Yukarı
444996

Gökyüzünden Bakmak, Yeri Susturmak

02 Nisan 2026 10:31

VEKAM’da açılan Kuşbakışı Filistin, Filistin’in yalnızca tarihini değil, ona yöneltilen bakışın tarihini de görünür kılıyor. Haritalar, hava fotoğrafları, arşiv belgeleri, mitler, törenler ve çağdaş sanat yapıtları arasında dolaşırken insan, bir coğrafyanın yalnızca işgal edilmediğini; yukarıdan yeniden tarif edildiğini, parçalandığını ve hafızasının dönüştürülmek istendiğini daha açık görüyor.

Sergi, 11 Şubat–11 Nisan 2026 tarihleri arasında VEKAM’da izlenebiliyor; küratörlüğünü Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari, yardımcı küratörlüğünü ise Asma’ Al-Mozayen üstleniyor. 

Bazı sergiler daha kapıdan girerken ne söyleyeceğini belli eder. Bazılarıysa ağır ağır açılır; ilk anda değil, birkaç adım sonra insanın içine yerleşir. Kuşbakışı Filistin böyle bir sergi. Sevgili dostum, Mimar ve Müze Eğitimcisi Özlem Dengiz Uğur’un davetiyle, ArtAnkara biter bitmez yeni VEKAM binasına uğradım. Sergiyi Arzu Beril Kırcı rehberliğinde, onun incelikli ve akıcı anlatımı eşliğinde izledik. Daha girişte, afişin sert dili, iri harfleri ve o kuş imgesi tek bir soruyu bıraktı aklımda: Yukarıdan bakmak gerçekten yalnızca görmek midir?

VEKAM’ın salonlarında ilerledikçe bunun yalnızca belgeye yaslanan tarihî bir sergi olmadığını anlıyorsunuz. Bu, bakışın nasıl siyasete dönüştüğünü anlatan bir sergi. Hava fotoğrafları, kartpostallar, albümler, mektuplar, haritalar, askerî belgeler, film parçaları ve çağdaş sanat yapıtları yan yana geldikçe, göz dediğimiz şeyin ne kadar güçlü bir iktidar aracına dönüşebildiği daha iyi görünüyor. Çünkü burada bakmak, çoğu zaman anlamaktan önce sınıflandırmak; yaklaşmaktan önce denetlemek; tanımaktan önce hükmetmek anlamına geliyor.

Image

 

Serginin gücü de tam burada başlıyor. Filistin’i tek çizgili, kapanmış bir tarih anlatısı içinde sunmuyor. Osmanlı’nın son döneminden Britanya mandasına, oradan siyonist yerleşim siyasetine ve bugünün ileri gözetleme rejimlerine uzanan geniş bir alan açıyor; ama bunu kuru bir kronolojiyle yapmıyor. Parçalarla, kırılmalarla, üst üste binen katmanlarla ilerliyor. Bu yüzden sergi yalnızca “ne oldu?” sorusunu sormuyor; “kim baktı, nasıl baktı, neyi görünür kıldı, neyi örttü?” sorusunu da öne çıkarıyor. Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari’nin kurduğu düşünsel çerçeve ile Asma’ Al-Mozayen’in katkısı, bu katmanlı yapının dağılmadan ayakta kalmasını sağlıyor. Serginin ilk olarak Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı’nda açılmış, ardından ANAMED’de İstanbul’a taşınmış olması da bu anlatının farklı coğrafyalarda yeni yankılar üretmesine imkân veriyor. 

Bugün bu soruların ağırlığı daha da artmış durumda. Çünkü artık gökyüzü yalnızca kuşların, bulutların, şiirin alanı değil; insansız hava araçlarının, uydu kayıtlarının, hedef işaretlemelerinin ve uzaktan yürütülen yıkım teknolojilerinin de alanı. Kuşbakışı Filistin tam da bu yüzden geçmişi anlatırken bugünü dışarıda bırakmıyor. Ankara’daki bu hâli, Osmanlı dönemine daha yakından bakarak anlatısını genişletiyor; ama Filistin’in bugünkü yarasını da serginin dışına itmiyor. Burada tarih kapanmış bir defter gibi durmuyor; hâlâ süren bir kırılma olarak önümüzde açılıyor. 

Image

Sergide karşıma çıkan “Gökyüzü Casusları” başlığı uzun süre aklımda kaldı. Çünkü burada gökyüzü, masum bir yükseklik duygusu değil; askerî tahayyülün, planlamanın, işaretlemenin ve ele geçirmenin alanı. Uçaklar, balonlar, keşif görüntüleri, hava haritaları, uydu kayıtları… Bunların hepsi ilk bakışta teknik ilerlemenin araçları gibi görünebilir. Oysa sergi, bunların toprağa tepeden bakan soğuk aklın uzantıları olduğunu gösteriyor. Bir yere yukarıdan bakmak, yalnızca onu görmek değildir; kimi zaman onu müdahale edilebilir, bölünebilir, yeniden adlandırılabilir bir yüzeye çevirmektir.

“Geçmişi Dikizlemek” başlığıysa serginin başka bir damarını açıyor. Çünkü burada arşiv, geçmişi olduğu gibi saklayan nötr bir alan olarak sunulmuyor. Her belge bir seçimin, her fotoğraf bir kadrajın, her kayıt bir niyetin ürünü. Neyi sakladığınız kadar neyi dışarıda bıraktığınız da tarihin parçası. Bu yüzden Kuşbakışı Filistin, arşivi donmuş bir hafıza deposu gibi değil, canlı bir mücadele alanı gibi okuyor. Belgeyi yalnızca bilgi taşıyan bir nesne olarak değil, iktidarın diliyle hafızanın direnci arasında gidip gelen bir tanıklık olarak önümüze koyuyor.

“Ağaçları Silahlaştırmak” bölümünde serginin en sert yüzlerinden biriyle karşılaşıyoruz. Toprak üzerindeki mücadelenin ağaca kadar uzanması, doğanın da siyasetin dışında bir alan olmadığını gösteriyor. Ağaç burada yalnızca gölge veren, meyve taşıyan bir canlı değil; mülkiyetin, aidiyetin, silmenin ve yerinden etmenin aracı hâline geliyor. Filistin’de zeytin ağacı bu yüzden yalnızca bir doğa unsuru değil, belleğin ve kök salmanın simgesi. Karşısında ise toprağı başka bir peyzaj diliyle yeniden yazmak isteyen bir güç duruyor.
 

Image

Bu bölümün en acı tarafı yalnızca ağacın siyasallaştırılması değil. Daha acısı, buna kimi ünlü sanatçıların da dâhil edilmiş olması. Sanatın hafızayı koruması, acıyı görünür kılması, hakikatin tarafında durması beklenirken, burada estetiğin propaganda diline eklemlenmesi insanın içinde başka türlü bir sızı bırakıyor. Ağacın gölgesine sanatın itibarı sürülüyor; böylece yalnızca toprak değil, vicdan da dönüştürülmek isteniyor. Sanatın örtüye dönüştüğü yerde, yıkım daha karanlık görünüyor.

“Hafıza Limanları” bölümünde ise limanlar, demiryolları, havaalanları ve ulaşım hatları üzerinden başka bir gerçeklik açılıyor. Çünkü bir coğrafyada kimin nereye gidebildiği, kimin hangi kapıda durdurulduğu, kimin hareket serbestisine sahip olduğu da iktidarın temel meselelerinden biri. Bazen bir yol, bir sınırdan daha çok şey anlatır. Bazen bir istasyonun kapanışı, yıllarca açık kalan bir yaraya dönüşür. Burada altyapı dediğimiz şey, teknik bir başlık olmaktan çıkıp siyasal kaderin parçası hâline geliyor.

Serginin önemli başarılarından biri de tarihî malzemeyi çağdaş sanat yapıtlarıyla birlikte düşünmesi. Amer Shomali’den Forensic Architecture’a, Sophie Halabi’den Zeina Zarour’a uzanan katkılar, geçmişle bugün arasındaki mesafeyi daraltıyor. Böylece izleyici, olup bitmiş bir tarihe bakmıyor yalnızca; o tarihin bugünde nasıl sürdüğünü de hissediyor. Serginin ardındaki geniş araştırma, üretim ve koordinasyon emeğini de anmak gerekiyor. Çünkü bu sergi, yalnızca görünen işleriyle değil, görünmeyen ortak çabasıyla da ayakta duruyor. Sergi, arşiv fotoğraflarını, albümleri, kitapları, mektupları, videoları, filmleri ve sanat çalışmalarını bir araya getirerek bu çok katmanlı anlatıyı kuruyor. 

Yine de Kuşbakışı Filistin yalnızca yıkımı anlatmıyor. Onu güçlü kılan da bu. Filistin’i sadece acının coğrafyası olarak değil; hafızanın, direnişin ve inatçı varoluşun coğrafyası olarak da görünür kılıyor. Yukarıdan gelen o buyurgan bakışın karşısına yerde kalanı çıkarıyor: Ağacı, taşı, yolu, limanı, izi, sesi. Yani hayatı.

Salondan çıktığımda bende kalan ilk şey bilgi değil, ağırlıktı. Sonra o ağırlık yavaş yavaş düşünceye dönüştü. Çünkü Kuşbakışı Filistin, bakmanın masumiyetini insanın elinden alıyor. Bir yere bakmanın, onu kaydetmenin, adlandırmanın, haritalamanın ne kadar siyasî bir eylem olduğunu gösteriyor. Ardından da şu soruyu bırakıyor geriye: Gerçekten görmek nedir? Yukarıdan bakmak mı, yoksa yerde kalanın izini sürmek mi?

Bence sergi asıl cümlesini tam burada kuruyor. Gökyüzünün soğuk hafızasıyla yerin canlı yarası arasında. Ve o cümle, sergi bittikten sonra da insanın içinde kalmayı sürdürüyor.

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

23. Ankara Kitap Fuarı kapılarını açıyor

Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan 2026 Cuma günü ATO Congresium’da kapılarını açıyor. Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan...

79. Cannes Film Festivali için geri sayım!

Dünya sinemasının en prestijli buluşma noktası olan Cannes Film Festivali, bu yıl 79’uncu kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Sinema tutkunlarının heyecanla beklediği 79. Cannes Film Fest...


Oyuncu Ramazan Tetik hayatını kaybetti!

'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından Ramazan Tetik, aort yırtılması sonucu yaşamını yitirdi. 31 yaşındaki oyuncunun bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacağı aktarıldı. Başrollerini...

'Satıcının Ölümü' sahnede: Willy’nin yolu...

Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” adlı eseri güçlü oyuncu kadrosu ve yalın sahne tasarımıyla sahneye taşındı. Oyunun işlediği ekonomik ve toplumsal trajedi dikkat çekerken, yüksek bilet ...


Burdur'daki 2000 Yıllık Medusa Mozaiği Ziyarete Açıldı

Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde yer alan ve dünyanın nadir antik eserleri arasında bulunan 2000 yıllık Medusa mozaiği kış aylarının bitmesinin ardından​​​​​​​​​​​​​​...

40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali: Bir Ankara senfonisi

Türkiye’nin en köklü ve prestijli kültür sanat etkinliklerinden biri olan Uluslararası Ankara Müzik Festivali, 40.yılını kutlamanın gururuyla Başkent’i yeniden müzikal bir bahar ile buluş...


Cem Yılmaz’dan Ayumi Takano ve Okan Çabalar sürprizi!

Türk sinemasının fenomen serisi G.O.R.A., dördüncü filmiyle geri dönmeye hazırlanırken oyuncu kadrosu da netleşiyor. Cem Yılmaz, merakla beklenen "GORA 4 GORA" filmine başarılı oyuncu Oka...

‘Saloz’un Mavalı’ önümüzdeki sezon da devam edecek

Cihangir Atölye Sahnesi’nde sahnelenen “Saloz’un Mavalı”, diktatörlük, sömürgecilik ve sınıf çatışmasını eleştirel bir dille ele alarak tiyatronun politik gücünü yeniden hatırlatıyor. Ası...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Hepsi grubunun Eren'i ikinci kez anne oluyor

Bir döneme damga vuran 'Hepsi' grubunun eski üyelerinden Eren Bakıcı, ikinci kez anne olmaya hazırlanıyor. 2022 yılında evlenen ve yaşamını Bursa’da doğa ile iç içe sürdüren Bakıcı’nın bi...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR