Yolda satışına denk geldiğimiz atkı, bere, şal ve bilumum Sarı-Lacivert armalı ürünü görünce Fenerbahçe’nin deplasmanda oynayacağı bir maça gittiğimiz izlenimi yakalasak da ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ mekânlarını geçip vardığımız nokta Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ydi.
Spor basını olarak ekseriyetle ‘Ne sağcıyım ne solcu futbolcuyum futbolcu’dan müteşekkil bir zümre olmamızdan ötürü, vardığımız olay mahallinde acemilikler yaşamamız tabii bizleri yadırgatmadı. Ama neyse ki Silivri’de daha önce başlayan ve halen devam eden Balyoz ve Ergenekon davası hasebiyle uzmanlaşmış meslektaşlarımız bizlere yol yordam gösterip ‘racon’ öğrettiler.
Kalabalığın maç ya da festival için toplanan kitleyi andırdığını belirtip, niceliğine gelecek olursak beklenen kalabalığı görmediğimizi söyleyebiliriz. Beklentinin yüksek tutulmasından olabilir ancak İstanbul’un merkezi baz alınırsa, Silivri gerçekten uzak. İstanbul’u bilenler için söylüyorum:
Güneşli’ye vardığınızda bile önünüzde gidilecek 70 kilometreniz kalıyor! 3 bin civarı kişiye tanıklık ettim ancak gün içerisinde sirkülasyondaki kişi daha fazladır. Önceki davalarla kıyas yapabilecek kudreti olan arkadaşlara sorduğumuzda ise “Daha kalabalığını gördük ama en renklisi bu oldu” dediler.
Basın ‘yine yeniden’ hedefte
Zeminin desteğe müsait olmadığını da belirteyim. Geceden kalan yağmur ortalığı çamur deryasına çevirmişti. Fenerbahçelilerin özveriyle hazırladığı ısınma çadırı da oradaydı. Bu topraklarda yürüdüğünüzde Kurban Bayramı atmosferi yaşamanız kaçınılmazdı. Dizinize kadar çamur!
Futbol ve mahkeme biraraya geldiğinden beri tepki gören basın mensupları dün de hedefteydi. Bazı kanallar Silivri önünde toplanan Fenerbahçe taraftarının sayısını sehven 500 ile sınırlandırınca bu kanalların çalışanları ‘linç’in ucundan döndü.
Kameramanlara mikrofon ve kameralarındaki kanal logolarını ‘hedef’ olmamak için sökmeleri yönünde telkinde bulunuldu. İtiraf etmeliyim ben de boynumdaki basın kartını saklamak zorunda kaldım. Jandarma sayesinde sular durulsa da ortam elektriklenmeye meyyâl kaldı.
Yaka kartlarındaki pankart
Tek gelen Fenerbahçeliler değildi. Soruşturma tutuklularından Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz’ı desteklemek için gelen 100 kadar Sivasspor sempatizanı da oradaydı.
Biraz da tezahürat ve pankartlardan ilerleyelim. ‘Haklıyız kazanacağız’, ‘Yıkılmayan son kale en büyük Fenerbahçe’, ‘Fenerle kimse başa çıkamaz’ gibi bu süreçte sıkça dillendirilen örnekler varken, sayfalarımıza ‘sansürsüz’ taşımamızın mümkün olmadığı versiyonlar da vardı.
İlk kez tanık olduğumuz pankartlar da vardı: “Vallahi, billahi, tillahi Fenerbahçe’yi helak edemezsiniz.” Mahkeme dışında ‘Her şeyin farkındayız sonuna kadar yanındayız’ pankartını mahkemede bazı sanık avukatlarının yaka kartı olarak boyunlarına astığını da gördüm.
Ali Koç, ‘Yeni başkan’ gibi
Mahkeme dışında futbol dünyamızın ünlülerine ilgi herhangi bir Oscar töreninde dünyaca ünlü yıldızların yaşadığına eşdeğerdi. Aslan payı ise Sarı-Lacivertli camianın şimdiden Aziz Yıldırım sonrası için müstakbel başkan olarak gördüğü Asbaşkan Ali Koç’undu.
Duruşmaya ara verildiğinde dışarı çıkarak taraftarlarını selamlamaya gelen Aziz Yıldırım haricindeki ‘tam kadro’ yönetimde Ali Koç, “Başkan” tezahüratlarıyla karşılandı. Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri de geri çevirmeyen Koç, Sarı-Lacivertlilerin resmi sitesi aracılığıyla bütün taraftarlarına ‘tam kadro’ yönetim olarak teşekkür ettikleri bir de açıklama yayımladı:
“Sizden ricamız, bugüne kadar sürdürdüğünüz inanılmaz direnişi ve desteği, bize yakışır şekilde, kimseye sataşmadan, basınla uğraşmadan devam ettirmeniz.. Özellikle bu hava koşullarında, İstanbul’dan oldukça uzak olan buraya geldiğiniz için size teşekkür ediyoruz. İnşallah davanın sonunda kazanan biz olacağız. Arkadaşlarımıza güç, kuvvet, sabır ve kudret diliyorum.”










