Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Vicdanınız rahat mı?

22 Nisan, 2017

Vicdanınız rahat mı?

Vallahi de, billahi de rahat mı?

Rahat diyorsanız…

“El-İnsaf” diyorum…

Alllah aşkına!..

Toplumun hukuka, kurumlara ve kamu otoritesine karşı güven duygusunda aşınma derinleşti.

Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimi adil yürüttüğüne ilişkin güven kırılması bunun göstergelerinden biri değil mi?

Gündüz gözüyle bile görülen demokrasi yalanını görmezden gelmek...

Ortak akıl ve vicdandan uzak, ötekileştiren ve dışlayan siyaset diliyle tüm toplumsal zeminin mayasını bozmak.

Devam eden haksızlıklara, dış politikada maceralara sürüklemek…

Ekonomik kriz tehlikesine karşı etkili bir muhalefet de sergileyememek.

OHAL uygulamalarını devam ettirmek.

Yüzde 13 işsizlik oranından, bir türlü düşmeyen enflasyondan, sıcak para sıkıntısına kadar sorun yokmuş gibi davranmak.

Dünyanın bildiğini görmezden gelmek…

Dünyaya hele ki aranızda askeri / ekonomik / siyasi / kültürel bağlar olan ülkelere sırtınızı çevirerek bunları çözebilir misiniz?

Ve hala öleceğimizi bilip de idrak edememiş olmaktır!

Yargıyı, siyaseti ve ideolojisi doğrultusunda şekillendirmek ve böylece otoriter yönetiminin önünü açmak istenen davranıştan nahoş kokular gelirken halk bunu yer mi?

Halk faydalı ve olumlu olduğuna inandığı değişime, yeniliğe sırf hükümeti cezalandırmak için ‘Hayır’ der mi?

Başarıyı ve başarılı insanı kim istemez, kim sevmez!

Referandum sandığından çıkan mesaj bellidir; Adaletsizlik ve Vicdansızlık!

Referandumun kazananı Milliyetçi muhafazakâr blok, referandumu devlet zoruyla kazandı.

Eski ezber ve ön yargıların aşılması ile yeni bir siyasi umut içindeyim…

Kamplaştırma ve gerilim siyasetini boşa çıkarmak,

Siyasetin önündeki en önemli sorumluluğu ciddiye almak,

Yeni siyasi buluşmanın alternatif olarak toplumun önüne konulmasını sağlamak,

Demokrasi mücadelesini genişletmek ve toplumsal barışı inşa etmek için önemli bir fırsattır!..

Statükoculuğa evirilmeden, mevcut fiili durumda başta Anayasa olmak üzere güçlü bir değişim hareketine öncülük edilmelidir…

Klasik sağ-sol kalıplarının artık kırıldığını görmeliyiz!..

Şehirli, daha eğitimli, dünyaya entegre olan, bireysel hak ve özgürlükleri önemseyen yeni bir sosyolojinin oluştuğunun farkına varmalıyız.

Referandum sonuçları aynı zamanda 7 Hazirandan (!) daha etkili ve dalgalarını büyüterek gelen 2019 seçimleri için bir uyarı niteliğindedir.

Referandum Türkiye’deki krizlerin çözülmesini kolaylaştıracak bir biçimde sonuçlanmasa da, devlet krizini daha da derinleştirecektir.

Çünkü referandum sonrasında da ısrarla “Türklük vurgusuyla ve idamı geri getirme vaadiyle” konuşma yapmak sadece Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarına yeni bir gündemle “oyalanma malzemesi” vermektir.

Kandırmaya çalışmak, toplumun huzur ve refahını bozacak bu rüzgarı tersine döndürür, dip dalgasını büyütür! Kendi iç dinamiklerinde güvendiği ibrelerin de tam tersine dönmesini sağlar.

İdamla zaman geçireceğinize, büyükşehirlerdeki oy kaybı sonuçlarının hem kabineye hem ekonomiye nasıl yansıyacağının sorunlarıyla uğraşın.

AK Parti’nin 15 yıllık iktidarı sürecindeki sosyolojisinden kopuşları irdeleyin!.

Önceden üniversite mezunu ve üstündeki eğitimli kesimden azda olsa destek alırken, gerilediği lise seviyesinin nedenlerini araştırın.

Türkiye’de eğitim seviyesi yükselirken ve büyükşehirli oyların sonuçlar üzerindeki ağırlığı artarken sizde körelen adaletsizliğinizi, hukuksuzluğunuzu, haksızlıklarınızı, güvensizliğinizi ve vicdansızlığınızı tamir ediniz…

Bu ülke SİZ’den ibaret değil, BİZ varsak siz varsınız…

 



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR