- İngiliz basınından çarpıcı Türkiye detayı: Trump'ın kararında etkili oldu
- Süper Lig ekibine imzayı attı: Cenk Tosun'un yeni takımı resmen belli oldu!
- ''HTŞ rejimine aktif destek sunan yaklaşım kabul edilemez''
- Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden Sosyal Belediyecilik Adımı
- Ahmet Akın, Özgür Özel'le görüştü
Ramazanda sağlıklı kalmak için bu besinlerden uzak durun!
Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, vücudu zorlayabilir. Diyetisyen Serap Güzel, sağlıklı bir Ramazan geçirmek için dikkat edilmesi gereken beslenme kurallarını açıkladı.
İşte uzak durmanız gereken yiyecekler ve sağlıklı alternatifler...
Diyetisyen Serap Güzel yaptığı açıklamada, daha rahat ve sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek için sahur ve iftar vakitlerinde tüketilmesi gereken besinleri ve bu süreçte dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Diyetisyen Güzel, “Sahur, ertesi günü enerjik ve rahat geçirebilmemiz için en kritik öğündür. Bu öğün asla atlanmamalı ve bu öğünde muhakkak yeteri kadar su içilmelidir. Bu öğünü atlamak, gün içinde halsizlik, baş ağrısı ve dikkat eksikliği gibi sorunlara yol açabilir. Sahurda sağlıklı ve hafif beslenmemiz önemlidir. Yulaf ezmesi, tam buğday ekmeği gibi lif açısından zengin karbonhidratlar uzun süre tok kalmayı sağlar.
Yumurta, peynir, yoğurt, süt ve az tuzlu lor peyniri gibi besinlerin protein içeriği yüksektir ve uzun süre tokluk hissi sağlar. Muhakkak taze yeşillik soframızda bulundurulmalı. Zeytin, avokado, ceviz, badem ve fındık gibi sağlıklı yağ kaynakları, enerjinizi artırarak oruç tutarken yorgun ve halsiz hissetmenizi engeller. Sahurda bol su içerek gün içinde oluşabilecek susuzluğun etkilerini hafifletebiliriz. Ayrıca, bu öğünde bitki çayları da tercih edilebilir” diye konuştu.
İftarda hızlı ve fazla miktarda yemek tüketmenin, kan şekeri dengesini bozabildiğini ve mide rahatsızlıklarına neden olabildiğini ifade eden Güzel, şunları söyledi:
“Hız ve fazla miktarda yediğiniz yemekler, mide başta olmak üzere sindirim rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu nedenle yavaş yemek yemek ve yemeğe kısa aralıklara devam etmek sağlıklıdır. Peki iftarda neler yemeliyiz ve nelerden kaçınmalıyız? Düşük glisemik indeksli besinleri tercih etmeli, yüksek glisemik indeksli beyaz unlu hamur işlerinden kaçınılmalıdır.
Lifli ekmek türleri, bulgur, kepekli pirinç, baklagiller posası yüksek olduğu için kan şekerini yavaş yükseltir ve daha uzun süre tok tutar. Bunların yanında bol sebze ve salata yine bağırsakların çalışmasına yardımcıdır, vitamin ve mineral ihtiyacınızı karşılar. Et, tavuk veya balık protein içeriği yüksek olduğu için tokluk verecek besin grubudur ama pişirme şekline dikkat edilmelidir.
Fırında, ızgara veya az yağlı haşlama şeklinde pişirilmelidir. İftar sonrası tatlı yerine meyve tercih edilmelidir. Sahurda olduğu gibi iftarda da su tüketimine özen göstermeliyiz. İftar sonrası en az 1-1,5 litre olacak şekilde su tüketmeye çalışmalıyız. Çay ve kahve su olarak düşünülmemelidir. Bitki çayları, ayran, süt, kefir gibi besinler sıvı tüketimine katkı sağlayacak ve besin değeri açısından zengin alternatifler olarak iftarda ya da sahurda tüketilebilir.
İftardan sonra hafif egzersizler veya yürüyüş yapmak sindirime yardımcı olur. Ramazan’da özellikle kaçınmamız gereken yiyecekler, hamur işleri, kızartmalar, şerbetli tatlılardır. Hazır, paketli gıdaların yağ, şeker ve tuz içeriği yüksektir. Bunların tüketimi sindirim sisteminizi etkileyebileceği gibi genel sağlığınız için de zararlıdır. Özellikle diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları oluşumuna neden olabileceği asla unutulmamalıdır.” DHA
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Sürekli ve Fazla Düşünmek: Overthinking Alışkanlık Mıdır?
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın modern insan problemlerinden "overthinking"i, zihnin sürekli aktif kalması halini değerlendirdi.
Uzman uyardı: Türkiye obezitede Avrupa’nın zirvesinde
ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 2025–2030 Beslenme Rehberi için paylaştığı kapsamlı bilimsel raporu değerlendiren Doç. Dr. Binnur Okan Bakır,...
'Gribal enfeksiyon vakalarında zirve dönemindeyiz'
Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Doğan, nezle, grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarında aralık ayında sıcaklıkların düşmesiyle birlikte artış ya...
‘Çocuğunuzun ateşi var diye hemen ilaca sarılmayın’
Çocuklardaki ateşin çoğunlukla virüs kaynaklı olduğunu ve antibiyotiğin işe yaramadığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Coşkun Saf, “Kış aylarında kapalı alanlarda geçi...
Sürekli yanlış karar verenler dikkat!
Biyolojik bir döngüye hapsolmuş olabilir misiniz? Yeni bir araştırma, tekrarlayan hataların ardında irade zayıflığından ziyade beynin ödül sinyallerini işleme biçimi olduğunu ortaya koyuy...
Soğuk hava romatizma ve eklem ağrılarını artırıyor
Uzman fizyoterapist Ahmet Burak Sezgin, soğuk ve nemli havaların eklem çevresindeki kas ve bağ dokularında kasılmaya yol açarak ağrı algısını artırdığını belirtti. Soğuk ve nemli havaları...
Karaciğer kanserine giden yol: Hepatit B’ye dikkat
Adana'da Viral Hepatitle Savaşım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tansu Yamazhan, kan ve kan ürünleriyle bulaşan bir hepatit türü olan Hepatit B konus...
Ailede kanser geçmişi olanlar dikkat!
Uzmanlar, ailesinde kanser geçmişi olanların özellikle 45 yaşından itibaren düzenli kontrole gitmesi gerektiğini belirtti. Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkan...
Ateş, kas ağrısı, yorgunluk...
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Meltem Taşbakan, küresel ısınmanın artık enfeksiyon hastalıklarının görülme tarihlerini ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Bestemsu Özdemir Anne Oldu! Bebeğine Verdiği İsim Olay Oldu
İnci Taneleri dizisinde canlandırdığı Semiramis karakteriyle izleyicilerin beğenisini kazanan oyuncu Bestemsu Özdemir, ilk kez annelik duygusunu tattı. Ünlü oyuncunun dünyaya gelen oğluna...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Sosyal Medya, Depresyonu Tetikliyor mu? Bilimsel Yanıt Geldi
25 bin öğrenciyle 3 yıl süren araştırma, sosyal medya ve oyun kullanımının gençlerde kaygı ve depresyonu artırdığına dair doğrudan bir etki olmadığını ortaya koydu. İngiltere'de yapılan kapsamlı bir araştırma, sosyal medyanın gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilediği yönündeki yaygın kanıya meydan okudu.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.