Yukarı
29

Emre Eş

Türkçe İbadet

15 Ekim, 2016

İslam dünyasında, mabede girerken arınmışlığın, iyi niyetin, güzel ahlakın göstergesi olarak ayakkabıları çıkarmak kültürdendir. Ne var ki Türkiye’de, bir camiden içeri girerken kapıda bırakılan yalnızca ayakkabılar değildir!

Tıpkı ayakkabı gibi, Türk Milleti ana dilini de mabetlerinin dışında bırakır. Tanrı’ya olan bağlılığını, temiz kalpliliğini, sevgisini anlamadığı bir dilde ifade etmek zorunda kalıyor. Oysa dünyanın neresinde olursa olsun, bir kültürün ana dili o toplumun çıplak ayağıdır, bedenin ayrılmaz parçasıdır. Anadilinden farklı, anlamadığı bir dille Tanrı’ya kalbini açabildiğini, derdini dökebildiğini sanmak, ruhuna ayakkabı giydirip, camiden içeri girmekten başka bir şey değildir.

1926 yılında ilk olarak Göztepe Camii’sinde İmam Cemalettin Seven Hoca, Ramazan ayında namazı Türkçe olarak kıldırmaya başlamıştır. Tanrı’ya olan bağlılığı anadilde dile getirmek, halk arasında da ilgi görürken, Cemalettin Hoca Diyanet İşleri’nin “20 Nisan 1926 gün ve 2759/1023” sayılı yazısıyla görevden alınmıştır.

Bu sebeptendir ki, onlar için Türkçe ibadet konusu toplumu dininden etmektedir! Oysa bilmezler ki, Arapça ibadet, Türk toplumunu dininden, dilinden ve Tanrı’sından uzaklaştırmaktadır. Türkçeyi savunmanın, iktidar, siyaset kavgalarının çok üstünde bir sorun olduğunu anlayamayacak, kavrayamayacak kadar düşünce yoksunudurlar!

Okuduğunu anlamayan bir toplumda aydınlanmaktan söz edilemez! Aksine kula kulluk düzeni egemen olur. Günümüzde yaşananlar da bunun bir göstergesidir.

Yetmezmişçesine dil sorununu, din sorunu haline getirenler, Atatürk’ü de dinsizlikle suçlamaktadırlar! O kan emicilerin evine güneş gibi doğacak Atatürk sözüne yer vereceğim: “Din insanların gıdasıdır. Dinsiz insan boş bir eve benzer, hüzün verir. İslam dini, dinlerin en sonuncusu, en mükemmelidir. Hepsinden üstündür.

Atatürk’ün inancı apaçık bu sözlerle ortadayken, ona ve dilimize saldıranlar kimlerdir? Bu sorunun da yanıtını yine Atatürk’ün sözleriyle vereceğim: “Dinden maddi çıkar temin eden kimseler, menfur kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz işte bu kimselerdir.

Örneğin siz annenize sevginizi dile getirirken, “ah chere mama” derseniz, anneniz sizin boynunuza mı sarılır yoksa “delirdin mi sen” der? Anadilde ibadet de bunun gibidir.

Anneler, Tanrı’nın yeryüzündeki timsalidir. Tanrı, anneyi insan yaratmak için aracı eylemiştir. Ona kendi kudretinden bir değil, birçok şey verir… O halde insan annesine nasıl anadiliyle sesleniyorsa, Tanrı’ya da anadiliyle yalvarmalıdır.

Hz. Muhammet(sav)’in devrim niteliğindeki şu sözü, anlamadığımız bir dille ibadet ederken yalnızca inancın var olduğunu, oysa asıl konunun bilmek olduğunu ne de güzel anlatıyor: “Sen herkesin inandığını bilmeye çalış!

Lafın kısası, ibadethanelere girerken kalbimizin temizliğini göstermek için ayakkabılarımızı çıkarırken, dilimiz de aynı saflıkla ve yalınlıkta olmalıdır. Anlaşılır olmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insanın ayakkabısız dili, anadilidir!



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR