Tampon Bölge Arayışının Arkasında Ne Var?
Clinton’un Türkiye ziyaretinin ardından Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge oluşturabileceği iddiaları tekrar gündemin üst sıralarına tırmandı. "Bu başlığın yeniden ısıtılmasının arkasında ne var" sorusu tartışma konusu oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Ahmet Davutoğlu’nun İstanbul’da yaptıkları açıklamaların yankıları sürüyor. Dışişleri bakanlarının ortak basın toplantısında iki ülkenin bundan böyle askeri başlıklarda ve istihbarat alanında operasyonel planlama yapacakları ifade edilmişti. Bunun somut karşılığının ise Türkiye'nin Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge oluşturması, uçuşa yasak bölge ilanı ve Özgür Suriye Ordusu gibi silahlı güçlerin komuta ve kontrol yapısının yeniden, bu kez doğrudan ABD’nin müdahaleleriyle, şekillendirilmesi gibi başlıklar olduğu anlaşılmıştı.
Türkiye’nin tampon bölge sevdası
Türk hariciyesinin tampon bölge sevdası gündeme yeni gelmedi. Uzun zamandır üzerinde durulan bu ihtimal, bir Türk jetinin Lazkiye yakınlarında düşürülmesinden sonra aslında fiilen gündeme getirilmiş oldu. Başbakan Erdoğan, Mecliste bu olay hakkında yaptığı konuşmada Türkiye’nin Suriye’ye yönelik “angajman” -muharebe- kurallarını değiştirdiğini duyurmuş ve Suriye’nin kendi sınırları içerisindeki askeri hareketleri dahi Türkiye’nin “tehdit” algısı kapsamına alınmıştı.
Ancak Türkiye uçak krizi konusunda uluslararası kamuoyundan umduğu desteği bulamadı. ABD’li yetkilileri ve genel olarak Batı ittifakı Türkiye’ye siyasi destek vermekle yetindi, fakat askeri boyutu olan maceralara girilmesine yeşil ışık yakmadı.
Muhaliflere "Halep’i vur" emri
Aynı süreçte Suriye'deki çatışmaların büyütülmesi doğrultusunda bir başka adım daha atıldı. Muhalif gruplar Halep’i ele geçirerek, Libya’daki seleflerinin Bingazi’de yaptıkları gibi kendileri için bir güvenli bölge oluşturmaya soyundular. Bu operasyon Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde başlatılan “sansasyonel eylemler yaparak Esad yönetimini zayıf gösterme ve daha ağır silahlar kullanmak yönünde provoke etme” taktiğinin tamamlayıcısı niteliğindeydi. Aynı süreçte Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği’nin Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan görevi bıraktığını ilan etti ve bununla birlikte çatışma haberleri daha da yoğunlaştı.
Yine bu süreç içerisinde Türk ordusuna bağlı askerlerin Suriye topraklarına girdiği, bir Türk generalinin Halep’te ÖSO militanlarına komuta ederken yakalandığı gibi iddialar da gündeme geldi.
Clinton’un ziyareti gelişmelerin bu aşamasında gerçekleşti ve muhaliflerin yönetilmesi konusunda daha somut mekanizmaların kurulacağı mesajıyla son buldu.
Dışişleri kaynakları planları doğruladı
Bugün Zaman’da yer alan Servet Yanatma imzalı bir haberde Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayanılarak, Clinton’la yapılan görüşme sonrasında atılması muhtemel adımlar konusunda değerlendirmeler aktarıldı. Bunların başında ise bir kez daha tampon bölge ilanı yer alıyor.
Haberde Türkiye’nin yeni bir mülteci akını olması halinde BM Güvenlik Konseyi kararını beklemeksizin Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölgeler” oluşturmak üzere harekete geçebileceği belirtiliyor. Yanatma hariciye kaynaklarının şu sözlerini aktarıyor: "Tehdit sadece askerî değildir. Sınırımıza yüz binlerce insanın akın etmesi durumunda kendi güvenliğimiz için Suriye içinde güvenli bölgelere başvurabiliriz. Her şey sahadaki gelişmelere bağlı. [ABD] Bizim değerlendirmelerimizi alıp resmi birlikte oluşturmak istiyor. ABD, stratejisini Türkiye ile uyumlu hale getirmek istiyor." Dışişleri kaynaklarına göre “yeni bir aşamaya geçilmiş” ve bu aşamada artık ABD’nin ağırlığı daha fazla hissedilecekmiş.
Davutoğlu’nun Clinton’la yaptığı görüşmenin ardından sarf ettiği “Mültecilerin Suriye içinde korunması gerekebilir” açıklamasını da hatırlatan Zaman, Türkiye’nin Suriye içerisinde “savunma amaçlı güvenli bölgeler” oluşturmak niyetinde olduğunu ileri sürdü. ABD ve müttefiklerinin ise bu bölgelerin havadan kuşatma altında tutarak, Suriye’nin kuzey kısmını uçuşa yasak bölge ilan etmeyi zorlaması da ihtimaller arasında yer alıyor.
Bu gündem neden tekrar ısıtılıyor?
Türkiye, uzun zamandır “mülteci akını” bahanesiyle Suriye’de tampon bölge oluşturabileceğini dile getiriyor. Ancak bu kez gündemin yeniden ısıtılmasının başka “operasyonel” sebeplerinin de olduğu anlaşılıyor.
Bugün Radikal’deki köşe yazısında konuyu ele alan Fehim Taştekin, muhaliflerin Halep saldırısının beklendiği gibi etkili olmadığını ve silahlı grupların bölgeden temizlenmekte olduğunu belirtti. Bölgedeki Sünni aşiretlerin dahi desteğini almayı başaramayan ÖSO, katliamlar gerçekleştirerek “Esad yönetimi devrildi devrilecek” mesajı vermeye çalışıyor. Ancak işin aslı, ÖSO ve işbirlikçilerinin Halep’te tutunamadığı…
Taştekin bu durumun olası sonuçlarını şöyle özetliyor:
“Selahaddin gibi yerlerden çekilen muhaliflerin peşinden sıcak takip sürerse haliyle Türkiye sınırı ısınacak. Hem savaşçılar hem siviller sınıra yüklenecek. Türkiye düşürülmediği anlaşılan jet nedeniyle ilan ettiği angajman kuralları çerçevesinde sınırda olası askeri hareketliliğe nasıl bir tepki verecek? Ki bu angajman nedeniyle Suriye tankları sınırdan uzaklaşınca muhalifler için güvenli koridor oluşmuştu. Şimdi Halep düşmeyince işler sarpa sardı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın önceki gün İstanbul’da mevkidaşı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ayrı ayrı yaptığı görüşmelerde kartlar yeniden karıldı. Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin de denkleme girmesi üzerine Ankara, Esad rejiminin sonunu getirecek daha cesur bir stratejiyle bandı başa sarmak ve buna ABD’yi ortak etmek istiyor. Ankara kısa sürede sonuç için sabırsız; çünkü komşuda ‘silahlı kalkışma organize etmek’ gibi bir yola girdiği için diplomasideki mayınlı tarla büyüyor, İran ve Irak’la restleşme derinleşiyor, Katar ve Suud’un finanse ettiği ‘seyyar mücahitler’ inisiyatif kazanıyor ve mezhep düşmanlığı Türkiye’yi de etkisi altına alıyor.”
ABD ile “operasyonel planlama” aşamasına geçildiğinin açıklanması ise, ÖSO kuvvetlerinin kuzeye doğru çekilirken iç savaşı, dolayısıyla mülteci dalgasını büyütmeyi tasarladığını düşündürüyor. Gerçekleştirilen katliamların açıktan propagandasının yapılmasının bir amacının da bu taktik olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak, AKP hükümetinin Suriye’ye yönelik politikası, Türkiye sınırının daha fazla ısınmasını beraberinde getiriyor. Hükümet ise bir çeşit “çivi çiviyi söker” politikası yürüterek, ısınan bölgeye yerleşme planları yapıyor.
Taktik hedefin ise "hiyerarşik yapısı güçlendirilen" ÖSO’yu yeniden Halep’in üzerine salmak olduğunu bizzat Clinton açıkladı. “Güvenli bölgeler”, daha doğrusu tampon bölge, ÖSO’nun yeniden gücünü toplaması için AKP hükümetinin atmaya gönüllü olduğu adımlardan yalnızca bir tanesi.(soL-Dış Haberler)
Yorum Ekle
Diğer Haberler
İran’dan dikkat çeken açıklama: ABD uçaklarını avlıyoruz
İranlı üst düzey bir komutan, ABD savaş uçaklarını “yeni yöntem ve ekipmanlarla avladıklarını” açıkladı. Açıklama, aynı gün bir F-15’in düşürülmesi ve bir A-10’un vurulmasının ardından ge...
ABD ordusunda kriz: Terfiler durduruldu, komutanlar tasfiye edildi
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, İran gerilimi sürerken ordu içinde kapsamlı bir tasfiyeye gittiği öne sürüldü. ABD basınına göre çok sayıda üst düzey komutan görevden alındı, bazı sub...
BAE’deki Habşan gaz tesislerine saldırı: Can kaybı var!
Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’deki Habşan gaz tesislerine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Abu Dabi Hükümeti Medya Ofisi’nin sosyal medya h...
Rus savaş uçağı eğitim uçuşu sırasında düştü
Rusya’ya ait bir savaş uçağı, Kırım’da planlı bir eğitim uçuşu sırasında düştü. İlk belirlemelere göre kazada can kaybı yaşanmadı. Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Sukhoi Su...
Hakan Safi, Fenerbahçe başkanlığı için adaylık şartını açıkladı!
Fenerbahçe'nin eski yöneticisi Hakan Safi, sarı-lacivertli kulübün başkanlığı için aday olma şartını açıkladı. Fenerbahçe'de eski başkan Ali Koç'un yönetimindeki isimlerden olan Hakan Saf...
'O zamanlar Ortadoğu'da petrol veya doğalgaz pompalanmıyordu'
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı "Taş Devri’ne döndürme" tehdidine, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "O zamanlar Orta Doğu'da petrol veya doğalgaz pompalanmıyordu. ABD Başkanı ve onu...
ABD’de Kara Kuvvetleri Komutanı görevden alındı
ABD Savunma Bakanlığı’nın resmi açıklamasında Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George'un "derhal emekli olacağı" duyuruldu
ABD-İsrail, İran'daki köprüye saldırdı: İran basını o listeyi yayımladı
İran basını, Kerec kentindeki B1 Köprüsü’ne yönelik ABD-İsrail saldırısının ardından bölge ülkelerinde bulunan önemli köprülerin listesini yayımlayarak misilleme imasında bulundu.
Macron, Trump’ın planını reddetti: Gerçekçi değil
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’na askeri müdahale çağrısını “gerçekçi değil” diyerek reddetti. Macron, çözümün askeri değil, ateşkes ve di...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Mehmet Ali Erbil'den açıklama geldi
Sunucu ve oyuncu Mehmet Ali Erbil'in yaşlılığa bağlı sağlık problemleri nedeniyle hayatını kaybeden annesi Yurdagül Eken, İzmir'de toprağa verildi. Mehmet Ali Erbil, bugün sessiz sedasız ...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.