''Türkiye'de Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak''
Ege'nin Sesi-Ali Arda PERK/ Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi (PM) Üyesi ve aynı zamanda 25 yılı aşkın süredir de partinin farklı kademelerinde hizmet veren Hüseyin Saygılı, son günlerde sıkça dile gelen Gezi Parkı olayları, Başbakan Erdoğan'ın sert söylemleri ve İzmir'de seçim süreci çalışmalarını değerlendirdi.

Taksim Gezi Parkı'ndan başlayarak tüm Türkiye'ye yayılan olayların ardından hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının altını çizen Saygılı, Başbakan Erdoğan'ın söylemleri hakkında Cumhuriyet Savcılarını göreve davet etti.
''Yaşanan Olaylar 11 Yıllık Birikimin Patlamasıydı''
Gezi Parkı ile başlayan ve sonrasında tüm Türkiye'ye yayılan direniş hareketinde AKP'nin diretmelerinin patlama noktası olduğuna dikkat çeken PM Üyesi Saygılı, ''3 haftadır yaşanan olayları Türkiye'nin siyasi hayatı bakımından bir dönüm noktası olarak görüyorum. 11 yıldır iktidarı elinde bulunduran AKP hükümeti, çoğunluğun oylarını alarak iktidara gelmiş olmasını demokrasi olarak nitelendirdi ve bunu yeterli gördü. Madem ben iktidar oldum seçmeler bana oy verdi, o halde ben istediğimi yaparım şeklinde bir anlayışı sürdürdü. Bu tutuma karşı 11 yıldır biriktirilen, üst üste meydana gelen sorunların bir patlamasıydı. Bu sorunlar neydi; AKP hükümetinin çoğunlukçu yaklaşımı, giderek otoriterleşen, liderlik sergileyen Tayyip Edoğan'ın tutumu, giderek özgürlük alanlarını kısıtlayan, eğitimden yaşam biçimine kadar bütün alanlarda insanların demokratik hak ve taleplerine yönelen bir yönetim anlayışı, en son içki yasası ve aynı zamanda toplumun temel değerlerine yapılmış olan saldırılar, 2 ayyaşın çıkardığı yasa demiş olması bardağı taşıran son damla oldu. Ben Gezi Parkı eylemlerini sadece 3-5 ağaç olarak görmüyorum. Burada 90'lı yılların, 80'li yılların gençliğinin çevreye de ne kadar duyarlı olduğunun da bir göstergesi'' açıklamalarında bulundu.

''Demokrasiden Nasibini Almamışlar...''
Hükümetin ve Başbakan Erdoğan'ın ayrıştırıcı dil kullandığının altını çizen Saygılı, ''Toplumun bir kısmının, kendilerine oy vermeyenlerin ötekileştirilmesi, kendilerinden sayılmaması ve bunu direk yapması... Bunun için toplumun hafızasında yer alan bazı kodları inceleyecek olursak özellikle inanç ve etnik unsurlar anlamında toplumu böldüğünü görüyoruz. Yine tam bu sıralara denk gelen 3. köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi de bölücülükte etkili olmuştur. Toplumu ve kendisine oy vermeyen kesimleri hiçe sayan, 'Ben bana oy verenlerin başbakanıyım' şeklinde algı yaratılmış olması demokratik kültürde demokrasi standartlarından ne kadar nasibini almadığının göstergesidir. Parlamentoda muhalefet eden bütün partilere karşı otoriter bir dil kullanarak, sürekli üst perdeden bağıran çağıran bir başbakanın olması kendine muhalefet eden tüm kesimlerin özgürlük alanlarına, geleceklerine olan endişeyi arttırmıştır'' diye konuşurken Gezi Parkı olaylarının çıkış nedeninin yaşananların toplamı olarak gördüğünü ifade etti.
''Başbakan Suç İşliyor''
Başbakan Erdoğan'ın sert söylemlerinin suç unsuru olduğunu açıklayan Saygılı, Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırdı. Saygılı konuşmasında şunları kaydetti: ''Bütün gelişmelere karşı bir patlamanın, karşı duruşun yaşanacağını öngörüyorduk ama ne zaman yaşanacağını bilmiyorduk. Tam da içki yasağının çıkmış olması, daha sonra Gezi Parkı'nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sorumlu olduğunu ama burada Belediye diye bir şey olmadığını, her şeye başbakanın müdahale ettiğini, hayatın her alanına müdahale eden bir başbakan olması toplumda büyük tedirginlik yaratmıştır. Başbakan üniversitelere müdahale ediyor, insanların kaç çocuk yapacağına müdahale ediyor, insanların çevre duyarlılığına müdahale ediyor ve terörist, çapulcu nitelendirmesi yapıyor. Gerginliği arttıran söylemlerde bulunmuş olması olayların 3 haftaya yayılmasında en önemli etken... 'Ben yüzde 50'yi zor tutuyorum' demiş olması son derece sorunludur ve başbakan suç işlemiştir. Burada Cumhuriyet Savcılarına da suç duyurusunda bulunuyorum. Kendi halkına karşı tehdit olarak kullanmıştır.''
''Toplum Yapılanları Kabul Etmedi''
Başbakan'ın Türkiye halkının başbakanı olmadığını vurgulayan Saygılı, ''Kendisine oy verenlerin başbakanı olduğunu ilan ederek zaten başbakanlık yapamayacağını, derhal istifa etmesi gerektiğini kendisi ilan etmiştir. Avrupa'da 50'yi aşkın şehirde Gezi Parkı'na destek eylemleri başladı. Uluslararası ekonomik çevreler büyük oranda Türkiye'nin eskisi gibi olamayacağı fikrine geldi. Artık bazı ülkelerin başbakanları, özellikle AB'nin yetkili kişileri başbakanın sorunlu ve otoriter davranışlarını sürdürmesi, polisin orantısız güç kullanmasını ve özellikle püskürtülen gazın suyun toplum sağlığını, bozduğunu, bütün bu bastırma çabalarının sorunlu olduğunu, İzmirli genç kızımızın durup dururken saçından tutup sürüklenmesini toplum kabul etmedi. Türkiye halkı büyük oranda kitlesel bir şekilde kendisi olmuştur. Hiçbir zorlama olmadan kendi tepkisini kendisi olarak sürdürmüştür. Faiz lobisi var diyorlar, hangi faiz lobisinden bahsetmektedir? Bu da gülünçtür. Başbakan kendi söylemlerini bu şekilde sürdürmeye devam ettikçe kendi sonunu getirecektir. Zaten hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Başbakan topluma karşı suç işlemiştir, kendisini protesto edenlere karşı da miting düzenleyerek dünya tarihinde kendi halkına karşı miting düzenleyen bir başbakan durumuna düşmüştür. Bu bile onun ne kadar sorunlu başbakan olduğunu göstermiştir'' ifadelerini kullandı.
''Artık Şapka Düştü, Kel Göründü''
Gezi Parkı'nın, Türkiye'nin geleceği ve demokrasisi açısından büyük bir kazanım olduğunu belirterek konuşmasına devam eden Saygılı, ''Demokratik geleneğinin zenginleşmesi ve kökleşmesi bakımından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede askeri ve otoriter rejimlerden çok çektik, dolayısıyla geçmiş dönemin otoriter yaklaşımını eleştirerek gelen iktidarın bugün bu gücü elinde bulundurup aynı otoriterleşmeyi sürdürmeleri kabul edilemez. İki yüzlülük olarak değerlendirmek gerekir. O yüzden artık şapka düşmüş, kel görünmüştür. Başbakan bu tutumunu sürdüremez, demokratik tutum sergilese bile inandırıcılığı olmaz. Bu ülkede başbakanlığını çok zor sürdürecektir diye düşünüyorum. Artık sarsılmıştır, bugüne kadar sürdürmüş olduğu, özellikle insanların inançları üzerinden sürdürdüğü dili artık inandırıcılığını kaybetmiştir. Bu dilden vazgeçmelidir, ayrıştıran, karşı kaşıya getiren dildir. Bu dille, kullandığı söylemlerle suç işlemektedir. Buradan ilan ediyorum Cumhuriyet Savcıların bu söylemleri incelemeli ve derhal harekete geçmelidir. Seçimle gelmiş olmak bir başbakana her şeyi yapma hakkını vermez. Benim parkıma müdahale etme, eğer park yapacaksan kentle ilgili yap demiştir halk... Artık kentli bir toplum var karşında, aldığınız kararları artık kentlilerle tartışmak zorundasınız. Ben yaptım oldu demeyeceksiniz. Bir sürü antidemokratik uygulamaların arkasına sürekli bir cami de yapacağız söylemi ilave etmiş olmanız, yüzde 99 Müslüman olan halkımızı da artık inandırmamaktadır'' şeklinde konuştu.
''AKP'nin Oy Oranı Yüzde 35'lere Düştü''
''Başbakan kendisine oy veren yüzde 50 seçmenin otoriterleşen tutumunun arkasında gittiğini zannediyorsa büyük bir yanılgıya kapılıyor'' sözleriyle Erdoğan'ın rehavete kapılmaması gerektiğini belirten Saygılı, ''Bu büyük bir yanılgıdır. Onlar AKP'ye o anda inanıp oy verdiler. Ama o oy yüzdesinin olmadığını çok rahat söyleyebilirim. AKP'nin oy oranı yüzde 30'lara düştü. Ne kadar gizleseniz de... Zaman gazetesinin yaptığı ankette dahi yüzde 35 göstermektedir. Bizim yaptığımız çalışmalar da gösteriyor ki yüzde 30'un altına doğru gitmektedir. Bu gidiş başbakanın, AKP hükümetinin sonunun geldiğini gösteriyor. Günlerdir süren mücadeleyi anlamak istemeyen hükümete buradan sesleniyorum; Bunu iyi anlayamazsa, tedbir almazsa bu mücadele devam edecektir. Ben büyük oy çoğunluğuyla gelir istediğimi yaparım anlayışının işe yaramayacağını anlamalıdır. Öyle bir demokrasi mücadelesi sergilemiştir ki Türkiye halkı, sen istediğini yapamazsın demiştir, demokrasi budur. Her isteyenin istediğini yapma rejimi değildir. Türkiye siyasal tarihi bakımından ayını zamanda dünya siyasal tarihi bakımından; özellikle sosyal medyanın güçlü olduğu, internetin ayağa kalktığı bir ortamda artık kuşakların, bastırılmış gazetelerinizle, satın alınmış yazarlarınızla, polisinizle, jopunuzla ne yaparsanız yapın bastıramayacağınızı göstermiştir'' ifadelerini kullandı.
''Ders Çıkarmamız Lazım''
Bütün siyasal partilerin bu eylemlerden doğru sonuçlar ve dersler çıkarması gerektiğinin altını çizen Saygılı, ''Özellikle CHP olarak bizim üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz gerektiğini, ders çıkarmamız gerektiğini düşünmekteyim. Özellikle gençlerimizin mücadelesinin yanında olduğumuzu da söylemek isterim ancak halkı mücadelemizi kötü gösterecek, içini boşaltacak hiçbir taşkınlığa da izin vermememiz gerekir. İlk günlerdeki bazı yanlış görüntüler derhal durdurulmuş, sonraki süreçte eylemciler taşkınlık yapmamıştır'' dedi ve tam tersi polisin direnişçilere orantısız güç kullandığını ifade etti.
''Gençleri Anlayan Partiler Güçlenecektir''
Gençleri anlayan ve bu sürece katan siyasal partilerin güçleneceğini vurgulayan Saygılı, ''Bundan sonra yeni bir siyasal iklim doğdu ve bu iklime uygun örgütlenmelerin tutum alması gerekir. Eğer bunu gözardı ederlerse partilerin bu olaylardan doğru sonuç çıkardığını söyleyemeyiz. Gençleri anlayan ve bu sürece katan siyasal partiler güçlenecektir. Buna en yakın siyasal parti CHP'dir. Biz çalışmalarımıza başladık ve doğru sonuçlar almak için çalışıyoruz. Sürekli sahadayız, bütün kadrolarımızla zaten destek verdik ve vermeye devam ediyoruz'' dedi.
''İzmir'de Hedef 30'da 30''
İzmir'de seçim çalışmalarının son hız devam ettiğini belirten Saygılı, hedefin 30'da 30 yapmak olduğunu belirtti ve AKP'nin yapmayı planladığı mitinge değindi: ''İzmir'de il örgütümüz olarak çalışmalarımız başladı. Köylerde, ilçelerde zaten biz seçim startı verdik çalışıyoruz. Çok dinamik bir örgütümüz var. Seçimlere hazırız, İzmir'de seçim alamamak gibi bir durum olamaz. 28 ilçe bizde, Büyükşehir de bizde. Tekrar alıyoruz, 2 ilçeyi de yaptığımız anket çalışmaları ve elde ettiğimiz sonuçlara göre onları da alıyoruz. 30'da 30 yapıyoruz, bir sorun görmüyoruz. AK Parti'nin de İzmir'de bir umudu yok. Başbakan miting dahi yapmaktan vazgeçti. İzmir'de miting yapmanın bu süreçte kolay olmayacağını anlamışlardır. AK Parti miting tabi ki yapabilir ama bu zamanın doğru zaman olmadığı sonucunu çıkarmıştır. Karşıyaka'da hiç yapamazlar, eğer yaparlarsa şehir dışında yer bulmaları gerekir. Aksi takdirde AKP mitingleri zor yapacaktır. Yapamaz demiyorum ama çok başarılı olacaklarını zannetmiyorum.''
''AKP'nin Gidişinin Müjdesini Vereceğiz''
CHP'nin her alanda yoğun bir çalışma sürecinde olduğunu belirten Saygılı, ''Bu yaz aylarında da çok yoğun çalışma içinde geçirmek istiyoruz. Seçime kadar da dozajını arttırarak sürdüreceğiz. Türkiye'de AK Parti hükümetinin gidişinin müjdesini vereceğiz'' dedi.
Saygılı'dan AK Belediyeciliğe Yaylım Ateşi
''AK Belediyecilik diye bir şey yok'' sözleriyle AK Parti'nin İzmir'e getirmek istediği AK Belediyeciliği eleştiren Saygılı şunları kaydetti: ''Çok başarısız olduklarını söyleyebilirim. Her şeyi rant olarak gören bir belediyecilik anlayışları var. Her yere gökdelen dikmeleri, her buldukları boşluğa AVM dikmeleri artık AVM'deki dükkan sahiplerini, CEO'ları bile rahatsız etti. Her şeye rant gözüyle bakan bir hükümetle karşı karşıyayız. Ağacı, kuşu, insanları düşünmeyen, yeşili katleden bir Ak Belediyecilikle karşı karşıyayız. Neresi AK ben onu da bilmiyorum, Kara belediyecilik... Yandaşlara ihale düzeni sürmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 20 yıldır AK Parti tarafından yönetiliyor. Peki trafik sorunu mu çözüldü? İnsanlar daha mı mutlu oldu? Artık herkes daha stresli. İnsanların bütün sosyal imkanları bozuldu. Yandaş kesim zengin oldu, rant sahibi oldu. Ama toplumun diğer kesimi makarnayla kandırılmaya devam ediyor. Toplumun dini duygularını sömüren, en katı kapitalist uygulamalarını sürdüren bir hükümetle karşı karşıyayız. Melih Gökçek'le ilgili dosyalar, her şey ortada... Ankara'yı rezil hale getirdi, orta doğu ülkesine döndü. 1 metre bile metro yapılamadı. İstanbul'da da yapılamamıştır. Ama İzmir kendi imkanlarıyla yapıyor ve uluslararası kuruluşlar tarafından notu artan bir belediye haline dönüştü. Sosyal belediyecilik yok AK Parti'de... Bu söylemlerle geldiler ama hiçbir doğru uygulamaları yok. Toplu konut yapıyorlar her boş arsaya... Onların en önemli rant aracı haline dönüştü. O tarımsal toprakları ya da kent arsalarını, rezervlerini yok eden, kentlerin nefes alma alanlarına beton yığını dikmekten vazgeçmeliler. İstanbul silüeti yok edildi. Kent kültüründen, sanattan, operadan anlamayan bir AK belediyecilik buysa bunun karşısında olacağız. AK Belediyecilik diye yalan üzerine kurulu bir düzen var. Dolayısıyla çıkar sağlayan bir düzenin adıdır AK Belediyecilik, herhalde öyle bir şey... ''
''İzmirli Eksikliğe Evet, Özgürlük Kısıtlanmasına Hayır Dedi''
İzmirlinin eksikliğe evet, özgürlük kısıtlanmasına hayır dediğini belirten Saygılı, ''Varsın bazı şeylerimiz eksik olsun, biz iddia ediyoruz çok şey yaptık. Çevreye en çok yatırımı İzmir Büyükşehir Belediyesi yaptık. Arıtma tesisi yatırımı bakımından Türkiye'de birinci sırada yer aldık. Birçok açıdan bunu çoğaltabiliriz. Eksik mi yaptık, yapmış olabiliriz. Ama İzmirli eksikliğe evet özgürlük kısıtlanmasına hayır dedi. Bütün bu içki yasağı ve benzeri olayların arkasında nasıl bir yaşam biçimi dayattıklarını halkımız görmektedir. Kayseri'de, Konya'da birçok yurttaşımız açısından yaşam kabustur. Mahalle baskısı hüküm sürmüştür. İzmirliler buna izin vermeyecektir. İzmirli eksik şeylerde olsun ama benim özgürlüğüm kısıtlanmasın demektedir. Sosyal demokrat belediyeciliği bütün belediyeleri alarak sürdüreceğiz. Toplumun nefes alacağı bir düzene geleceğiz'' şeklinde konuştu.
'Benim Önceliğim Ön seçim...''
Yaklaşan seçim sürecinde ön seçimi desteklediğini belirten Saygılı, ''Ben siyasal yaşamım boyunca hep ön seçimi desteklemiş, parti tabanından mücadele ederek gelmiş bir kişiyim. Ben tabanın sesini, kendi belediye başkanlarını, meclis üyelerini seçmesine tabi ki destek veriyorum. Sonuna kadar ilkeyi de benimsiyorum. Ancak Genel Merkezimiz bazı şartlarda özel koşulları değerlendirip tavır alabilir. Değişik yerlerde değişik yöntemler kullanarak adaylarını belirleyebilir. Buna da saygı göstereceğiz. İzmir'de ön seçimde olabilir, henüz bunun kararı alınmış değil. Resmi ön seçim yapılmayabilir. Sandık konularak eğilim yoklaması şeklinde de yapılabilir. Bunun dışında 3-4 yöntem belirlenerek çalışmalar yapılabilir. Buna saygı duyacağız benim önceliğim ön seçim... Adaylarımız böyle belirlensin'' açıklamalarında bulundu.
''Genel Merkezimizin Bana Vereceği Görevler Olursa Ben Görev Alırım''
CHP'nin başarısı için elinden geleni yaptığını belirten Saygılı, seçim sürecinde kendi iradesiyle aday olmayacağını, Genel Merkezin verdiği görev dahilinde yoluna devam edeceğini söyledi. Saygılı, ''Siyasette en iyi yerlerde partimi temsil etmek isterim. Ancak mücadelem neticesinde parti meclisime seçildim. Çabamla ortaya koyduğumuz mücadeleyle gerçekleşti. Ben şimdi PM üyesi olarak Türkiye'de 60 kişiden birisi olarak görevimi yapmaya çalışıyorum. Sadece benim görevim İzmir'de değil. Başka yerlerde, başka alanlarda genel merkezimizin bana verdiği görevleri yapmaya çalışıyorum. O nedenle partimin başarısı için elimden gelen bütün gayreti gösteriyorum. Ben bu saatten sonra kendi irademle bir yere aday olmam. Genel Başkanıma ve Genel Merkezimizin bana vereceği görevler olursa ben görev alırım. Bu saatten sonra ben görev talep etmem. Elbette milletvekilliği düşünürüm. Süreçte neresi olursa partimde mücadelemi sürdürmeye devam edeceğim'' diyerek sözlerini sonlandırdı.
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Grup toplantısı krizinde AA tarafını seçti: Gündeme Kılıçdaroğlu'nu aldılar
Anadolu Ajansı, CHP'deki grup toplantısı krizinde tarafını seçti. AA'nın gündeminde, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısına yer...
CHP'li Karasu'dan Kılıçdaroğlu'na kurultay çağrısı
CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, mahkeme kararıyla CHP yönetimine atanan Kılıçdaroğlu'nun 'kurultay' açıklamasını alıntılayıp, tarih verilmesi çağrısında bulundu. CHP Sivas Milletvekil...
‘Depremde de kimsesizdik şimdi de kimsesiziz’
Osmaniye’de Olukbaşı Yaylası’nda bulunan bazı evler hakkında "kaçak yapı" denilerek yıkım kararı verilmesine yayla sakinleri, AKP Osmaniye İl Başkanlığı önünde toplanarak tepki gösterdi. ...
Sürücüler dikkat! Yol çalışması tam 1 gün sürecek
Valiliğin açıklamasına göre, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında, Kartepe ilçesi Acısu Mahallesi'nde, İzmit Doğu Kavşağ...
Kılıçdaroğlu yönetiminden 'grup toplantısı' yanıtı: 'Biz aynı yerde
'Mutlak butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yarın grup toplantısında konuşacağınım duyurulmasının ardından seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Ö...
CHP Grubu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısı talebini reddetti
CHP’de 'mutlak butlan' kararıyla genel başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’de grup toplantısı yapma girişimi CHP Grup Yönetimi tarafından reddedildi. Mahkemenin 'Mutlak butla...
Ekrem İmamoğlu'ndan 'Hasan İmamoğlu' iddialarına tepki: 'İftiralara karşı yanıtımdır!'
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu'yla ilgili ortaya atılan 'FETÖ iltisakı' iddialarına "Babam Hasan İmamoğlu’nun işlettiği herhangi ...
Semih Yalçın duyurdu: MHP'de bir il teşkilatı daha feshedildi
Daha önce İstanbul, Kütahya, Eskişehir, Kars, Çanakkale, Bilecik, Muğla, Bolu, Ardahan, Bingöl, Gaziantep, Malatya, Isparta ve Şanlıurfa il teşkilatlarını fesheden MHP'nin Konya il ve ilç...
Bakırhan: 'Muhalefeti dizayn etmenin hiç kimseye yararı yok'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kapıları kırarak yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek cezaevlerini seçilmişlerle düşünceyi ve ifadelerini açıklayan insanlarla doldurmanın...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Ece Erken’den 'hapis ve ceza' haberlerine sert yanıt
Sunucu Ece Erken, eşi merhum Şafak Mahmutyazıcıoğlu ile evlenmeden önce yaşanan "dikiz aynası kırma" davasında hakkında çıkan "kesinleşmiş ceza" haberlerine avukatı aracılığıyla yanıt ver...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Sınav sabahı yapılacak bu hata dikkati sıfırlıyor!
Milyonlarca öğrencinin geleceğini şekillendirecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav öncesi, uzmanlardan kritik beslenme uyarıları geldi. SBÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevra Koç, sınav sabahı yapılacak dengeli bir kahvaltının dikkat ve odaklanma üzerindeki doğrudan etkilerini açıklayarak, aileleri enerji içecekleri ve ani diyet değişiklikleri gibi gizli tehlikelere karşı uyardı.






Yorumlar