Yukarı
29

Emre Eş

30 Ağustos Zaferi!

30 Ağustos, 2014
   Ben, ömrümde hiçbir edebiyat eserinde, hiçbir sinema sahnesinde, hiçbir tiyatro oyununda, ordulara ilk hedeflerinin Akdeniz olduğunu bildiren günlük emri okurken duyduğum gururu duymadım. Bu, bütün heyecanların üstünde bir heyecan, bütün gerçekliğin üstünde bir gerçeklik, bütün şiirlerin üstünde bir şiirdir.
 
   Ne diyordu Falih Rıfkı Atay:
 
   "Tuhaf şey, İzmir’in alındığı haberi geldiği vakit, içimizde artık sevinme gücü kalmamıştı. Gönlümüz, uzun ve derin uykuya dalmış gibi idi. Bir hastanın başında günlerce beklemekten sonraki yığılıp kalmaya benzer bir uykuya saplanmıştık... 
 
   Hatta daha fazla ağlamaklı bir hâl... Bir akşam önce şampanya bayramı yapanların yüzlerindeki unutulmaz yası gidip görmek düşüncesinden bile sevinmiyorduk.
 
   Ah Mustafa Kemal, vah Mustafa Kemal, ölünceye dek sana, o günün sevincini ödeyebilmekten başka bir şey düşünmeyeceğim.
 
   Konuşmak için dilim, yazmak için kalemim tutuldu.
 
   O gün ne olmuştu, biliyor musunuz? Kurtulmuştuk!"
 
   Zaferin ertesi günü atılan manşetlerin en ilginci Akşam gazetesinden gelmiştir: ‘’Elhamdülillâh, İzmir’e kavuştuk!’’ Gazeteyi alanlar, yüzlerine gözlerine sürüyorlardı.
 
   1919'da Galata rıhtımı üzerinde kamçısı ile selâm marşını susturan, Türk Bayrağı'nın üzerinden beyaz atıyla geçen Franchet d’Esprey'in yaptıklarının da öcü alınmıştı 30 Ağustos Günü.
   
   Neyimiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, nefes alıyorsak, özgürsek... Her şeyi ama her şeyi 30 Ağustos zaferine borçluyuz.


Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle