- Aşırı sağa karşı uluslararası hamle: Sol liderler küresel buluşmada
- Gülistan Doku dosyasında adı geçiyordu: Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında soruşturma!
- Pera Müzesi’nden yetişkinlere özel yaratıcı atölye programı
- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verileri yayımlandı
- Erbakan'dan şiddete karşı eğitimde 'daha fazla dinselleşme' çağrısı
‘Hadi Öldürsene Canikom’ sahnede...
Vigor Kültür Sanat yapımıyla Aziz Nesin’in unutulmaz eserlerinden “Hadi Öldürsene Canikom” yeniden sahnede.
Türk edebiyatının usta kalemi Aziz Nesin’in unutulmaz eserlerinden “Hadi Öldürsene Canikom”, Vigor Kültür Sanat yapımıyla yeniden sahnede.
Yönetmenliğini ve dekor tasarımını Barış Dinçel’in üstlendiği yapımda Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde ve Bülent Alkış rol alıyor.
Oyun, bize kalabalıklar içinde ne kadar yalnız olduğumuzu hatırlatıyor. Bir apartman dairesi iki yaşlı kadın. Birbirine sırtını dayayan Siyen ve Diha adlı iki kadının önce bir evin içinde geçen günlük yaşamlarına tanık oluyoruz. Sonra bir “havagazı memuru”nun dahil olduğu durağan hayatları bir anda hareketli bir çekişmeye dönüşür.
Oyun, günümüz insanının yalnızlık ve sevgisizlik sorununa mizahi bir dille ışık tutuyor.
GERÇEKLER...
Aziz Nesin, öykülerinde genellikle gülünç gibi görünen durumların altındaki trajik ve acı gerçekleri vurgular. Eserlerinde güldürürken bir yandan da düşündürür aslında. Eserde, insanların toplum içindeki çaresizliğini, korkuları ve hüzünlerini trajikomik bir dille anlatıyor usta.
“Hadi Öldürsene Canikom” adlı oyunda da kahkaha ile hüzün sık sık yer değiştiriyor.
Oyunun yönetmeni ve oyuncularına eserin sahneye olan yolculuğunu sorduk.

SİYENVE DİHA’YI ANLAMAK MÜMKÜN
Zeynep Kankonde
Siyen ve Diha aslında birbirinden çok farklı karakterler değil. 50 yıl önce yazılmış bir metin olsa da yaşlılık ve sevgisizlik hep aynı. Hadi Öldürsene Canikom, modern dünyanın acziyetten yalnızlaşmış ya da yalnızlaştırılmış iki kadının hikâyesi. O kadar yalnızlar ki ve dış dünyayla bağlantıları öyle bir kopmuş ki rutubetli bodrum katında birbirlerine hem yarenlik edip hem birbirlerinin çatışmasını oluşturuyorlar. Aslında yazılış biçimi kara mizah, bizim de oyunu sahneye koyarken koyduğumuz biçim bu temelin üstünde olgunlaştı. Bir taraftan çok güleceğiniz, bir taraftan gözlerinizin dolup gırtlağınızın düğümleneceği bir oyun. Bu duyguya çok yabancı değiliz. Pandemi gibi bir süreç atlattık. O zaman bir mecburiyetten dolayı hepimiz bir yalnızlık yaşadık, kendi kutularımızın içinde kaldık. İletişimlerimiz ve temaslarımız kısıtlandı. Bunun ne demek olduğunu aslında yaşlanmadan hepimizin anladığı bir süreç oldu. O yüzden Siyen ve Diha’yı anlamak daha mümkün artık. Onlar da bir şekilde dışarı çıkamayan, iletişim kuramayan, dış dünyanın iletişim biçimlerini özlemiş ama bir taraftan dış dünyanın sert gerçeklerini de kendi kutularında kala kala unutmuş iki kadın.
SEYİRCİNİN DUYGUSU ÖNEMLİ
Günay Karacaoğlu
Oyunda ben Siyen karakterini canlandırıyorum. Siyen, eski bir İstanbul sokağının bodrum katında yaşamak zorunda kalan, gençliği ve evli olduğu dönemde güzel ve görkemli bir hayatı olup sonrasında yalnızlığa ve tek başınalığa mahkûm kalmış bir karakter. Bunu da kendi içinde oyunlar oynayarak, kendi yalnızlığının üstünü örtmeye çalışarak yan komşusuyla kurduğu şahane, tatlı bir dille hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Oyunumuz şunu anlatıyor demek bana çok da doğru gelmiyor çünkü her seyircinin kendine göre anlayacağı bir duygu olabilir diye düşünüyorum.
HAYATLA MUZİP DANS...
Barış Dinçel
Aziz Nesin’in 50 yaşındayken yazdığı bu oyun aslında Nesin’in mizahını, çocuksu hınzırlığını ve kıvrak mizah zekâsının kâğıda yansıması. Çocukluğunu 70’li yaşlarına kadar yanlarında taşımış iki kadının hayatla muzip dansını anlatıyor bu oyun. Bunu anlatırken bugün de değerini yitirmemiş bazı sorularla izleyeni düşünmeye sevk ediyor. Askerlik, yalnızlık, yaşlılık, hiyerarşik meslek sıkıntıları üzerinden aslında yaş alsak da çocuk kalınabileceğini, kendine has bakış açısıyla her santimi ince ince düşünülmüş bir mizah çıkarıyor karşımıza.
OYUN EVRENSEL BİR DİL İÇERİYOR
Bülent Alkış
Oyundaki karakterim havagazı memuru. Aziz Nesin’in bu oyunu evrensel bir dil içeriyor. Çünkü Aziz Nesin, üstat, kalemini öyle çalıştırmış ki çok dengeli, matematiği çok düzgün bir eser koymuş ortaya. Metni salt komik, sıradan olaylarmış gibi görebilirsiniz ama metne derinlemesine baktığınızda insanı ne kadar iyi tanıdığını görüyoruz. Havagazı memuru aslında bu anlamda bir kişi değil, bir simge. Oradakilerin hiçbiri bana bir karakter gibi gelmiyor, hepsi bir kod. Karakterlerin altındaki mesajlar; yalnızlaştırılmış insan ve bütün hayatınızı verdiğiniz işin sonunda size kalan, başınızı sokabileceğiniz bir ev. Dünyanın her yerinde bu geçerli. Bunun dışında da seyircinin izlediği zaman görmesi gereken pek çok mesaj var. 70’lerde yazdığı bu oyun, 2026’yı, hatta 2050’yi de gösteriyor bize. Karakterler yalnız insanlar. Tüm ömürlerini, hayalini kurdukları yaşama kavuşmak için harcamışlar.
Oyun, bize yanımızdaki insanların hayatlarına dokunmayı ve onları fark etmeyi anlatıyor.
cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Pera Müzesi’nden yetişkinlere özel yaratıcı atölye programı
Pera Müzesi Öğrenme Programları, "Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı" sergisi kapsamında hazırladığı “Kıyıda Buluşmalar: Yetişkinler için Atölyeler” programını izleyiciyle b...
Titanic faciasından kalan nadir parça açık artırmada
15 Nisan 1912’de batan Titanic’in yarattığı etki aradan geçen 114 yıla rağmen sürerken, facianın izlerini taşıyan dikkat çekici bir parça ilk kez açık artırmaya çıkarılıyor. Bir kurtulan ...
Sürdürülebilir Küresel Mimarlık Ödülü İstanbul’da verildi
UNESCO himayesinde, Saint-Gobain resmi ortaklığında ve Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) desteğiyle 19. kez düzenlenen ”Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü (Global Award for Sustainab...
Yüzüklerin Efendisi: The Hunt For Gollum kadrosuna iki yıldız isim!
Andy Serkis’in yönetmen koltuğuna oturacağı yeni Yüzüklerin Efendisi filmi "The Hunt For Gollum"un kadrosu genişliyor. Jamie Dornan ve Leo Woodall’ın projeye dahil olmasıyla birlikte, efs...
Gırgıriye Müzikali’nde Bülent Ersoy krizi: 'Beni azat et dedim'
Gırgıriye Müzikali’nin afişinde Bülent Ersoy’un yer almamasıyla başlayan "kovuldu" iddiaları magazin gündemine bomba gibi düştü. Müjdat Gezen’in "Telefonlarımı açmıyor" sözlerine Diva’dan...
UNESCO korumasındaki alanlar savaşta zarar görüyor
Ortadoğu’da savaş sürerken bölgedeki kültürel ve tarihi alanlar giderek daha fazla tehdit altında. İran, UNESCO listesinde yer alan 29 alana ev sahipliği yapıyor. Bu durum, Ortadoğu ülkel...
Kadir İnanır’ın son hali görüntülendi: Ayağa kalktı
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır’ın son hali, ortaya çıkan yeni görüntülerle yeniden gündeme geldi. İnanır, “Fizik tedavim çok iyi gidiyor. Şu anda ayakta durabilmem onlar sayesind...
Lauren Sanchez’den Jeff Bezos itirafı: 'Çocuk yaparım'
Dünyanın en zengin iş insanlarından Jeff Bezos ile geçtiğimiz yaz görkemli bir düğünle evlenen Lauren Sanchez, yeniden anne olma fikrine sıcak baktığını açıkladı. Toplamda yedi çocuklu bi...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Şarkıcı Rıza Tamer hayatını kaybetti
Popstar ile ünlenen ve adını geniş kitlelere duyuran Rıza Tamer'dan üzücü haber geldi. Rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Tamer, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatın...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Robotların insanların elinden alamayacağı 3 meslek
Teknolojik dönüşümün istihdam piyasasını kökten sarstığı 2026 yılında, birçok meslek dalı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar; etik yargı, fiziksel beceri ve sorumluluk gerektiren üç temel mesleğin yapay zekaya karşı dirençli kalacağını vurguluyor.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.