Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Uyan Vatandaş Uyan!

03 Aralık, 2017

   Yediğine, içtiğine dikkat et…

   Küresel efendiler dünyada gıda terörü yaratarak, sağlığımızla umarsızca oynuyorlar!..

   Gıda sektörü tarafından üretilen ve aldatıcı reklamlarda pazarlanan, insanlar için elzem gıda maddesi olarak sunulan işlenmiş ve binlerce katkı maddesi kullanılıyor.

   Bu katkılı gıdalar insanların sağlığına değil yüz milyarlarca dolarlık piyasası olan gıda sektörünün yararına çalışıyor.

   Bize emanet olarak bırakılan dünyayı, en önemlisi sağlığımızı mirasyedi mantığı ile yok etmeyi sürdürüyoruz.

   Ne yediğinizi biliyor musunuz?

   Biliyorsunuz da, bilmiyorsunuz, çünkü yemeğe devam ediyorsunuz!..

   Hatta çoğunuzun “Paramız olsa sağlıklı beslenmeyi biz de biliyoruz!” dediğinizi düşünüyorum…

   3 TL’ye, 5 TL’ye Fast Food menüleri satılırken, sağlıklı olmak mümkün mü?

   3 TL’lik, 5 TL’lik gıda ürününü satana “sen burada ne satıyorsun?” diye denetleyen birileri var mıdır? Satabildiğine göre, yoktur! Çünkü o ucuzcu işletmeler az kazanan insanlara hizmet etmek için yaşatılırlar!..

   Ne yazık ki az kazanan ve zamanı olmayan çalışan aileler bu yiyeceklerle doyduklarını sanırlar. Ne yazık ki vatandaş ekonomik şartlarına göre satın alacağı gıdayı tercih etmek durumunda kalıyor.

   Kötü beslenme sağlık problemlerimizi tetikleyince, diğer taraftan da ilaç kartellerinin kasalarını dolduruyoruz.

   Hızlı yaşam, hızlı tüketim ve hızlı üretimle beraber ve üçünün birleştiği beslenme şekli olan Fast Food ciddi bir sağlık sorunudur.

   Kısa sürede büyüyen Fast Food pazarı genç ve çocuklar için eğlenceli(!) beslenme, ebeveynler için de tembellik ve kolaycılık yönünden tercih nedeni olmuştur.

   Artık mevsimler ortadan kalktı. Domatesler yeşilken toplanıp, hızlı tüketime dayalı eliten gazı ile olgunlaştırılıyor. Ve birçok gıdalarda bu tip farklı kimyasallar mevcut!..

   Kimyasal maddelerin bolca kullanıldığı gıda üretimi yapan fabrikalar düzene hizmet ederken,  insan sağlığını da göz ardı ediyor.

   Endüstriyel üretim, örneğin etin tadının her yerde aynı olması için üretim şartlarını kendine göre değiştiriyor!

   “Ben fast food yemiyorum” deseniz de artık yediğiniz et de aynı sistem tarafından üretiliyor.

   Ya tavuk eti? Zombi hayvanlar…

   70 günde büyüyen tavuklar 48 günde büyüyor ve kesiliyor. Sistemin kazanç mantığı düşük fiyata en fazla yiyeceği üretmektir. Yine gıdalara bolca kullanılan kimyasallar devreye girerek ürünün raf ömrünü uzatıyor.

   3 ay yerine 49 günde büyüyen tavuktan sağlık gelir mi?

   Daha fazla para için halkın sağlığı ile oynuyorlar!..

   Çok insan, az gıda olunca zorlu rekabet koşulları gıda teröristlerini doğurdu.

   Tarımsal üretimden, Endüstriyel üretime geçiş sağlandı!

   Beslenmemize artık “Mühendislik Müdahalesi” karışıyor…

   Mısır yeni baştan oluşturuldu. 100 yıl önce 4 dönümden 20 kilo mısır yetiştirirken çiftçi şimdi 200 kilo alıyor.

   Artışlara dikkat edecek olursak, artık yiyecekler üzerinde bir mühendislik müdahalesi var. İstediğimiz özelliği ekleyip istediğimizi çıkarıyoruz.  Uzmanlara göre marketteki ürünlerin %90’ı mısır ve soya katkılı. Mısır hayvanlara yem olarak kullanılınca, sığır da mısırı yiyince hemen şişmanlıyor, işletme çok para kazanmış oluyor!

   Bas bas mısırı sığırlara!

   Talep arttıkça da büyük market raflarında oynanan oyunlar var!

   “Organik/doğal ürünler” gibi pazarlama taktikleri.

    Gerçekten doğal, organik mi?

   Organik ürünler tohumla yetişiyor ise, tohumlarımız ne durumda?

   Tohumların durumu da diğerlerinden farksız... 10 bin yıl önce çiftçiler iyi tohumlarını saklar sonra yeniden dikerdi. Büyük firmalar işin içine girince çiftçilerin tohum saklaması da yasaklandı.

   Dev şirketler gıda üretimini ele geçirerek insanların sağlıklı beslenme hakkını elinden aldı. İlginç olan bu endüstri ürünün kaç kalori içerdiğini sunarken ürünlerin üzerine GDO olduğunu yazmıyor. Uzmanlar “artık gıda ürünlerinde %78oranında GDO içerikli bileşenler var” diyor!..

   Dünya nüfusunun giderek artması nedeniyle gıda şirketleri üretime yetişemiyor. Rezerv de olmayınca, çeşitlilik azalıyor. Gıda denetimleri yeterli değil, kötü beslenme almış başını gidiyor.

   Dünyadaki gerçek terör adaletsizliğin, hukuksuzluğun aşırı ve gereksiz tüketimini, aç gözlülüğün ve denetimsizliğin yarattığı terördür.

   Dünyanın en stratejik ürünü gıdadır!..

   Dünya gıda piyasasını kontrol eden, dünyayı da idare eder fikri bazı zihinlere yerleşmiş durumda. Bilhassa büyük holding sahipleri 90’lı yıllardan sonra market adı altında bakkal işletmeye, hayvan besiciliğine  başladılar.

   Nüfus artışı, hayat tarzı değişiklikleri, bitkilerden biyoyakıt üretme ve iklim değişikliği gibi etkenler gıda güvenliğini de riske soktu.

   Gelir büyümesi, iklim değişikliği, yüksek enerji maliyetleri, küreselleşme, şehirleştirme ve artan yiyecek tüketimi, üretim stoklarındaki düşüşler, dünya yiyecek sisteminde özel sektörün etkisi, özellikle yiyecek perakendecilerinin spekülatif hareketleri (hem de hızlı bir biçimde) artarken ve insanlar sağlığını kaybederken gıda sektörünün büyük patronları kasalarını doldurmaya devam ediyor.

   Yüksek oranda zararlı yağ, şeker, tuz ve katkı maddeleri ihtiva eden işlenmiş gıdalar sahte gıdalara dönüşüyor.

   Ürünlerin raf ömrünü uzatmak için içine konulan kimyasallar, düşük besin değerleri tüketenlerdeki toksinleri arttırıp, hastalıkları tetikliyor.

   Beslenme eğitimi devletin kamusal sorumluluğunda olup, denetim mekanizması işlemiyor…

   Tüketici olarak yediklerimizin içinde ne olduğunu bilme hakkına sahip isek,  gıda ürünlerinin içindekiler kısmındaki oranlar doğru mu?

   Hazır gıdaların tehlike boyutu nedir?

   Gıda paketlemede; öncelikle paket içindeki oksijen içeriğini düşürerek ürünün bozulmasına engel olmak için kullanılan azot gazı kullanılıyor. Ambalajlı gıdaların hepsinde bu gaz mevcuttur. Ancak azot gazının sürekli alınması halinde insan vücuduna verdiği etkilerden nedense kimse bahsetmiyor!..

   Teknoloji ilerledikçe gıdaların daha sağlıklı olacağını mı sanıyorsunuz!

   Gıda Endüstrisi devrede iken sağlıklı beslenmek mümkün değil…

   İklime müdahale etmedikçe, tarımı ve hayvancılığa uygun şartları yeniden düzenlemedikçe “hapla besleme metoduna” çok yakında geçeceğiz…

   Verimi arttırmak için çalışan küresel sistemin sağlıksız üretimleri sonucunda GDO'lu tohum, aşırı kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanımına yönelik endişeler arttı. Ormanların yok edilip, ağaçların kesilmesi ve  'aile çiftçiliği' kavramını tehdit eden  ‘endüstriyel tarım' sayesinde topraktan her geçen gün uzaklaşıyoruz…

   Kısacası önümüzde sağlıklı yaşamak için çok fazla seçeneğimiz yok.

   Ya taş üstüne taş koyan sağlıklı gıda devrimi, ya da kapitalizmin dünyayı felakete sürüklediği sonsuz yok oluş.

 



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'Bazılarına kırmızı biber sürecek'

Şarkıcı Gülben Ergen,önceki gün Nişantaşı’nda görüntülendi. Bir mağazada takı bakarken görüntülenen Gülben Ergen,kendisini görüntüleyen gazetecilere adeta vitrin mankenliği yaptı. Nişanta...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Bu otlar çok tehlikeli!

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik'ten kanser hastalarına önemli uyarı: Şifa bulmak için başvurduğunuz bitkisel çözümler, organ yetmezliğine neden olabilir.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR