Depo’da açılan sergi göçü tek tip bir etiket olmamak üzerinden tartışıyor
mezopArt’ın DEPO’da 6 Ekim’e kadar izlenebilecek “Göç Hikayeleri: Sanat, Direniş ve Dayanışma” sergisi, göç ve yerinden edilme deneyimini beş sanatçının farklı disiplinlerdeki eserleri üzerinden ele alıyor.
mezopArt’ın İstanbul sergisi ve kamusal programını düzenlediği “Göç Hikayeleri: Sanat, Direniş ve Dayanışma”, göç ve yerinden edilmenin ev, beden, hafıza, dil ve aidiyet üzerindeki farklı izlerini beş sanatçının çalışmaları üzerinden ele alıyor. DEPO’da 6 Ekim’e kadar görülebilecek sergi; Adele Tamam, Ara Chalym, Irmak Suzan Ertaş, Persefoni Myrtsou ve Saeed Mirshekari’nin çalışmalarını bir araya getiriyor. Stories of Migration, göçü ortak ve homojen bir deneyim olarak tanımlamak yerine, bu deneyimin her sanatçının yaşamında ve üretim pratiğinde aldığı farklı biçimlere bakıyor. Sergide resim, video, fotoğraf, metin ve yerleştirmeler bir araya geliyor. mezopArt’ın kurucusu İlkay Bilgiç ve sanatçılar Saeed Mirshekar ile Persefoni Myrtsou sergiye ilişkin sorularımızı yanıtladı.
‘SONUÇ DEĞİL, KARŞILAŞMA’
- Stories of Migration nasıl ortaya çıktı?
İlkay Bilgiç: Stories of Migration doğrudan bir sergi projesi olarak başlamadı. Göç deneyimi olan ve üretimlerini Türkiye’de sürdüren sanatçılarla, Hollanda’dan gelen göç geçmişine sahip hikâye anlatıcılarını bir araya getirmek istedik. Süreç Armaş Vakfı’ndaki bir haftalık konuk sanatçı programıyla başladı. İstanbul’daki sergi de bu haftanın üzerine kuruldu. DEPO’daki sergide sanatçıların işlerine hikâye anlatıcılarının ifade biçimlerini de ekledik. Sergiyi bir sonuç noktası olarak değil, bu karşılaşmanın devamı olarak düşündük. Proje mezopArt, Hür Adalar, New Women Connectors ve BAK Basecamp ortaklığında, VAHA programı kapsamında ve Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle yapıldı.
- “Göçmen sanatçı” tanımına nasıl yaklaşıyorsunuz?
İlkay Bilgiç: Bu ifadeyi sorguluyorum ama yerine kullanılabilecek tek ve doğru bir tanım olduğunu da düşünmüyorum. Bazı sanatçılar için daraltıcı bir etiket, bazıları içinse yaşam deneyimlerinin ve kimliklerinin görünür bir parçası. Biz göçü sanatçıların üretimini açıklayan tek çerçeve haline getirmemeye çalıştık. Göç bazı işlerde doğrudan, bazılarında hafıza, aile, dil, beden, ev ya da aidiyet üzerinden daha dolaylı biçimde beliriyor. Sanatçılardan “göç hakkında” iş üretmelerini istemedik. Bu yüzden sergide ortak deneyimlerin izleri olsa da tek bir göç hikâyesi yok.
- Serginin gördüğü ilgi nasıldı, proje devam edecek mi?
İlkay Bilgiç: Açılıştan bu yana farklı çevrelerden insanların sergiyi görmesi ve işlerin etrafında yeni konuşmaların oluşması bizi çok mutlu etti. Sergi 6 Ekim’e kadar uzatıldı. Bundan sonra aynı sergiyi başka bir yere taşımaktan çok, projenin farklı şehir ve ülkelerde yeni sanatçılar ve yerel aktörlerle yeni biçimler almasını istiyorum.
KALIBA SIĞMAYAN ESERLER
- Eserlerinizdeki teknik ve tıbbi başlıklar resim ve şiirlerle nasıl ilişki kuruyor?
Saeed Mirshekar: Bu kelimeler benim için süs değil. Cyanosis oksijen yetersizliğinden cildin morarması, Thanatosis ise bir canlının avcısı karşısında ölü taklidi yapmasıdır. Tıp dili soğuktur, kesindir ve “neden” diye sormaz. Eserin başlığı adını koyuyor, resim gösteriyor, şiir ise o “neden” sorusunu soruyor.
YAŞAMI YENİDEN KURMA
- “The Holy Water of Armaş” eserinizde Armaş’ın tarihiyle aile geçmişiniz nasıl buluştu?
Persefoni Myrtsou: Armaş’a kendi aile tarihimin izini sürmek için gelmedim. Bağlantı toprak, tarım, değişen geçim biçimleri ve yabancı bir yerde hayatı yeniden kurma deneyimi üzerinden zamanla ortaya çıktı. Armaş, manastırı etrafında şekillenmiş önemli bir Ermeni köyüydü. 1915’teki yerinden edilmenin ardından köy, Yunanistan’dan gelen Müslüman mübadillerle yeniden iskân edildi. Bu tarihi dinledikçe büyükannemle büyükbabamın hikâyesinde yankılarını görmeye başladım. Onlar 1924 mübadelesinde Doğu Trakya’dan Selanik yakınlarındaki Agioneri’ye yerleştirilmişti. İşin adı da buradan geliyor. Agioneri “Kutsal Su” anlamına geliyor.
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Altın Koza'da Onur Ödülleri Vahide Perçin ve Ferzan Özpetek'e verildi
Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında Onur Ödülleri Gecesi PGM’de gerçekleştirildi. Yeliz Doğramacılar’ın sunuculuğ...
'Neci’nin Diji Maceraları' çocuklarla buluştu
Türkiye’nin ilk robotlu çocuk tiyatro oyunu “Neci’nin Diji Maceraları”, gerçek robotlar, yapay zekâ ve interaktif teknolojiler eşliğinde sahneye çıktı. Dr. Nabat Garakhanova’nın yazdığı m...
Altın Portakal’ın yarışma dışı kısa film ve belgesel seçkisi açıklandı
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24-31 Ekim 2026 arasında yarışma filmlerinin yanı sıra yarışma dışı özel gösterimlerle de sinemaseverleri farklı tür ve anlatılarla...
Ekim ayında müzikten sergiye dopdolu program
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, 2026-2027 sanat sezonuna güçlü konserler, uluslararası sanatçılar, özel etkinlikler ve zengin sergilerle merhaba diyor. Ekim ayı boyunca klasik müzikten ...
İstanbul Boğaz Müzesi’nin ilk sergisi ‘Mehtabı Sürükledik Sularda
İBB tarafından Kabataş Transfer Merkezi’nin ikinci katında kente kazandırılan İstanbul Boğaz Müzesi, ilk sergisi “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” ile kapılarını açtı. S...
MABET, "Böyledir Bizim Sevdamız" ile tiyatroseverlerle buluştu
Marmaris Belediye Tiyatrosu (MABET) Kültür ve Sanat Evi kursiyerleri tarafından sahnelenen "Böyledir Bizim Sevdamız" oyunu, 33. Uluslararası Muğla Kültür ve Sanat Şenliği kapsamında tiyat...
İzmir, edebiyatın iyileştiren gücünde buluştu
10. İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali, “Edebiyat İyileştirir” temasıyla dört gün boyunca söyleşi, belgesel, tiyatro ve farklı sanat buluşmalarına ev sahipliği yaptı. Festival yurt içi...
Arşivin görünmeyen yüzünden soyut resmin sınırlarına
Pera Müzesi yeni sezonu iki yeni sergi ile açtı. "Cumhuriyetin Kamera Arkası" ve "Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle" başlıklı sergiler, müze b...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Hakan Kurtaş: Kuliste tanıştık, aşık olduk
Oyuncu Hakan Kurtaş, üç yıldır birlikte olduğu Birce Akalay’la aşkını anlattı: “Sahnede bile kontrolsüz gibi görünen bir kontrollülük içindeyiz ya, her yerde böyleyken keyif veren bir kon...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Bir fincan kahve neden iyi hissettirir?
Kahvenin kokusu mutfağa yayıldığında, makinenin sesi duyulduğunda ya da sıcak fincan ellerimizin arasına yerleştiğinde günün ritmi değişir. Bunun bir kısmını kafein açıklıyor ama tamamını değil. Koku, beklenti, alışkanlık ve küçük ritüeller de bu deneyimin bir parçası.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.