Yılmaz Erdoğan’ın 1994 yılında ‘faili meçhule’ kurban giden amcası Namık Erdoğan’ın ailesi, cinayetin sorumlularının bulunabilmesi için geldikleri Meclis’te, milletvekillerinin kavgasını izlemek zorunda kaldı.
Namık Erdoğan’ın kardeşleri Naif ve Necdet ile kızı Begüm Erdoğan, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun bünyesinde terör ve şiddet olaylarına ilişkin kurulan alt komisyona geldi. 9
Mayıs 1994’te kaçırılan Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan’ın cesedi 12 Mayıs 1994’de Kırıkkale yakınlarında bulunmuştu. Komisyona bilgi veren Naif Erdoğan, kardeşinin beyninde ‘7 metal parçası’ bulunduğunu, bu parçaların da Uzi marka suikast silahına ait olabileceğini ancak balistik raporların bile 2010 yılının sonunda geldiğini söyledi.
Namık Erdoğan’ın kızı Begüm Erdoğan ise, “İlk zamanlar devlete çok güveniyorduk. Ama 17 yıl sonra, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair Kırıkkale Savcılığı’ndan yazı gelince umudumuzu yitirdik. Ayhan Çarkın’ın itiraflarının ardından yeniden dava açma şansımız doğdu” dedi.
Necdet Erdoğan ise, “O zaman tüm Kürtler potansiyel suçlu görülüyordu. En iyi Kürt ölü Kürt’tür deniyordu. Ağabeyimin ölümünü, bu algının o günkü siyasi irade tarafından hayata geçirdiği bir cinayet olarak görüyorum” diye konuştu. Necdet Erdoğan, KCK tutuklamalarına atıfta bulunarak Kürtlerin şimdi öldürülmediğini ama tutuklandığını söyledi.
Necdet Erdoğan’ın son sözlerine AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat tepki gösterdi, Ergenekon’un yaptığını bugün PKK ve KCK’nın yaptığını iddia etti. BDP’li Adil Kurt, Eronat’ın sözlerine “Acılı aile ile bunları konuşmak doğru mu?” diyerek müdahale etti.
Eronat, “Hanımefendiyle gözlerimizle anlaşıyoruz. O babasını ben evladımı kaybettim” dedi. Begüm Erdoğan da Eronat’ın sözlerinin kesilmemesini istedi. Ancak Kurt, Eronat’a yine müdahale etti. Eronat, “KCK erkek çocuklarına etek giydiriliyor, eşarp bağlıyor” diye konuştu.
Eronat’ın “Kürt Ergenekon’u daha açığa çıkmadı. O da çıkacak…” demesi üzerine Kurt, “Rencide etmeyin” diyerek karşılık verdi. Eronat, Kurt’a, “Neden rencide oluyorsunuz? PKK’lı mısınız, BDP’li mi?” diye sordu. Kurt ise sert bir şekilde, “Men ederim sizi… Toparlayın kendinizi” dedi. Eronat’ın “Yüreğiniz varsa konuşun” demesi üzerine, Kurt, “Bizimle yürek yarıştıramazsınız” dedi. Eronat ise Kurt’a, “Sizde yürek ne arar ya” diye karşılık verdi.
Bu tartışmanın ardından bu defa da MHP’li Yusuf Halaçoğlu ile BDP’li Sırrı Süreyya Önder kavga etti. Halaçoğlu, ısrarla cinayetin ardında devletin olduğu bilgisini nerden bildiklerini sordu, “Cesedin bulunması bir mafya görüntüsü veriyor.
Devletin işlediği iddia edilen cinayetlerde cesetler bulunmuyor. Siz de Kürtsünüz, sizi tehdit eden oldu mu? Kardeşiniz örgüt içinde yer aldı mı? Neden durup dururken kayboldu?” gibi sorular sordu. Halaçoğlu’na tepki gösteren Önder, “Ben bir faili meçhul yakını olsaydım, bu soruları görsem bağrıma taş basar bu komisyona gelmezdim” dedi. Halaçoğlu, “Sizden mi emir alacağım” diye bağırdı. Önder, “İnsanlık denen bir şey var. Acılı bir aileyle böyle konuşamazsınız. Ayıp ayıp…” dedi.
Vekillere tepki
Tartışma üzerine toplantıya ara verildi. Bu sırada Namık Erdoğan’ın kızı Begüm Erdoğan, “Beyler sizin kavganızı dinlemek zorunda değilim. Ben buraya derdimi anlatmak için geldim. Siz beni dinleyeceksiniz” diyerek tepki gösterdi. Necdet Erdoğan ise tepkisini, “Nerdeyse bize katili niye bulmadınız diyeceksiniz” sözleriyle ifade etti.
Bilgin olayını Çarkın biliyor
12 Eylül 1994’de Ankara-Dikmen’de göz altına alındıktan sonra ‘kaybolan’ Türkiye Devrimci Komünist Partili Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin de komisyona bilgi verdi.
Dönemin İnsan Hakları Bakanı Azimet Köylüoğlu’nun, Kenan Bilgin için, “Yerin dibinde de olsa bulur çıkartırım” dediğini, ancak daha sonra “Benim de yapacağım bir şey yok” ifadesini kullandığını aktaran İrfan Bilgin, “Birlikte gözaltına alınıp bırakılanlar Kenan’ı gördüklerini ve ağır işkenceye tabi tutulduğunu söylediler.
O dönemde orada görev yapan Ayhan Çarkın’ın Kenan Bilgin’in nerede kaybedildiğini biliyor. Hiç olmazsa mezarlarımız olsun” dedi.










