Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

Bu sistem böyle devam edebilir mi?

16 Eylül, 2016

Dünyaya hakim olan kapitalist sistem, aşırı doymak bilmeyen yapısıyla taleplerin, ihtiyaçlarında üzerinde düzenlemelerle bugüne gelmiş. Bu süreçte dünyanın kaynakları, madenleri, tarım alanları boldu, doğa bu kadar tahrip olmamıştı. Yine dünyanın fiziki, coğrafi, ekonomik, politik yapısı nedeni ile sistemin yaratıcı yanı olduğu gibi yandaşlarına, kendi ülke insanlarına az da olsa, kırıntıda olsa pay verebiliyordu.

Evrenin sonsuzluğunda ki küçücük, güzel gezegenimizde   ‘’deniz bitti’’ misali, dünyanın kaynakları bitmek üzere. Gökyüzüne baktığımızda, kıtadan kıtaya yolculuk yaptığımızda, gördüklerimiz sanki dünyanın sonsuz gibi algılanmasına neden olsa da dünyanın kaynakları sınırlı. Fakat kapitalistlerin talepleri, doğasında ki rant, kar, sömürü istekleri sınırsız. İşte sistemde ki doymazlıkla kaynakların sınırlılığı tüm dünya ülkelerinde daha öncekilerinden çok daha farklı kronik krizler oluşturmakta. Bu krizler tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi nispi, burjuva demokrasisi olan Avrupa ülkelerinde bile politik krizlere, şirketlerin, bankaların iflasına, işsizliğe, ırkçılıkların hortlamasına, gerici yönetimlerin öne çıkmasına, muhafazakar partilerin seçim kazanmasına, yabancı düşmanlığına neden olmakta, yani nispi de olsa demokrasiden uzaklaşma, yıkıcı, uzlaşmaz yanı görünmeye başlamış bulunmaktadır. Görünen o dur ki eğitimiyle, kültüyle, kendini tekrarlayan, köhneleşmiş, vahşileşmiş, yaratıcılığını tüketmiş, iflas etmiş küresel kapitalizm yeni savaşlar çıkartsa da, ulusları birbirine kırdırtsa da krizden çıkmayacak ama milyonlarca insana acı yaşatacak, ölümlere, göçlere, açlıklara, yoksulluklara neden olacak, ülkeler bölünecek, kardeş kardeşe düşman olacak.

Dünya nüfusunun giderek arttığı, sistemin kendisi için ürettiği teknoloji nedeni ile işsizliğin çoğaldığı, doğanın yok olduğu bu sistemde milyonların ihtiyaçları karşılana bilinir mi? Hayır diyorsak o zaman dünya insanlığının yeni bir düzene, sisteme ihtiyacı var demektir. En azından savaşların son bulacağı, işgallerin olmayacağı, ülkelerin kendi kaderlerinin kendilerinin tayin etme hakkı olacağı, doğanın her taşının koruma altına alındığı, evrensel hukukun hayata geçirildiği, teknolojinin, bilimin savaş için değil, insanlık için kullanıldığı, tüm ülkelerin, halkların tüm değerlerine saygı duyulduğu, göçlerin olmadığı, konut ve su gibi temel ihtiyaçlar sorununa çözümler üretildiği, hayatın her alanında tasarruf yapıldığı, tüketim ekonomisinin son bulduğu, eğitimde, sağlıkta eşitlik sağlandığı, geleceğe yaşanacak bir dünya bırakıldığı bir sistem olmalıdır. 

Peki bu nasıl olacak? Bir kere hiçbir ülke, hiçbir halk bu küreselleşen sistem ile tek başına baş edemez. Değil midir ki dünyayı yöneten sistem küresel bir sistem her ülkede şu veya bu biçimde ekonomik olarak, politik olarak örgütlenmiş, bunun karşısında da dünya insanlığı en demokratik ve muhalefet hakkını kullanarak şiddete başvurmadan yaratıcı, değişik yöntemlerle bu sisteme karşı olmasıyla mümkündür.  Ya da bu küresel sistem kendi çizgisinde vura kıra, savaşlar çıkara, rantlar ede ede, işgaller yapa yapa düzenini sürdürecek, insanlar ölecek, trajediler, dramlar yaşanacak. İnsanlığın bir kısmı bana dokunmayan bin yıl yaşasın diyecek, kimi tüm bildiklerini bilmemeğe gördüklerini görmemeye çalışacak, ölenler ölecek kalanlar kalacak, unutulmamalıdır ki bu durum tüm insanlığa şu veya bu şekilde dokunacak. Tercih insanlığın.        



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sahtekar Sendromu’na yakalandı

Ünlü model, sunucu ve yeni moda tasarımcısı Alexa Chung 'Sahtekar Sendromu'na yakalandığını itiraf etti. Chung bunun çok da kötü bir şey olmadığını düşünüyor...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Öğrenciler için beslenme önerileri

Medical Park Tarsus Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Özge Akar Özyaman, okul çağındaki çocuklar için beyni güçlendiren ve odaklanmayı artıran besinler olarak yağlı balık, brokoli, kuruyemiş, avokado, yaban mersini ve tam tahıllı ekmek öneriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR