalışıyor ölümü öteliyoruz, sizlerde bizler gibi ürüyor soyunuzu devam ettirmeye çalışıyorsunuz bu nedenle hala sizlerden ümidimizi kesmedik. Daha ilginç olanı da şu küçücük dünyada tam olarak bizleri tanımadığınız gibi siz insanlar da birbirinizi tanımadınız, oysa daha keşfedilecek koskoca bir evren var’’ demezler mi! Anlaşılan o ki doğa bizden akıllı.   



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle