Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Mum dibine ışık vermiyor!

24 Kasım, 2017

   Öğretmenler diyor ki;

   “Öğretmen açığımız: 140 bin

   Atama bekleyen öğretmen:300 bin

   Ücretli öğretmen:85 bin

   Formasyonu olmayan birine teslim edilen binlerce öğrenci!..

   Haydi, buyurun gönül rahatlığıyla 24 Kasım'ı kutlayalım!”

   “Ücretmenlik” yani ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik almış başını gidiyor. İhtiyaç olsun olmasın çocukları kime emanet edeceğimiz konusunda bile belli standardımız yok!

   Ataması yapılmayan öğretmenler çok zor şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor.

   Buda yetmiyormuş gibi, öğretmen özgürlüğü, adaleti, hakları öğretmesi gerekirken, gittiği okulda sendika baskısı ve siyasi taciz ile karşı karşıya kalıyor!

   Siz bu düzenden nasıl parlak bir gelecek beklersiniz?

   Türkiye’de toplanan vergilerin on da biri kadar öğretmen atamalarına ayrılmış olsaydı şuan 400 yüz bin değil 200 yüz bin öğretmen atanabilecekti.

   Atatürk; “Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe, yoksulluğa düşüren de eğitimdir.”

   Eğitim kaldı mı ki, öğretmen kalsın!.. Anlaşılan coğrafyasız nesiller istiyorlar!..

   Öğretmen diyor ki; “Üsküdar; Rauf Orbay ilköğretim okulunun zili Diriliş Ertuğrul film müziği ile çalıyor ve cuma günleri öğrencilere ezan okutuluyor... Eğitim bu mu?”

   2002 yılında “Boşta öğretmen adayı kalmayacak” diyen Başbakan için değişen tek şey zaman oldu vaatleri hala aynı…

   Ülkenin eğitim sisteminde söz hakkı olmayan bir öğretmenin başka ne hakkı olabilir? Uzman kişilere söz hakkı verilmezse bu ülke ilerleyebilir mi?

   Öğretmenler sadece siyasi baskı değil, aynı zamanda velilerden de baskı görüyor. Velinin her şeyi şikâyet etmesi için kurgulanan sistemde “akıllı ol elimdesin öğretmen” tehdidi işliyor. Eskiden öğretmen öğrenci ilişkisi farklıydı. Şimdi ise öğretmen, öğrenci oldu, öğrenci öğretmen…

   Öğretmen atamaları ve 'atanamayan öğretmen' sorununun çözümüne yönelik Maliye Bakanı "bütçemizin imkânlarını da dikkate almak durumundayız" şeklinde açıklama yapmıştı. Diyanete ayrılan bütçelerden, “itibardan tasarruf olmaz “ diyen Cumhurbaşkanımıza soruyorum; Bu kadar zengin gösterişin içinden “Öğretmenlerimize” itibarlı bir bütçe çıkmıyor mu?

   Hem ekonomi coşuyor, ama bir türlü dalgası öğretmene ulaşamıyor!..

   Ya milleti kandırıyorsunuz ya da öğretmen atamak istemiyorsunuz!..

   Yoksa niyetiniz öğretmenlik mesleğine de mi müftü atamak?

    “Atatürk'e sormuşlar paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz ne verelim? Öğretmen maaşını 1 lira geçmesin” ifadesindeki vekil maaşından üstün kılan maaş karşılığını öğretmenlerimiz alabiliyor mu? Hayır!..

   İnsan vardır, bütün ömrünü toplumun ve insanlığın mutluluğuna adar ki bunların başında öğretmen ve yetiştirdikleri gelir!..

   Öğretmen milletlerin kaderini ayakta tutan, örnek davranışlarıyla yol gösteren, doğumundan ölümüne kadar, milletin ahlak ve karakterini yükselten bir hamur gibi şekil veren öğretmendir. Öğretmen karanlığın cehaletin, geri kalmışlığın, zulmün düşmanıdır.

   Öğretmen dosttur: İnsanın insanlığın, şefkatin, merhametin, bilginin ve sağa duyunun dostudur. Öğretmen güneşe benzer nasıl güneş doğduğu andan itibaren çevresini aydınlatır, ısıtırsa öğretmende, yol gösteren, yeni ufuklar açan, öğrencinin yeteneklerini keşfetmesini ve geliştirmesini sağlayandır.

   Öğretmen bayrağına renk verendir. Öğretmen tarihini bilen ondan ders çıkartarak geleceğe umutla bakandır.

   Öğretmen mimardır. Ferdin toplumun, kişiliğin, şahsiyetin, adaletin ve bilginin mimarıdır.

   Öğretmen hakkını arar ve hakkını aramayı öğretir.

   Öğretmen yeni şeyler peşinde koşan, çalışan bir reformcudur.

   Sen kimsin de öğretmenin önüne geçiyorsun?

   Kamusal bir hizmet olması gereken eğitimin tüm süreçlerinde ‘piyasanın’ kuralları işliyor. Eğitimde nitelik değil, mal üretiminde geçerli olan ‘kalite’ için çırpınan tamamen siyasallaşmış, uzman olmayan kadrolarla işler yürütülüyor…

   Atatürk bir ulusun yaşamında eğitimin ve öğretmenin önemini belki de en iyi anlamış, anlatmış devlet kurucusu ve Cumhurbaşkanı idi.

Ölümünden sonra da O’nun vizyonuna ve insani değerlerine sahip bir lider gelmedi!

   Atatürk “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

   Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.” İfadesindeki gibi öğretmene verdiği değeri her şeyin üzerinde tutmuştur.

   Bugün öğretmenin kadrolu çalışan olarak alınması gerekirken, devlet; formasyonu ve mesleki eğitim niteliği olmayan insanları ücretli öğretmen olarak çalıştırıyor ve gerçek öğretmeni değersizleştiriyor.

   Ve böylece öğrencilerin geleceği, öğretmenlerimizin saygınlığı ve itibarı sıfırlandı! 24 Kasımda neymiş, günlük gönül oyunları, kutlu olsun falan, filan!..

   Hiçbir öğretmen sabah evden çıktığında 'işe gidiyorum' demez, 'okula gidiyorum' der. Bu önemli bir ayrımdır. Öğretmenlik özel bir meslektir.

   “Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır. Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.”

   Atatürkten sonra bugünlere geldiğimizde kabiliyetsizce eserlerimizin kıymetinden giderek uzaklaşmışız.

   Milli Eğitim Bakanlığı öncelikle eğitimde yaşanan sorunlar karşısında 16 yıldır kalıcı çözümler üret(e)memiş ve gidişatını sorgulamamıştır. MEB, okulları şirket gibi yönetme anlayışından vazgeçmemiştir.

   Eğitim emekçilerine içi boş dayatmalarla öğretmenleri kendince hizaya getirmek ve fazla çalıştırmaya kılıf hazırlamaktan vazgeçmeli ve eğitim politikalarındaki başarısızlığı ile yüzleşmelidir.

   Yüksek öğretmen adayı arzı, kadroların darlığı ve öğretmen yetiştirme kalitesinin düşüklüğü Türkiye’nin eğitim kalitesinde OECD ülkeleri arasında düşük sıralardan çıkamamasına neden oluyor. 

   Türkiye'de eğitim alanında en çok tartışılan konulardan biri, ataması yapılamayan öğretmenlerin durumudur. Her yıl katlanarak büyüme eğilimi gösteren sorun, atama bekleyen binlerce öğretmenle sınırlı olmayıp giderek genişliyor ve öğretmen yetiştirmeyi doğrudan etkiliyor.

   Türkiye, öğretmen yetiştirmede, köklü bir deneyime ve özgün öğretmen yetiştirme modellerine sahip olmasına rağmen 1980'li yıllara kadar, hemen her öğretmenlik alanında 'öğretmen açığı' sorunu yaşanmış ve bunu gidermek üzere, farklı dönemlerde farklı çözümler üretilmiştir.

   Uzman olmayan kişilerin politik rüzgârı ile savrulan eğitim sisteminin öğretmen açığına karşı uyguladığı yöntemler bu sefer ortaöğretim alanında istihdam fazlalığına yol açtı.

   Arz ve talep arasında büyük uçurumun bulunması, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim sistemi ve öğretmen istihdam politikalarındaki deneme-yanılma yöntemleri, sözleşmeli ve ücretli statüde öğretmen çalıştırılması vb. bitmeyen sorunlar bütün bu değişikliklere rağmen, eğitim sisteminin niteliğini yeterince arttırmamıştır!..

   Dibine ışık veremeyen eğitim ordusunun başı Milli Eğitim Bakanlığı’nın 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlama” etkinlikleri bütçe için israf değil mi, hatırlatırım!..



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR