Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Kana Bulanmış Zaaflar

15 Ekim, 2015

   Birilerinin ülkeyi kaosa sürüklemeye çalıştıklarını görmek için ne çok zeki olmaya ne de stratejist olmaya gerek var, her şey gün gibi apaçık ortada. İktidar sahiplerinin el atından ÖSO’ya ve Suriye’ye müdahalesi ile başlayan süreçte ilk büyük kaotik ortam 11 Mayıs 2013’de Reyhanlı saldırısı ile başladı. 7 Haziran seçimlerinden hemen önce 5 Haziran’da meydana gelen Diyarbakır saldırısı ve 20 Temmuz’da yaşanan Suruç patlaması ile ülkemiz her geçen gün daha da derin bir kaosa girdi. Son olarak 10 Ekim Cumartesi Ankara tren garı kavşağında meydana gelen ve “Barış, Emek, Demokrasi” mitingini kana bulayan insanlık dışı katliamla kaos zirve yaptı.

   Bu katliamın gerçek failleri kim? Tam olarak amaçları ne? Sorularına burada yanıt aramayacağım. Konuyla ilgili kişisel fikirlerim var ancak durumun ciddi istihbarat çalışması gerektirdiğini düşündüğümden varsayımlarla hareket etmek istemiyorum. Asıl değinmek istediğim Ankara’ya gitmeden de gözle görülebilen ve maalesef kan ve canla sonuçlanmış yönetim zaafiyetleri.

   İlk akla gelen zafiyet uluslarası politikada yaşananlar. İktidar sahipleri maalesef dış politikayı iyi idare edemediler ve çok sık hata yaptılar. Suriye meselesinde neredeyse Suriye halkı dışında tek zarar eden Türkiye oldu.

   Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bazı bakanlar, selefi Davutoğlu , bir takım valiler hatta Emniyet Müdürleri meydana gelen krizleri iyi yönetemedi. Örnek Gezi Olayları.

   Bitti sanılan ancak sadece buzdolabına saklandığı geç anlaşılan (hala anlamayanlar da var)  terör sorunu da yanlış hamleler ve siyasi malzeme konusu yapılması sebebiyle yeniden patladı. Erdoğan ve kurmaylarının en masumane ifadeyle ütopik(!) terör politikası iflas etmiştir.    

   Ülkenin en önemli organlarında uzmanlaşmış binlerce isim teker teker yerini azımsanmayacak kısmı etkisiz ve yetersiz isimlere bırakınca birçok kurum felce uğradı. Nice ünvana sahip isim görevden alınıp yerine imamlar getirilmedi mi? Birilerinin keyfi tercihleri ile liyakat arka plana atılıp daha fazla başüstüneci isimler koltuklara oturtulmadı mı?

   Yıllarca azılı terörist olarak aradığın isimleri sözde “gizli tanık” yapılıp ülkenin Genelkurmay Başkanı cezaevine gönderilmedi mi? Neredeyse donanmanın yönetim kadrosundaki birçok üst düzey yetişmiş subay aynı akıbeti yaşamadı mı?

   Bir ülkenin yönetiminde ve yaşamını devam ettirmesinde en önemli araçlardan biri “istihbarat”’tır. Bin yıllardır akılcı politikalarını istihbarat çalışmaları ile değerlendiren ülkeler başarılı oluş ve varlıklarını uzun süre sürdürmüşlerdir. Bunun için de iyi ve eğitimli bir istihbarat teşkilatının varlığı kaçınılmazdır.  Ancak iktidar sahipleri ne yaptı? Astsubaylıktan emekli olmuş Hakan Fidan’ı istihbaratın başına getirdi. Koskoca ülkede o mevkiiye layık tek bir kurmay subay yok muydu? Hakan Fidan bu göreve geldi de ne oldu? Maalesef  Fidan’ın görevli olduğu dönemde terör eylemleri zirve yaptı ve ülke tarihinin en acı tablolarını yaşadık. Yani? Yani hakan Fidan başarısız olmuştur. İstihbarat teşkilatı iyi çalışmamakta ve iyi idare edilmemektedir. Nasıl çalışsın ki? Bu önemli görevdekiler son 10 yılda daha çok muhalifleri tespit etmekle meşgul, sanki asli görevleri Devletin değil iktidarın bekasını sağlamakmış gibi.

   Yazdıklarıma kızanlar olacaktır onlara Fransa’da yaşanan terör olayından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini hatırlatmak yeterli cevap olacaktır sanırım “.. bu insanları neden takip etmediniz. Takip etmeniz lazım. İstihbarat teşkilatınız çalışmıyor mu?” . 



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR