- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü
- 'Bursa İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi... Özel: 'Bursa’daki hiçbir vicdan, bu alçaklığa sessiz kalmaz'
- Konak’ta ‘Özel’ açılış: Ferdi Zeyrek’in adı gençlerle buluştu
- Yüzlerce şubesi var... Türkiye'nin ünlü tatlıcısı iflas etti
- Özgür Özel'den kooperatif davası açıklaması: "Tepkilerden sonra bilirkişi görevi bıraktı"
Meyve sebze fiyatları neden yükseliyor?
Yaz aylarına girilmesine rağmen meyve sebze fiyatları el yakıyor. Vatandaş çoğu zaman tezgahların yanından geçip gidiyor. Önceki senelerde yaz mevsimiyle birlikte düşen fiyatlar bu sene gerilemedi. Bu duruma bir de yüksek enflasyon ekleniyor. Vatandaş yakında kiloyla değil gramla alışveriş yapacak. Peki neden böyle oldu? İşte beş maddede pazardaki pahalılığın nedeni.
Eskiden yaz gelince sebze, meyve fiyatı düşerdi. Tüketici doya doya meyve ve sebze tüketirdi. Son yıllarda fiyat düşüşü bir yana bir çok üründe fiyat artıyor. Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım meyve sebze fiyatlarında yaşanan bu artışın nedenlerini beş başlık altında topladı. İşte Yıldırım’ın yazısının ilgili kısımları:
NÜFUS VE TÜKETİM ARTIŞI ORANINDA ÜRETİM ARTMIYOR
Üretimin arttığı yaz döneminde yaş meyve ve sebze fiyatı neden bu kadar yüksek?
Bir çok nedeni var. Ama en önemlisi üretim. Nüfus artışına ve tüketim artışına paralel bir üretim artışı yok. Çiftçi para kazanamadığı için üretmiyor. Üretmemesi bir yana o da tüketici oldu. Daha önce yazdığımız gibi kırsalda, köyde üretim yapanlar şimdilerde tüketici oldu.
Geçen yıl olduğu gibi bu sene de bayramda Afyon’da Güney Köyü’ndeydik. Bayram sohbetlerinde “pazara gittin mi?”, “soğan çok pahalıydı” “patatesin, domatesin fiyatı düşmedi” sözleri hala kulaklarımızda yankılanıyor. Köyde pazar kuruluyor. Köylü meyvesini sebzesini pazardan alıyor ve fiyattan şikayet ediyor. Elindeki soğan yanlışlıkla düşse yeşerecek topraklarda soğan pazardan, marketten satın alınıyor. Bu insanlar daha önce üretiyor ve satıyordu. Şimdi üretmiyor, satın alıyor. İşte temel nedenlerden birisi bu.
ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ FİYATINI DENETLEYEN YOK
Fiyat artışının en önemli nedenlerinden birisi üretici ile tüketici fiyatı arasındaki yüksek kâr marjı. Bayramda İzmir’den Afyon’a giderken üreticilerle konuşuyoruz hepsi ürünün para etmemesinden yakınıyor. İzmir Kemalpaşa’da kilosu 2-3 liradan alınan kiraz, İzmir’deki pazarlarda en az 10 liradan satılıyor. Yani 20 dakika mesafedeki kiraz, üreticiden ortalama 2-3 liradan en iyi kalitede olanı ise 4-5 liradan alınıyor. Bu kiraz tüketiciye kalitesine göre en az 8 liraya, kalitesi biraz daha iyi olanları 10-15 liraya satılıyor. Yani üretici ile tüketici arasında yüzde 100 ile yüzde 400 fiyat farkı var.
Üretici yüksek girdi maliyetleri nedeniyle para kazanamamaktan şikayetçi, Tüketici yüksek fiyattan şikayetçi. Denilebilir ki, kiraz hassas bir ürün, nakliye maliyeti, fire oranı yüksek. Bu hiç de inandırıcı değil. İzmir’in Kemalpaşa İlçesi’nde üretilen kiraz yarım saatte İzmir’e ulaşıyor. Nakliye maliyeti son derece düşük.
Üreticide ucuz,tüketicide pahallı. Buna ne devlet ne de tüketici ses çıkarmıyor. Kimse üreticiye sahip çıkmıyor. Para kazanamayan çiftçi üretimi bırakınca bu kez üretim azalıyor ve fiyat yükseliyor. O üretici de artık tüketici.O’nu bir daha üretime döndürmek kolay değil.
ÜRETİM PLANLAMASI VE STOK KURUMU YOK
Üretim planlaması yapılmadığı gibi üretimin çok olduğu dönemde ürünü depolayacak, stoklayarak ürünün az olduğu dönemlerde piyasaya sunacak bir düzenleme kurumu yok. Bunun en somut örneği patates ve soğanda yaşanıyor. Bir yıl ürün çok diye kimse almıyor ve çöpe atılıyor,hayvanlara yem olarak yediriliyor. Ertesi yıl ürün az diye fiyat tavan yapıyor. Son yıllarda kuru soğan 5 liranın üzerine hiç çıkmamıştı. Tüketici onu da gördü. Bir kilo soğan 5 liraya satılıyor. Şairin dediği gibi “yiğit kuru soğana muhtaç” oldu.
Üretim planlaması yok. Planlama olmayınca arz yönetilemiyor. Hükümet seçimle meşgul olduğu için soğan fiyatı ile ilgilenemiyor. Yoksa çoktan ithalat kararı alınmıştı.
YANLIŞ DESTEKLEME POLİTİKASI
Tarımsal destekler üretime verilmiyor. Devletin olanakları ölçüsünde bütçeden tarımsal destekleme için kaynak ayrılır. Bunun için Tarım Kanunu’na göre Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’inin ayrılması gerekiyor. Fakat, 2006’dan beri bunun sadece yarısı ayrılıyor. Tarıma ayrılan bütçe de amacına uygun ve verimli kullanılmıyor. 2018 yılı için ayrılan 14 milyar liralık destek üretimi planlamak için kullanılmıyor. Bu para amaçsız,hedefsiz bir şekilde çiftçiye dağıtılıyor. Oysa destek bir araçtır. Hangi ürünlerin üretimini artırmak istiyorsanız ona daha çok destek verirsiniz. Üretimini düşürmek istediğiniz ürüne daha az destek verirsiniz. Fakat, üretim yapsın yapmasın herkese destek veriliyor. Çoğu yerde de desteği üreten değil, tarla sahibi alıyor. Yani tarlayı kiralayarak üretim yapan değil, mülkün sahibi alıyor. Bu nedenle tarla fiyatları çok yüksek.
GİRDİ FİYATLARI YÜKSEK
Tarımsal üretimde kullanılan girdilerde Türkiye büyük oranda dışa bağımlı. Girdiler ithalatla karşılanıyor. Dövizdeki artışa bağlı olarak maliyetler yükseliyor. Bu maliyet fiyatı artırıyor.
Örgütlenmede ciddi sorunlar var. Üretici örgütsüz ve güçsüz olduğu için üretimden ürün satışına kadar hep ezilen taraf oluyor. İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatifler üzerinden yaptığı destek sonucu üretici daha iyi koşullarda üretim yapıyor. Yani Tire’de süt üreticileri için kurulan model, Kemalpaşa’da kiraz üreticileri için de kurulmalı. Bu model ülke geneline yayılmalı.
Özetle, vahşi kapitalizm kurallarının hakim olduğu Türkiye’de üreten de tüketen de kaybediyor. Doğru, ilkeli, üretenden ve tüketenden yana ulusal politikalar uygulanmadıkça yazın gelmesiyle meyve sebze fiyatı ucuzlamaz.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Yüzlerce şubesi var... Türkiye'nin ünlü tatlıcısı iflas etti
Ekleristan, içinde bulunduğu darboğaz sonucu Aralık 2025'te konkordato ilan etti. 2023 yılındakurulan ve Türkiye'nin 60 ilinde 400'den fazla şubesi bulunan şirket için 3 aylık geçici mühl...
Bankacılık devinden korkutan petrol tahmini
Citigroup, Brent petrol için 2026 ikinci çeyrek tahminini paylaştı. Banka, baz senaryoda fiyatın daha sınırlı kalacağını belirtirken, olumsuz senaryoda sert yükseliş ihtimaline dikkat çek...
Altın fiyatları yatay seyirde
Hafta başından bu yana yükseliş seyri izleyen altın fiyatları, Trump'ın İran savaşı ile ilgili açıklamaları ile güne yatay bir seyirde başladı. Ons altın sabah 07:45 itibarıyla yüzde 0,01...
Savaşın faturası Merkez Bankası rezervlerini yaktı
Batı Asya’daki savaşın etkisiyle TCMB rezervlerinde düşüş eğilimi sürüyor. Döviz ve altın tarafındaki gerileme dikkat çekerken, Merkez Bankası’nın likiditeyi desteklemeye yönelik adımları...
LPG'ye Tarihi Zam: Fiyatlar Yine Değişti
Petrol fiyatları ve döviz kurundaki artış, akaryakıta zam olarak yansımaya devam ediyor. LPG'nin litre fiyatına gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere 4 lira 50 kuruş zam geldi. Pet...
BTK yeni ücretleri açıkladı: Telefon tarifelerine zam geldi!
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yaptığı düzenleme kapsamında mobil operatörlerin uygulayabileceği tavan ücretler yeniden belirlendi. yurtiçi ve yurtdışı aramalar ile SMS ve hiz...
Son yapılandırma başvurusu tarihi yaklaşıyor
Türkiye genelinde başlatılan borç yapılandırma sürecinde sona geliniyor. 29 Ocak 2026’da başlayan uygulamada son başvuru tarihi 29 Nisan olarak açıklandı. Türkiye genelinde binlerce yurtt...
Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan toplantı iddialarına yanıt
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Bakan Mehmet Şimşek'in İstanbul Sanayi Odası (İSO) ev sahipliğinde gerçekleştirdiği toplantıya yönelik iddialara ilişkin, "Yalan unsurlarla, kamuoyuna olumsuz ...
UBS yeni raporunu duyurdu: Altın fiyatları düşecek mi?
Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan gerileme, yatırımcıların yön arayışını artırdı. Değerli metalin yeniden yükselişe geçip geçmeyeceği merak edilirken, piyasalarda gözler küresel geli...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Doğukan Güngör'ün yeni adresi belli oldu
Kızılcık Şerbeti’nden ayrılan Doğukan Güngör’ün yeni projesi belli oldu; oyuncu, Kanal D’de yayınlanacak “Haysiyet” dizisiyle anlaştı. Kızılcık Şerbeti’nden ayrılmasıyla gündeme gelen Doğ...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.