Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Hiç böylesini de görmemiştik

22 Temmuz, 2016

27 Mayıs 1960 sabahı ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi olarak okula giderken yoldan

askerlerce evimize geri gönderildiğimden beri ‘’darbe’’ ve ‘’darbeci’’ ülke tarihinden hiç

düşmedi. Çocukluktan kurtulup ergenlikte yine öğrencilik yaparken 12 Mart 1971 yılında

darbe ile okul yatakhanesinde bir gece baskınında bu sefer gözaltına alınılarak tanıştım..

Ancak, bir yıl sonra aklanarak yatakhaneye dönebildim. Mesleğe başladıktan sonrada yakamı

bırakmayan ‘’darbe’’ 12 Eylül 1980 de yine karşıma çıktı. Bu sefer bedeli çok daha ağır oldu.

Sonuçları ile birlikte sicilimiz temizlendi ama ancak on yıl sonra doğduğum şehre geri

dönebildim. Darbe dönemleri bitti derken ‘’post modern’’ darbeler yaşadık. Son beş altı yıl,

Ergenekon, Balyoz, Sarıkız adları ile darbe iddiaları, yargılamalar, kumpaslar, komplolar sürdü

gitti, En sonda ‘’paralelcilerin’’ darbesi patladı.

Hem kişisel olarak hem ülke olarak ne çektiysek darbelerden çektik, ağır bedeller

ödedik derken hiç akımıza hayalimize gelmeyen bir yöntemle acılı bir darbe daha yaşadık. Bir

çok çeşidini görmüştük ama böylesini hiç görmemiştik. Hadi, Osmanlının saray entrikalarını,

ayak oyunlarını, taht kavgaları o dönemin tarihsel gelişimine uygun süreç diyelim. Enver,

Talat, Cemal paşaların ta 1913 yılında başlayan darbe geleneğine ne demeli? Daha sonraki

otoriter Cumhuriyet döneminde ki entrikalar, komplolar acaba diyorum genlerimizde mi

böyle bir anlayış mı var?

Hangi devlet, millet sorunlarını askeri veya sivil darbeyle çözmüş? Veya ülkemizde

daha önce yapılan darbeler sonrası hangi sorun çözüldü? Durum ortada, darbe sonrası,

ekonomi daha kötüleşmiş, ülke dünyadan yalıtlanmış, bilimde teknolojide geri gidilmiş,

işsizlik artmış, düzen bozulmuş, sistem altüst olmuş, eğitim de sağlık da sorunlar daha artmış,

sanat, kültür dibe vurmuş, kültürsüz, yoz, lümpen bir kültür gelişmiş.

Bir koltuk için, ikbal için, iktidar için bu kadar can yakılır mı? Zaten yeteri kadar acımız

derdimiz varken bir de bu çekilir mi? Bu halk, bu millet hiç mi gün yüzü görmeyecek, bir

günde olsa yüzü gülmeyecek mi? Daha önce ki darbeciler gibi darbeyi yaptın ne olacak?

hangi sorunu çözeceksin? Koca politikacılar, yıllardır sorunları çözemezken silah zoruyla,

baskıyla sadece kendi inandığın ideoloji ile hangi sorunu nasıl çözeceksin? Bu kadar

düşüncesizce, akılsızca, gözü dönmüşce hareketi anlamak mümkün değil.

Aslında soruyu baştan sormak ve yüz yıllık bir yüzleşmeden geçmek gerekiyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarından beri otoriterlik yerine giderek demokrasi gelişseydi, demokrasi

bir kültür olarak kitlelerce içselleşseydi, eğitimde, sanatta, bilimde demokrasi öne çıksaydı,

ekonomide ki atılımlarla bir refah toplumu yaratılıp kulluk anlayışından kurtulunsaydı, adalet,

hukuk herkese eşitçe, adilce uygulansaydı, ayrımcılık, öteleme, şovenlik, yapılmasaydı tam

yüz yıldır sayısını bile tam bilemediğimiz darbeler olur muydu? Durum ortada doksan yılı

aşkın dönem de yetiştirdiğimiz insan yapısı ortada kimsenin kimseye diyeceği bir şey yok,

hepimizin bunda günahı var. Tek çare ağır da olsa, aksak da olsa, biraz adalet, biraz hukuk

biraz gerçek demokrasi.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle