Yukarı
128257

Cemaatten AKP’ye Kritik Uyarılar

12 Kasım 2013 11:24
İşte o açıklamalar: - İnsanın kendi konumunu belirlemesi ve Hak karşısında ona göre bir duruşa geçmesi çok önemlidir. Kendi konumunu belirleyememiş olanlar için iktidar, servet ve makam gibi nimetler yanıltıcı birer unsura ve öldürücü birer virüse dönüşebilir.
 
 - Bazen insanın güçlü olması onu yanıltabilir. Cenâb-ı Hakk’ın kudretini ifade eden isimlerinden biri her şeye gücü yeten manasına “Kâdir”, bir diğeri ise kâdir kelimesinin mübalağalı şekli olup çok güçlü, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapan, nâmütenahi kudret sahibi manasına “Kadîr”dir. Cenâb-ı Hak bir iktidar verdiği zaman bazen insan o konuda yanılabilir ve hafizanallah Zât-ı Ulûhiyete ait hususiyetleri hiç farkına varmadan -doğrudan doğruya olmasa bile dolaylı yoldan- sahiplenebilir.
 
 “CEHENNEME ATARIM” VE HİTLER ÖRNEĞİ
 
 - “Kibriya, benim ridâm, azamet ise benim izârımdır. Kim benimle bu mevzuda yarışa kalkışır ve bunları paylaşmaya yeltenirse, onu Cehennem’e atarım.” buyurmaktadır. Demek ki, kendini büyük görüp kibirlenen bir insan, bu ilâhî sıfatlarda Allah’a şerik olmaya kalkışmış sayıldığından Cenâb-ı Hak, böyle bir insanı derdest edip Cehennem’e atacağı ikaz ve uyarısında bulunmaktadır.
 
 - Farkına varmadan büyüklük çağlayanına kendini salan insanlar çok defa hem kendilerini mahvetmişler hem de çok insanın kanına girmişlerdir. Sezar, Roma mefkûresini kendi heva ve hevesine çiğnetmiş; Napolyon, Büyük Fransa idealini hırslarının ağına hapsetmiş ve öldürmüş; Hitler, Büyük Almanya gaye-i hayalini maceralı çılgınlıklarıyla yiyip bitirmiştir. Gönlünü Kur’an’a vermiş, adanmışlık mülahazası içinde meseleyi götüren insanlar kibre karşı hep mesafeli durmalılar; akıllarına azıcık “Ben bir şeyim!..” diye geldiği zaman günah-ı kebâir işlemiş gibi tevbe etmeliler.
 
BULUNDUĞU KONUMU ŞAHSİ ÇIKARLARI HESABINA…
 
- Bir taraftan kendini büyük görmeye sebebiyet vermesi bir taraftan da insandaki hırs duygusunu beslemesi ve “kazanma.. kazanma.. ille de kazanma..” düşüncesini büyütmesi açısından servet ve imkan da bazen öldürücü bir virüse dönüşebilir.
 
- Bin kazandığımız zaman, şayet içinde bir tane haram varsa, onun içine bir tane haksızlık girmişse, geri kalan dokuz yüz doksan dokuzu da kirletmiş oluruz ve Allah hepsinin hesabını sorar. Zaten, hadis-i şerifin ifadesiyle, zekatı verilmemiş bir mal bütünüyle kirlidir.
 
- “Derken Kârun, ihtişam ve debdebe ile kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, ‘Keşke Kârun’a verilenin benzeri bize de verilseydi, doğrusu o çok şanslı’ dediler.” (Kasas Sûresi, 28/79) âyetinin ifadelerine göre Kârun, hayatı itibarıyla büyük bir kibir, çalım, gösteriş ve debdebe içindeydi. O servet ve imkanın altında kalıp ezildiği gibi başkalarına da kötü örnek oluyordu. Bugün de bulunduğu konumu şahsî çıkarları hesabına değerlendirmeye kalkışanlar, aynı zamanda başkalarına kötü örnek olduklarından onların veballerini de yüklenmiş sayılırlar.
 
 - Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa’nın (aleyhisselâm) kavminden olan Kârun’a, hazinelerinin anahtarlarını bile güçlü, kuvvetli bir topluluğun zorla taşıdığı büyüklükte bir servet vermiş, fakat o, bu serveti kendi becerisiyle kazandığını iddia etmişti. Hakk’ın kendisine yaptığı iyilik ve ihsanlara bir şükür ve teşekkür ifadesi olarak insanlara iyilik yapacağı yerde, iyiliğin arkasındaki iyilik sahibini unutmuş, kendini bencilliğin gayyalarına salıvermiş ve sahip olduğu servet u sâmânla şımarmış, böbürlenmiş, ferîh fahûr yaşamaya ve ifsada başlamıştı. Tabiî Cenâb-ı Allah da yaptıklarının karşılığı olarak onu bütün varlığıyla beraber yerle bir etmişti. Böylece Kârun, ulü’l-azm bir peygambere yakınlığın hakkını veremeyip kazanma kuşağında kaybeden ibret vesilesi, tâli’siz bir servet sahibi olarak tarih defterinin yaprakları arasında yerini almıştı. Evet, Karun, kendisine lütfedilen nimetler karşısında tavır ayarlaması yapamaması, inkâra sapması yüzünden neticede sahip olduğu her şeyle beraber yerin dibine geçirilmekle cezalandırıldı ki Kur’ân bunu şöyle resmeder:
 
“Nihayet Biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Zaten onun ne Allah’a karşı kendisine yardım edecek avenesi vardı ne de kendini savunup kurtulabilecek durumdaydı.” (Kasas Sûresi, 28/81) (13:04)
 
- Bir hadis-i şerifte “Dünya bir cîfedir (leştir, pisliktir); onun talipleri ise köpeklerdir!” buyurulmaktadır. Bir başka hadis-i şerifte ise, “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır!” denmektedir.
 
 İKTİDAR, SERVET VE RAHATA DÜŞKÜNLÜK
 
 - Rahata düşkünlük de bünyeye musallat olmuş öldürücü bir virüstür. Tenperverlik kanserden daha tehlikeli bir hastalıktır.
 
 - İktidar, servet ve rahata düşkünlük virüsleri birbirlerini de destekler durur. Bazen servetten büyüklük doğar, bazen büyüklük servet hesabına kullanılır ve bazen de o büyüklük o servet insanda rehavet hissi hâsıl eder. Bu marazlara düşmüş kimseler, bir de kalkıp “Bunca zaman koştuk, hizmet ettik; “humus” (ganimetin beşte biri) kullanmak da bizim hakkımız!” demek gibi şeytanî mırıltılarla gayr-ı meşru tavırlarına meşruiyet bahanesi aramaya çalışırlar.
 
- Beklentiye düşme ve takdir görmeyi isteme de bir öldürücü virüstür. Halbuki mümin, övülmeyi sövülme gibi görmeli ve her işini sadece Allah’ın rızasına bina etmelidir.
 
- Hizmetleri karşısında Allah rızasından başka beklentilere girenler, “Bütün zevklerinizi dünya hayatınızda kullanıp tükettiniz, onlarla safa sürdünüz. Allah’ın verdiği o güzel ve hoş nimetleri israf edip bitirdiniz. Hakkınızı dünyada kullanıp ahirete bir şey bırakmadınız” (Ahkâf Sûresi, 46/20) âyetinin tokadına maruz kalırlar.
 
 HER TÜRLÜ MAKAM KARŞISINDA…
 
 - Bizim en büyük kredimiz istiğnadır; her türlü makam ve mansıp karşısında müstağnî davranmamız lazımdır. Makama bağlı vazifeler istenmemeli; talepsiz verildiğinde ise, ancak kerhen kabul edilmelidir. Bu meselenin tek istisnası vardır: Şayet bir vazifeyi sizin ölçünüzde yapabilecek başka bir müstakim mü’min yoksa, Hazreti Yusuf’un “Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et; çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim.” (Yusuf Sûresi, 12/55) diyerek Kıptîler içinde vazifeye talip olduğu gibi, o vazifeyi talep etmekte mahzur olmayabilir. Hazreti Yusuf (aleyhisselam), bu sözü hiçbir müslümanın olmadığı, peygamberlik esintilerinin bulunmadığı, Allah’ın bilinmediği bir yerde vazifeyi talep sadedinde söylemiştir.
 
 - Cevdet Paşa’nın, “Kısas-ı Enbiyâ”da temas ettiği üzere, riyâsete talip olmamak ve belli bir vazifeye tayin istememek gerektiği yönündeki nebevî uyarıları duyup dinleyen Hazreti Ebû Bekir (Allah’ın rıza ve rıdvanı onun üzerine olsun), Hazreti Ali’ye (radiyallahu anh) gönderdiği bir mektupta bu mevzuyla alâkalı şu ölçüyü dile getirmiştir: “Vazife onundur ki, o ‘benim değildir’ der. Onun değildir ki, o, vazifeye ehil olduğunu iddia eder.” (Gazeteport)


Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Kritik düzenleme iptal edildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), mahkeme kararıyla yapılan isim değişikliklerinin Basın İlan Kurumu'nun portalında ilan edilmesini öngören kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Hükm...

CHP kurultay davası ertelendi!

CHP 38. Olağan Kurultayı kapsamında açılan ceza davasının dördüncü duruşması, bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada ara karar verilerek ertelendi ve bir sonraki du...


Akın Gürlek 'Öcalan'a özel konut' iddiasını reddetti

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İmralı'da konut yapıldığı iddiasına ilişkin yaptığı açıklamada "Özel olarak bir konut yapılma durumu yok" dedi. Gürlek, CHP lideri Özgür Özel'in gündeme taşıdığ...

Özel çağrı yapmıştı: İmamoğlu'ndan sandık mesajı

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun X hesabından yapılan paylaşıma, "O sandık kurulacak. Hiç kaçmayın. Öyle de kurulacak, böyle de kurulacak. Millet en güzelini bilir" notu düş...


Bakan Uraloğlu'ndan 'Hürmüz Boğazı' açıklaması

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin olarak "14 sahipli Türk gemisi var tüm mürettabatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok. Per...

Arıkan, AKP'nin '5G'sini' sıraladı: 'Güç zehirlenmesi, görevi ihmal...'

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Türkiye'nin 5G'ye geçişi resmen ilan edildi. Tabii bu ulaşımın 5G’si... Bir de AK Parti iktidarının 5G'si var: Güç zehirlenmesi, görevi ihmal,...


APP plakalar için tanınan süre sona erdi: İşte sürücüleri bekleyen cezalar...

'APP plaka' olarak bilinen standart dışı plakaların denetimlerine bugün başlanıyor. Mühürsüz, diğer güvenlik işaretleri bulunmayan ve yetkili kuruluşlarca basılmamış plakaları kullanan ar...

CHP'li Akkuş İlgezdi'den, Bakan Memişoğlu'na 7 soru

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na "1000 aile sağlığı merkezi (ASM) yapma vaadi varken mevcut ASM’ler neden arazileriyle birlikte satılmak ist...


Ara seçim hamlesi: 22 vekil istifa edecek, sandık gelecek

CHP lideri Özel'in “Çok iddialı bir hamlemiz olacak” sözleri Ankara’da iktidarı seçime zorlama hamlesi diye yorumlandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önümüzdeki günlerde ara seçim gündemi...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Murat Övüç hakkında tahliye kararı

Sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 'Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme' suçundan tutuklanan Murat Övüç ikinci kez hakim karşısına çıktı. M...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Türkiye'de 5G yarın başlıyor! Telefonda 5G nasıl açılır?

Türkiye'de 5G teknolojisi 1 Nisan itibarıyla kullanıma açılıyor. Fakat yeni nesil internet hızından yararlanmak için yalnızca "uyumlu telefon" yeterli değil. Kullanıcıların hem operatör hem de cihaz ayarlarını aktif hale getirmesi gerekiyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR