Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Aman! Sakın Hasta Olmayın

23 Aralık, 2015

   AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda en beğenilen icraatları sağlık alanında olmuştu ancak sonrasında önce hekimlere “performans dayatması” getirildi ardından da “reçete parasıydı, muayene parasıydı” diyerek vatandaşların ceplerine dokunmaya başlanıldı. Zaman içinde de en çok el atılan ve maalesef birçok olumsuzlarla gündeme gelen sağlık sektöründe “nurtopu gibi” bir uygulamamız daha oluyor.

   2016 yılının ilk gününden itibaren Devlet Hastanelerinde hekimlerin yardımcısı olan ve “veri elemanı” olarak adlandırılan görevliler artık başka yerlerde istihdam edilecek ve hekimler hastaya yalnız bakmak zorunda kalacaklar. Bu çok zekice (!) uygulama pilot bölge olarak İzmir’de ve ilçelerinde uygulanmaya başlandı.

   Şimdi bazılarınız diyeceklerdir “İyi de bize ne kardeşim? Doktorlar düşünsün” ama kazın ayağı öyle değil! Bu uygulamayla birlikte en büyük zararı maalesef hastalar görecek.

   Hastaneye işi düşenler bilir istisnalar hariç birçok hekim mesai saatleri ile bağlı kalmadan tatilinden, zamanından fedakarlık yaparak tedavi hizmeti sunmaya çalışır ve bu koşullarda bir hekim günde ortalama branşın yoğunluğuna göre 50 ile 120 arasında hasta bakar, daha doğrusu bakardı zira artık o sayıları hemen hiçbir poliklinikte görmemiz mümkün olmayacak. Sebebi mi? Çünkü birçok kişinin “doktor sekreteri” olarak dillendirdiği “veri elemanları” artık hekimlerin yanında olmayacak.

   Olmazsa ne mi olur? Biraz düşünün bakalım..

   Hekim yalnız başına hem hastaları içeri alacak, hem hasta anamnezini (hastanın şikayetleri) yazacak, hem hastalıkların tanı kodlamasını yapacak bunca işlemden sonra fırsat bulup hastayı muayene edecek, teşhis koyacak, yetecek mi? Hayır! Zira reçete yazacak, rapor yazacak, gerekirse tahlilleri işleyecek, çıkan tahlil sonuçlarını bastıracak, okuyacak,  değerlendirecek, hastaya verecek, cek, cak, cak…

   Bitecek mi? Tabii ki hayır! Hasta muayenesi sırasında yardımcısı olmadığı için yalnız ne yapacak bilemeyecek! Asıl görevi olan hekimliği mi yapacak yoksa sekreterlik mi yapacak? Bilemeyecek. Bir taraftan da hastane yönetiminin performans taleplerini nasıl karşılayacak? Kara kara düşünecek.

   İyi de bu hekimler de robot değil insan evladı, hangi birini yapacak? Doğal olarak yetiştiremeyecek ve poliklinik numaratöründe her zaman alıştığınız 100’lü rakamları bir daha göremeyeceksiniz ve muhtemelen günde ortalama 40-50 hastadan fazlasına da bakılamayacak. Yani hasta doktorsuz kalacak, muayene olamayacak, tedavi göremeyecek. Özetle hasta zararlı çıkacak.

   Bilenler bilir bir hekime günde 36 randevu veriliyor çünkü Avrupa Standartlarına göre bir hastaya 10 dakika zaman ayrılması gerekiyor. Yani bunun anlamı bir hekimin günde sadece 36 hasta bakabilmesidir. Yani 36 hasta sayısının üstündekiler sıra değil gün bekleyecekler.

   Mağduriyet bununla bitecek mi? Hayır! Çünkü “veri elemanı” olmayan poliklinikte hekim hasta ile yalnız kalacak? Olsun ne mi olacak? Arkadaşlar hala karısını hatta kız evladını erkek hekime göstermek istemeyen bir yığın insanın yaşadığı bu ülkede neler olur bekleyin görün.

   Uzun lafın kısası Sağlık Bakanlığı’nın akıllara zarar son icraatı yine dönecek dolaşacak vatandaşın mağduriyetine sebep olacak. Valla başka ülkede olsa mağdur olacak vatandaşların “demokratik tepkilerini göstermelerini” tavsiye ederdim ama 2016 AKP Türkiyesi’nde en iyisi “siz siz olun hasta olmamaya çalışın” ya da paranız çoksa boş verin tavsiyemi, dilediğiniz kadar hasta olun ve basın parayı gidin özel doktora…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR