Yukarı
29

Emre Eş

Falanca Ülke

24 Mart, 2015

Bu güzel, yaşanılası yeryüzünde bir şaşılası ülke vardı! O ülkede tarihin bütün eski dönemleriyle çağımız iç içe ve bir aradaydı. Kağnı gibi en ilkel araçlarla, lüks arabalar gibi ileri teknoloji araçlar duble yollarda gider gelirdi. Petrol gibi akaryakıtla, tezek gibi kokaryakıt aynı zamanda kullanılırdı.

Ülkede yepyeni giysilerle örtülü gövdelerin üstünde, ortaçağdan kalma ve antika değerinde kelle taşıyan modern derebeyler vardı. Ülke yöneticileri de, dediğim dedik, öttürdüğüm düdük ve olağanüstü dübük kişilerdi!

Devlet büyükleri, açılım diye bir şey tutturmuş giderken, açılımla saçıldıklarının farkına varamamış bir şekilde ülkeyi dikensiz gül bahçesi yapmak adına uğraş içine girmişti.

Baskılardan ezilen halk ise, canına tak ettiğinden ve de sanırım bıçak kemiğe dayandığından mırıldanmaktan başka bir şey yapmıyordu. Çünkü ne zaman ayaklanmaya kalksalar, karşılarında derebeylerinin tomalarını ve biber gazlarını buluyorlardı!

Derebeyleri halkın huzursuzluğundan ya da mutsuzluğundan yana kaygı duymuyordu… Ta ki aralarında yaşadıkları husumete kadar! Bu durum derebeylerinin uykusunu kaçırmıştı.

Günün birinde parsel parsel toprak satarak oy toplayan yancı derebeyi, ensesi kalın kalın derebeyine, “bulunduğu yerden defolup gitsin, istemiyoruz onu!” Gibi bir deyimde bulunarak, ortalığı ayaklandırdı.

Allah’tan ensesi kalın derebeyinin terbiyesi müsaade etmediğinden, satışçının eşine de ailecek saygı duyduklarından ve de davası uğruna bu zamana dek, gözlerini yummuş, kulaklarını tıkamış oluşundan, emekli olana değin ülkenin sokaklarında refah içinde dolaşmak adına, eteğindeki taşları ancak ve ancak falanca tarihte, kendini garantiye aldıktan sonra dökmeye yeminli oluşundan ötürü, olay oracıkta kapanmıştı!

Ama ucuz yırtan satışçı derebeyi, “sürüm sürüm sürün inşallah” bedduasını yemekten kurtulamamıştı.

Bunun üzerine ensesi kalın derebeyinin ilendiği şey bir anda gerçekleşiverdi. Parsel parsel toprak satan derebeyi bir anda yılana döndü, sürünmeye başladı! Daha sonra da parsel parsel sattığı topraklarda, halk tarafından başı ezildi!

Gerçek, anlattığım bu uydurma olaydaki gibi olsaydı, bütün bu derebeylerinin sürüngenleşmesi lazım gelirdi. Demek ki, kötü ilençte bulunmakla kötülükleri ortadan kaldıramıyoruz!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR