Yukarı
118282

Baykal, CHP'yi birlik beraberliğe çağırdı

12 Mayıs 2013 14:28

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ankara'nın Şentepe semtinde arkadaşları ile kahvaltı yaptı.

Baykal, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, CHP Eski Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş ve DİSK Ankara 2'Nolu Şube Başkanı Turan Kütükbaş ile birlikte parti üyesi Haydar Akgül'ün Kaletepe Mahallesi'ndeki evinde bir araya geldi.

Son dönemdeki siyasi gelişmelerin konuşulduğu kahvaltıda Baykal, ekonomik ve siyasi gerilimleri endişe ile seyrettiğini belirterek, CHP'nin birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek iktidar olması gerektiğini vurguladı. Baykal, halka hizmetin iktidara giden yoldaki önemine de değindi.

Kaynak: Cihan



Yorumlar

  • DARBE YASALARINDAN SİVİL DEMOKRASİYE Görsel ve yazılı basın, internet Medyası, gelişmiş teknoloji ile bilişim ve iletişim araçları, doğal olarak toplumları ülkemizi ve dünyamızı sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve ekolojik her türlü konuda taraf haline getirmiştir. Siyasi sahnede yer alan kişi, kurum ve kuruluşlar çoğu zaman bu teknolojik gelişmişliğin farkını fazla düşünmeden toplumla doğru ilişki kurduklarını sanıyorlar. Teknolojik bilişim ve iletişim gelişmişliklerine bakıldığında misal Amerika Birleşik Devletleri eskisi gibi uzak değil ve Dünya da eskisi gibi büyük değildir. Dünya üzerindeki bütün Devletlerin siyasi kurumlarının içinden sadece İran Teokratik Devleti işe CHP’si Suriye BAAS faşizmini ziyaret etmektedir. CHP aynı tutumu Irak BAAS faşizmi için de sürdürmüştü. Bu ilişkiler ve ziyaretler komşu olduğu için yapılmadı. Bu ziyaretler ortak ideolojiden dolayı yapılmaktadır. Irak tek ırk ideolojisine dayanan, farklı kültürleri yok etmeye yönelik politika sürdüren bir rejimdi. Irak, Suriye ve İran’ın Türk sistemi ile ortaklaştığı yegane husus Kürt halkının imhası üzerine kurulmuş olmalarıdır. Bu imha ideolojisinin ülkemizdeki sahibi CHP’dir. Bu nedenledir ki CHP ırkçı ideolojiye dayalı rejimlere koşmaktadır. Onlara nefes aldırmak için her türlü işbirliği alanını açmaya çalışmaktadır. Mevcut hükümetin de aynı doğrultuda hareket etmesini istemekte ve zorlamaktadır. Ülkemizin siyasi arenası son günlerin popüler konusu pkk’nin ülke sınırları dışına çekilme konusuna odaklanmıştır. Elma’nın iki yarısı gibi sevinenler-üzülenler, destekleyenler-karşı çıkanlar, aldı-almadı, verdi-vermedi bir söylemdir tutmuş ve freni patlamış kamyon gibi yol alınmaktadır. Konunun olumsuz tarafında nasyonalist solcular ve ırkçılar mevzilenmiştir. Dört elle statükoya sarılmış, ondan medet umar durumda, geleceğini statükoya göre programlayanların çıkardığı gürültü kulakları sağır ediyor. Bunların ne dediğini çoğu zaman kendileri de anlayamıyor. bir etnik ırk üzerinden odaklandıkları söylemlerinin global dünyamızın büyük ve ağır bedeller ödemek zorunda kaldıktan sonra terk etmiş olduğu ideoloji ile ne kadar örtüştüklerini saklama gereği bile duymadan olumsuzluklarını sürdürüyorlar. Nasyonalist sol ve ırkçılık hastalığı bir dönem toplumlarımızın, halklarımızın, farklılıklarımızın varlığına yönelmiş ciddi imha ve yok etme tehdidini adeta eskisi gibi sürdürmek istiyorlar. Konun diğer tarafında ise nasyonalist sol ırkçı statükonun uzun yıllar ötekileştirdiği, potasında eritip yok etmek istediği sağ Müslüman muhafazakarlar, Aleviler ve uzun uğraşlara rağmen sindiremediği Kürt halkının demokratik dinamikleri yer alıyor. Statüko toplumun bu ötekileştirdiği kesimlerine yönelik politikaları, uygulamaları inkar ve yok etme üzerine kurumsallaştırmıştır. Toplumsal dinamiklerin genel olarak demokratik yaşama, evrensel haklara ve temel özgürlükleri elde etmeye dair harekete geçtiği dönemlerde de ırkçı militarizm karşılarına dikilmiştir. 1960 Askeri darbesi, 1971 Askeri darbesi, 1980 Askeri darbesi ve diğer militarist darbeler bu amaçlar için yapılmıştır. Her militarist darbe ardında katı ulusalcı ırkçı ideolojisini kalıcılaştırmak için Anayasa ve kanun düzenlemeleri yapmıştır/yaptırmıştır. Türkiye bugün o dönemlerden kalmış ırkçı darbeler hukuku, kurum ve kuramları ile yönetiliyor. Türkiye toplumu bu katı ulusalcı ırkçı darbeler hukukunun ideolojisine paralel hazırlanan kaynaklarla verilmiş eğitimle büyüdü. Toplumun genel yapısı katı ulusalcı ırkçı militarist diktatörlüklerin şekillendirdiği kuramlarla dizayn edilmiştir. Toplumun siyasi hayatı, sosyal ve kültürel hayatı bu katı ulusalcı ırkçı ideolojiye göre şekillendirildi. Günümüzdeki en büyük sorun tekçi, inkarcı ve farklılıkları imha hedefi üzerine kurulu sistemin kuram ve kurumlarıdır. Ülkemizin ana sorunlarının kaynağında bu ötekileştirici ideoloji ve zihniyet bulunmaktadır. Tekçi ideolojinin 1945’lerden itibaren Ortadoğu istisnası dışında genel olarak bütün dünyanın terk ettiğini görüyoruz. Ortadoğu’da bu ideolojinin bugüne kadar terk edilmemesinin iki nedeni üzerinde durmak gerekiyor. Birincisi kapitalist sistemin komünist sisteme sınırında yer almış olması, ikinci güçlü gerekçe ise bölgede ortaklaştıkları Kürt inkarı ve imhasıdır. Bu iki gerekçe birbirini besledi ve bölge devlet katı ulusalcı ırkçı sistemlerini bugünlere getirirken komünizmin ansızın tasfiyesi gerçekleşti. Birinci gerekçe ortadan kalkınca kapitalist sistem doğal olarak katı ulusalcı ırkçı sistemlerin tekçi politikalarına sağladığı desteğini çekiverdi. Kapitalizm global kimlik kazandıktan sonra bu desteği çekmekle kalmadı, katı ulusalcı ırkçı sistemleri kendisine tehdit olarak birinci sıraya koydu. 24 ocak ekonomik kararları katı ulusalcı ırkçı ekonomik kurumlaşmayı ortadan kaldırmayı hedeflemişti. Cılız ve etkisiz bir muhalefet ile karşılaştıktan sonra yoluna büyük bir hızla devam etti. Nitekim geldiğimiz noktada uluslaştırılmış bütün ekonomik kurumlar global kapitalist sistemle bütünleştirildi. En son olarak petrol yatakları devletin tekelindeydi, o alanın özelleştirmesi için hukuk sisteminde değişiklik yapıldı. Yakında bu alanda da hızla özelleştirmeler başlayacaktır. 30 sene önce Türk Telekomünikasyon kurumu Araplara satılacak, Tüpraş Yahudilere, Pektim, Türk Hava Yolları, Bankalar, Köprüler, Otoyollar, Devlet Demir Yolları, Maden sahaları uluslar arası sermayeye satılacak diyecek kişiyi bu ülkede bulamazdınız. Ancak yakın geçmişte bunların tümü gerçekleşti/gerçekleşiyor ve tepki de çekmedi. Kurumsal olarak ekonomi alanında global kapitalist sistemle entegrasyon, uyumlulaştırma büyük oranda sağlandı. Fakat geriye büyük bir sorun kalmış, o da sosyal, siyasal ve kültürel alanda global/evrensel temel hak, hukuk ve özgürlükler alanında sistemle entegrasyon ve uyumlulaştırma kalmıştır. Bugün CHP bu durumu anlamak istemiyor, katı ulusalcı ırkçı tekçi, inkarcı ve imhacı siyasetinde ısrar ediyor. CHP’nin saplandığı katı ulusalcı ırkçı ideolojik dünya çok gerilerde kaldığını, tarih olduğunu bir türlü içine sindiremiyor. Bununla birlikte statüko oluşumundaki tarihsel rolü, yapılmış katliamlar ve etnik temizliğin ortaya çıkmasından ürküyor. CHP varlığını statükonun devamına bağlamış ancak umutsuz çırpınışlarla tutunamayacağını da biliyor. Değişirse, evrensel hakları ve temel özgürlükleri savunan sosyal demokratik bir siyasi partiye doğru dönüşürse bugüne kadar savunduğu katı ulusalcı, ırkçı değerlerle çelişecektir. Aşağısı sakal, yukarısı bıyık, iki arada bir derede çaresiz çırpınışlara tanık oluyoruz. Sürecin sivilleşmesi, evrensel haklar ve temel özgürlüklere bağlı demokratik değerlerle taçlanması kaçınılmazdır. Çoğulcu Demokrasi gerçekleştiği taktirde de statükocu sosyal ve siyasal kurumlar hemen olmazsa da süreçle birlikte kapılarına kilit vurabilirler. Mevcut İktidarın ve demokratik halk dinamiklerinin değişim ve dönüşüm sürecini evrensel değerlere bağlı kalarak ve ortaklaşarak sistemi ileri demokratik değer ve kuramları esas alarak dönüştürmesi önemlidir. Bazı statükocu kurumlar ve çevreler katı ulusalcı ırkçı alışkanlıklarını çözüm sürecinin merkezinde tutmakta ısrar etmektedir. Bu hedefler için yoğun kamuoyu oluşturma çabaları hüsranla sonuçlandı. Süreçle birlikte başka alanlarda ve başka araçları kullanmaktan kaçınmayabilirler. Bir nevi statükoyu koruma kendileri için varlık ve yokluk mücadelesi olarak görmektedir. Bunun için etnik, İnanç ve mezhep gruplarını manipüle etmeye çalışabilirler. Katı ulusalcı ırkçı statükoyu korumaya yeminli siyasi ve sosyal kurumların Dünya sistemini doğru okuyamadıkları çok açıktır. Özellikle CHP’ye bir önermede bulunulabilir, 1980’den sonra ekonomi alanındaki globalleşmeyi tekrar ulusallaştırabilir, Devletleştirebilir mi? Geçmişte Devlete ait olan ekonomik kurumları tekrar devletleştirebilir ise evrensek haklar ve temel özgürlüklere doğru ilerlemekte olan Demokratik süreci de engelleyebilir. Bu iktidar yapar-yapmaz, süreci tıkar-tıkamaz o apayrı bir konudur. Bu iktidar süreci ilerletmez ve sürecin tıkamasına neden olursa süreç durur mu? CHP veya başka kurum ve kuruluşlar olaya böyle mi bakıyor? Doğrusu bu bakış açısı ile kendisini sınırlayanların bayağı, sığ ve süreci ilerletecek güçleri ve o güçlerin sahip olduğu olanakları anlamamaktadırlar. Günümüzde hem ülkemiz hem de bölgemizde yaşanmakta olan gelişmeler uluslar arası global sistem ile doğrudan ilişkili olduğu bilinmelidir. Gelişmelerin Almanya, Fransa, İngiltere kısacası Avrupa Birliği, Amerikan sistemleri ile entegrasyonu demektir. Bizler ülke olarak ekonomik alandaki entegrasyon sürecini sorun yaşamadan tamamlamış bulunuyoruz. Sosyal, siyasal ve kültürel alanındaki devam eden entegrasyon sürecinde ekonomik entegrasyona direnmeyen CHP gibi siyasi kurumların bu sürece direnmesinin ne kadar anlamsız olduğu çok açıktır. Suriye Arap Cumhuriyeti katı ulusalcı kimliğinden dolayı zor yolu ile değiştiriliyor, tartışmasız Federal demokratik Suriye kuruluncaya kadar da devam edecektir. Uluslar arası egemen güçlerin ve bölgesel halkların çıkarları bunu zorunlu kılıyor. Suriye coğrafyasında Arap halkı dışında değişik halklar yaşamaktadır. Bu halkların ülkemizde olduğu gibi sosyal, siyasal ve kültürel hakları bulunmuyor. Suriye Arap halkının sahip olduğu hakların diğer farklı halklara da verileceği, alınacağı bir süreç yaşanıyor. Çevremizde bunlar yaşanırken katı ulusalcı ideoloji temelleri üzerinde kurulmuş sistemin ekonomisi de sürece sorunsuz bir şekilde katıldıktan sonra yaşamın diğer alanlarında katı ulusalcılığın sürdürülebilir olamayacağı anlaşılmalıdır. Özellikle bunu CHP anlamalı, çünkü katı ulusalcı ekonomik sistemi CHP kurmuştu ve şimdi o sistem ortadan kaldırıldı. Katı ulusalcı devlet ekonomik alandan çıkartıldı. Katı ulusalcı devleti bu yaşanmakta olan gerçekler ışığında sosyal, siyasal ve kültürel alanda nasıl tutacaksınız? Ülkemizde sadece bir etnik yapı olmadığı, onlarca etnik yapı olduğu halde tek etnik yapının esas alınarak, onun değerleri dayatılarak yoluna devam etmek imkansızlığı ortaya çıkmıştır. Ülkemizin bütün farklı dil ve kültürleri evrensel hak ve hukukunu istemekte, talep etmektedir. Bugüne kadar bu taleplere kulaklarını tıkayan, görmezden gelen, talep edenleri imha etmeye çalışan yapının devam etmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Tekçi yapının ideoloji ile yetişen bazı sosyal ve siyasal grupların bu ideoloji etkisi ile sürece karşı çıkması, direnmesi süreci zayıflatmaya, durdurmaya, geriletmeye yetmeyeceği ortaya çıkmıştır. Bölgemizde değişim sürecine buna benzer direnmeler olagelmiş/gelmektedir. Ancak süreç Irak’ta, Libya’da, Mısır’da, Tunus’ta olduğu gibi Suriye’de de devam edecektir. Katı ulusalcı ideoloji üzerine kurulmuş sistemlerin bütünüyle tasfiyesi sonuçlanıncaya ve demokratik ulus süreci tamamlanıncaya kadar da devam edecektir. CHP katı ulusalcı ırkçı kurum ve kuramlarını halklarımızın sosyal, siyasal ve kültürel yaşamında tutmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu aynı zamanda evrensel hak ve temel özgürlük kapsayan demokratik talep bütün toplumundur. Süreci sadece dış güçlere endekslemek doğru değildir. O nedenle CHP’nin öncelikle katı ulusalcı ırkçı ideoloji ve felsefeden bir an önce kurtulması gerekiyor. CHP’nin evrensel haklar ve temel özgürlüklere bağlı demokratik değerlere sarılması ve o değerler etrafında kurumlaşması temel görevi olmalıdır. Ülkemizin bütün sosyal ve kültürel değerlerini eşit haklara ve hukuka sahip ideoloji ve felsefeye ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü ülkemizde tek sosyal ve tek kültür üzerine kurumsallaşmış ayrımcı, ötekileştirici ve ırkçı sistem günümüz ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Önümüzdeki dönemlerde laik, çağdaş, emekten yana, eşitlikçi değerleri savunan kurumlara daha çok ihtiyaç duyulacaktır. Nitekim CHP’nin evrensel haklara ve temel özgürlüklere bağlı demokrasiye direnmeye devam etmesi doğal olarak halkları ve sosyal sınıfları kendisinden uzaklaştırmaktadır. Belli bir dönem ülkemizdeki halklar ve sosyal sınıflar, militarist zor karşısında tekçi sisteme zorunlu bağlanmış olabilir. Bu gün halkların ve sosyal sınıfların üzerindeki katı ulusalcı militarist zor tehdidi ortadan kalmıştır. Bu tehdidin kalkması sonucu toplumsal sivil demokratik dinamikler güç kazanmaya başlamıştır. Güçlenen toplumsal sivil demokratik dinamikler eski dikta dönemin katı ulusalcı ırkçı sistemi kaçınılmaz olarak tasfiye edecektir. CHP bu gerçekler ışığında döneme yaklaşmalı, süreci doğru kavramalı, sürecin pkk’ye endekslenmesinin yanlışlığının farkına varmalıdır. Bu ve cemaatçi yapılar sistem üzerinde sosyal baskı unsuru olarak ortaya çıkarıldı, görevleri tamamlandı. Bundan sonra süreci doğru değerlendirenler yol alabilir, sosyal ve siyasal alanda yer edinebilirler. Sizler-bizler sürecin evrensel değerlere doğru götürenleri doğru algılamak zorundayız. Ülkemizin ve halklarımızın geleceği ve selameti buna bağlıdır.
    DR ERDEM
    20 Ekim 2016 02:55

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Süper El Nino Alarmı! Kavurucu Sıcaklar Geliyor!

2026 yazı için alarm verildi. El Nino ihtimalinin yüzde 62’ye çıkmasıyla birlikte Türkiye’de aşırı sıcaklar, orman yangınları ve kuraklık riski artarken; Meteoroloji’nin 34 il için yaptığ...

Bedelli askerlik 417 bin TL oldu: Torba yasa TBMM’de kabul edildi

Bedelli askerlik ücretinin ne kadar olduğu araştırılıyor. Peki, bedelli askerliğe zam mı geldi? Bedelli ne kadar oldu? Bedelli askerlik ücretini içeren torba kanun teklifi, TBMM Genel Kur...


Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında yeni karar

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında tutukluluğunun devamına karar verildi. 6 Şubat tarihinde uyuşturucu soruşturması kapsamında tutu...

CHP'nin yeni miting adresi Bursa oldu: 'Mustafa Bozbey'e hep birlikte sahip çıkıyoruz'

CHP, Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde "Bursa iradesine sahip çıkıyor" başlığı ile yarın Bursa'da miting düzenleyecek. CHP, "Bursa İradesine Sahip Çıkıyor" başlığı ile yarın (3 Nisan C...


Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısı: DEM Parti'den yanıt geldi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısına ilişkin, "Seçim tartışmaları Merkez Yürütme Kurulu’muzun gündeminde değil" dedi. Doğan, "Muhalefette...

Ümit Özdağ, Tanju Özcan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyareti sonrasında yaptığı açıklamada, "O beni Silivri'de ziyaret etmişti. ...


''Kesikköprü Hattı’nı bir yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz''

ABB Başkanı Mansur Yavaş, "Ankara'nın Geleceğine Yatırım Yapıyoruz" programında "ASKİ’nin kendi dereleri dışına çıkmadan çalışmasını ve bütçeyi de gördünüz en az bütçeyle en fazla işi yap...

MSB'den 'NATO karargâhları' tartışmalarına açıklama geldi

İstanbul Boğazı'nda kurulacak Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana'da kurulacak Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında kamuoyunda tartışılan iddialara yanıt veren MSB, ''Bölgesel sahiplik ilke...


Ümit Özdağ'dan Özgür Özel'e kritik çağrı!

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ "Tüm Atatürkçü muhalefet partilerinin bir araya gelmesinin çok değerli olduğunu düşünüy...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Rabia Soytürk ve Samet Vuruşan’dan yeni hamle

Ayrılıklarıyla magazin gündemine damga vuran Rabia Soytürk ile Samet Vuruşan cephesinde sürpriz bir gelişme yaşandı. Uzun süredir ayrı olan ikilinin, aynı yerden yaptıkları paylaşımlar ba...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR