Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ hakkında, ‘Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ve terör örgütü yöneticiliği’ suçlamasıyla hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede AKP hükümetine yönelik kara propaganda yapılması amacıyla internet sitelerinin kurulması ve faaliyet göstermesi için talimat verdiği iddia edilen Başbuğ için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.
İddianamede Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı sıfatıyla çok önemli bir konumda olduğu ve diğer şüpheliler üzerinde etkisi bulunduğu belirtilerek, “Suç tarihi itibariyle konumu ve diğer şüpheliler üzerindeki etkisiyle ara yönetici sıfatıyla psikolojik harekât faaliyetini yönettiği, örgüt üyelerini yönlendirdiği anlaşılmıştır” denildi.
Diğer sanıklara atıf var
İddianamede, “AK Parti hakkında açılan kapatma davası iddianamesinin ek delil klasörleri incelendiğinde, soruşturma konusu sitelerden irtica.org isimli internet sitesinden doğrudan alıntı yapılmış yayınların, birtakım yazı ve haberlerin ek delil klasörlerinde yer aldığı tespit edilmiştir” denilerek, kapatma davasına Başbuğ’un yönettiği sitelerden delil üretildiği öne sürüldü.
İddianamede, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hasan Iğsız ile Orgeneral Nusret Taşdeler’in de aralarında bulunduğu 22 sanıklı ‘İnternet Andıcı’ davasında sanıkların özellikle ‘emir komuta’ zinciri kapsamında Başbuğ’u işaret ettiklerine atıfta bulunuldu.
Başbuğ ile ilgili deliller arasında Ergenekon davası sanıklarından İbrahim Şahin ve Fatma Cengiz arasında geçen telefon görüşmelerinde İlker Başbuğ ile irtibatlı olduklarına dair bilgilerin bulunması da gösterildi. Yine Ergenekon’un tutuklu sanıklarından Muzaffer Tekin’e ait iki farklı telefon fihristinde Başbuğ’un telefon numaralarının bulunması da delil kabul ediliyor.
İddianamadedavaya konu internet sitelerindeki yayınların “Türkiye Cumhuriyeti yürütme organını baskı altına alıcı, tahkir ve tezyif edici nitelikte” olduğu belirtilerek, 4 Şubat 2009’da bu sitelerin bir gazetede yayınlanmasının ardından geçici olarak kapatıldıkları ve faaliyetlerin gizlenmesi amacıyla Nisan 2009 tarihli andıcın oluşturulduğu öne sürüldü.
Yüce Divan tartışması
İddianamede Başbuğ’un Yüce Divan’da yargılanması gerektiği tartışmalarına da yer verilerek, “Darbeye teşebbüs etme ile silahlı örgüt yönetme Genelkurmay Başkanı’nın görevi olmadığından bu suçları işleyen şüphelinin eylemleri ‘göreviyle ilgili’ suç olmayıp kişisel suç kapsamındadır.
Bunun sonucu olarak, şüphelinin anayasamızın 148. maddesi gereğince Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nde yargılanması mümkün değildir’’ denildi. Savcı Cihan Kansız, ‘Başbuğ’un basın toplantısı düzenleyerek yaptığı açıklamaların örgütün amaçları doğrultusunda olduğunu’ öne sürdü.
Başbuğ’un savcılık sorgusunda, ‘basın açıklamalarını TSK’ya moral vermek için yaptığını’ söylediği aktarılıyor ancak buna karşın, “Şüphelinin açıklamalarında kullandığı sert üslup, bazı açıklamaların kamuoyunda muhtıra şeklinde algılanması, lav silahları için boru tabirini kullanması, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı kâğıt parçası olarak tabir etmesi...” gibi ifadelerine dikkat çekiliyor.
Balbay’dan ne istedi?
İlker Başbuğ’un Genelkurmay 2. Başkanı olduğı dönemde Mustafa Balbay ile görüştüğünü doğruladığına dikkat çekilen iddianamede şöyle denildi: “9 Ocak 2004 tarihli görüşmenin Balbay’ın ‘Köşk Zirvesinin Sonuçları’ başlıklı köşe yazısı ile ilgili olduğu ve yazıdaki kaynağın TSK’dan Mustafa Balbay’a sızdırılan Kıbrıs ile ilgili gizli bazı belgeler olduğu ve bu bilgilerin kurumu zor durumda bıraktığı; şüpheli İlker Başbuğ’un ise Mustafa Balbay’dan haber kaynağını öğrenmeye çalıştığı, Balbay’ın ise söylemediği, Balbay’ın yazısının kendilerini çok yaraladığını ve zarar verdiğini belirtmesini rağmen ‘Sayın Balbay, biz sizi seviyoruz.
Kötü bir niyetle yapmadığınızı biliyorum ama, biz çok yaralandık’ beyanlarının olduğu, bu haliyle dile getirdiği hususların şüphelinin örgütsel ilişkisinin bir sonucu olduğu anlaşılmıştır.”
Başbuğ ve Büyükanıt ‘Balyoz’da tanık olacak
‘Balyoz Planı’ davasında mahkeme heyeti, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu, eski Genelkurmay Başkanları emekli orgeneraller Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ’un tanık olarak dinlenmesine karar verdi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 249’u tutuklu 365 sanıklı davanın dünkü duruşmasında, savunmaların sona ermesinin ardından ara kararları açıkladı.
Heyet, 5-7 Mart 2003’te 1. Ordu Komutanlığı’nda düzenlenen dava konusu plan seminerine ilişkin sonuç raporunda imzaları bulunan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve emekli Korgeneral Köksal Karabay ile Ocak 2003 tarihli mesaj formunda imzaları bulunan Tuğgeneral Levent Gözkaya ve emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tanık olarak dinlenmesini, bu kişilerin duruşmada hazır edilmeleri için kolluk kuvvetlerine yazı yazılmasını kararlaştırdı.
Başbuğ’un duruşmada hazır edilmesi için de cezaevine yazı yazılması kararlaştırdı. Kararın ardından sanıklar ‘andımız’ı okudu. Sanık avukatları, bu karardan önce, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in de tanık olarak dinlenmesi için dilekçe vermişti.
Davada ikisi hasta, ikisi yurtdışında olan 4 sanık dışında savunmaların tamamlanması üzerine avukatlar ‘tanıklara öncelik verilmesini isteyerek’, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ve gazeteci Mehmet Baransu’nun da tanık olarak dinlenmesini talep etti.










