- ABD basını: ABD, ayaklanma için İranlı muhalif Kürtleri silahlandırabilir
- Kredi kartına aidat tuzağı! 2 milyon lirasını kaptırdı
- İran, bir ABD F-15’ini ve Lavasan üzerinde bir İsrail savaş uçağını düşürdü
- BIST 100 endeksi yeniden 13 bin puanın altına geriledi
- İran füzesi sonrası NATO’dan açıklama: Türkiye ile dayanışma içindeyiz
Erken yaşlandıran 5 neden
Prof. Dr. Derya Uludüz hayatımızdaki bazı faktörlerin sürekli enerjimizi tüketip, bizi fiziksel ve zihinsel olarak daha hızlı yaşlandırdığını belirtti.
Uzmanlara göre genetik ve bazı hastalıklar kadar çevresel etkenlerle yanlış alışkanlıklar da yaşlanma sürecini hızlandırıyor.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz işte bu faktörlere ve etkilerine şöyle dikkat çekti:
BUNLARA DİKKAT!
- Hızlı yaşlanmaya karşı, sağlıklı ve dengeli beslenmek çok önemli. Mümkün olduğu kadar GDO’lu, katkılı, mısır şuruplu, trans yağlı hazır gıdalar tüketilmemeli. Vitamin ve mineral deposu, Omega-3 gibi sağlıklı yağlar içeren gıdalar tercih edilmelidir. Tabii gün içinde bol bol da su içilmelidir.
- Hareket de çok önemli… Düzenli egzersiz, en azından her gün yürüyüş yapılmalı. Yaşamın olumlu yönleri görülmeye çalışılmalı ve mümkün olduğu kadar hayata pozitif bakılmalıdır.
- Cilde hasar veren alkol ve sigaradan uzak durulmalı. Cilt nemlendiricilerin paraben, parfüm, alkol içermemesine dikkat edilmeli, mümkün se doğal olanları tercih edilmeli. Cilt düzenli olarak doğru ürünlerle mutlaka temizlenmelidir.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz
GÜNEŞTEN UZAK DURMAK
Güneş ışığının fazlası zararlı ancak günde 15-20 dakika koruyucu kullanmadan güneşlenmek şart. Çünkü bu durum vücudumuzun doğal D vitamini fabrikasını çalıştırır. D vitamini, kemik sağlığından kalp sağlığına, bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesine kadar birçok önemli işlevi destekler. Dolayısıyla erken yaşlanmamızı da önler.
Güneşin en çarpıcı etkilerinden biri enerji seviyemiz üzerinedir. D vitamini üretimi için gerekli olan güneş ışığı, serotonin üretimini tetikler yani mutluluk hormonumuzun katalizörüdür. Güneş ışığı alamadığımızda, serotonin seviyemiz düşer, bu da enerji düşüklüğü ve halsizlik hissi yaratır.
Güneş ışığı aynı zamanda melatonin üretimimizi de düzenler, bu da sağlıklı uyku düzeni ve canlı bir cilt için için elzemdir.
AŞIRI DÜŞÜNMEK
Beynimiz, vücudumuzdaki en meşgul organımızdır. Kalbimiz gibi o da asla uyumaz ve sürekli çalışır. Ancak bazen, özellikle de aşırı düşündüğümüz zamanlarda, beynimiz normalden fazla mesai yapar.
Bu sürekli “ne olacak?” ya da “keşke şöyle yapsaydım” tarzı düşüncelerle beynimiz sürekli çalışır.
Düşünmek, aslında oldukça enerji tüketen bir işlemdir. Beynimiz, vücut enerjimizin yaklaşık yüzde 20’sini kullanır, bu da onun küçük ama işlevsel bir enerji santrali olduğunu gösterir.
Aşırı düşündüğümüzde, bu santraldeki makineler aşırı yüklenir ve ‘enerji kesintilerine’ yol açar. Yani, bedenimiz ve zihnimiz yorgun düşer, tükenir.
Aşırı düşünmek sadece anlık yorgunlukla kalmaz; stres hormonları olan kortizol ve adrenalin seviyelerimizi de artırır. Bu hormonlar, vücudumuzda inflamasyona (iltihaplanma) neden olabilir ve hücrelerimizin yaşlanma sürecini hızlandırır. Ciltte yeni kırışıklıklar belirir. Zihnimizde derin izler bırakan bu durum, yüzümüze kırışıklık olarak yansır. Fiziksel olarak da kendimizi daha yaşlı hissetmeye başlarız.
STRES
Stres, bedenimizde “savaş ya da kaç” tepkisini tetikler. Bu tepki, antik çağlarda, bir mağara adamı olarak vahşi bir hayvanla karşılaştığınızda hayatta kalmanızı sağlayan şeydi. Ancak modern dünyada, bu vahşi hayvanlar iş toplantıları, trafik ve sürekli gelen bildirimler şeklinde karşımıza çıkar.
Kronik stres altında vücudumuz sürekli alarm durumunda olduğu için, adrenal bezlerimiz aşırı çalışır ve bu durum bizi tükenmiş hissettirir ve yaşlanma hızımızı artırır. Kronik stres, beyin fonksiyonlarımız üzerinde de olumsuz etkiler yaratır. Özellikle, beyindeki hafıza ile ilgili alanları etkiler ve zamanla bu alanların küçülmesine neden olabilir.

UYKUSUZLUK
Uykusuzluk sadece gözaltlarındaki morluklardan veya sabahki huysuzluktan ibaret değil; enerjinizi emer ve sizi biyolojik olarak yaşlandırır.
Uyku, vücudumuzun şarj istasyonudur. Gece boyunca, vücudumuz günün yorgunluğunu atar, hücreleri onarır ve enerji depolar. Uykusuz kaldığınızda, adeta enerji depolarınızı bir sonraki gün için dolduramamış olursunuz.
Cilt sağlığı ve uyku arasında da direkt bir bağlantı vardır. Uykusuzluk, ciltteki kolajen üretimini azaltır ve stres hormonu kortizol seviyesini artırır. Bu da ciltte kuruluğa, incelmeye ve erken kırışıklıklara davetiye çıkarır.
DİJİTAL EKRAN
Ekrana bakma süremiz günümüzde had safhada… Peki, bu dijital doygunluğun enerjimizi nasıl emdiğini ve neden bizi ‘yaşlılara’ dönüştürebileceğini hiç düşündünüz mü? Bilgisayarlar, tabletler, telefonlar… Bu cihazlar hayatımızın vazgeçilmez parçaları. Ancak uzun süreli ekran maruziyeti sadece gözleri değil cildi de bozuyor. Uzun süre ekranların yaydığı mavi ışığa maruz kalmak, hücrelerde DNA hasarına yol açarak, hücre ve doku ölümüne neden olurken, yaşlanmayı hızlandırıyor.
Araştırmalara göre, cilt hücrelerinin mavi ışığa 1 saat kadar kısa süreli maruziyeti bile reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumuna yol açıyor. Bu zararlı maddelerin de cildin elastin ve kolajen liflerinin erken yıpranmasına, cilte sıkılık kaybı, ince kırışıklıklar ve leke oluşumuna neden olabileceği ortaya çıktı. Kısaca dijital ekranlardan yayılan mavi ışığa aşırı maruziyet, cilt hücrelerine zarar verip cilt yaşlanmasını hızlandırır.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Obezite ve Kilo Artışı Hangi Riskleri Taşıyor?
Obezite, yalnızca “kilo fazlalığı” olarak görülmemesi gereken, tüm vücudu etkileyen bir sağlık durumudur. Yağ dokusunun artması; kalp-damar sistemi, solunum sistemi ve sindirim sistemi üz...
Altı anneden birinde doğum sonrası depresyon görülüyor
Doğum sonrası depresyonun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken İlknur Okay, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda psikiyatriste başvurulması gerektiğini söyledi...
Toz, akciğer hastalıklarını tetikliyor!
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aygül Güzel, günün büyük kısmını kapalı alanlarda geçiren çalışanların gözle görülmeyen sağlık riskleri ile karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Prof....
‘Ramazanda bağırsak tembelliğine karşı pideyi azaltın’
Ramazanda en sık karşılaşılan sorunlar olan kabızlık ve şişkinlikten korunmanın ilk kuralının iftar ve sahur arasında lifli gıda tüketimini maksimuma çıkarmak olduğunu belirten Gastroente...
Ramazan'da böbrek sağlığına dikkat
Ramazan ayında uzun süreli susuzluğun, böbrek taşı şikayetlerinde artışa neden olabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, “Yeterli sıvı tüketilmemesi idrarın koyulaşması...
'Hurma tüketiminde ölçüyü kaçırmayın'
Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmezi olan hurmanın doğru miktarda ve uygun şekilde tüketildiğinde sağlık açısından pek çok fayda sağlayabileceğini belirten Diyetisyen Çağlasu Al...
'Reflüsü olan kişiler hemen uyumamalı'
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Ramazan ayında artan öksürük şikayetlerine ilişkin, "Ramazan ayında orucun başlamasıyla beraber öksürükle gelen epeyce hastamız oluyor. Bu...
Genç yaşta kalp krizi riski neden artıyor?
Gençlerde ve kadınlarda kalp, damar hastalıklarının yaygın görülmeye başladığına dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Çevirme, “Sigara kullanımının yaygınlaşması, dü...
İnsan vücudu o yaşlarda zirve yapıyor
Uzun yıllara yayılan bilimsel araştırma, fiziksel performansın sanılanın aksine 20’li yaşların başında değil, 30’lu yaşların ortasında en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Uzmanlar...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Biran Damla Yılmaz’ın sırtındaki dövme merak uyandırdı
Sırt dekolteli fotoğraflarını “Şu anki modum” notuyla paylaşan güzel oyuncunun sırtındaki dövme, takipçilerinin dikkatinden kaçmadı. Kısa sürede binlerce beğeni alan kareler, sosyal medya...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Altı anneden birinde doğum sonrası depresyon görülüyor
Doğum sonrası depresyonun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken İlknur Okay, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda psikiyatriste başvurulması gerektiğini söyledi. Doğum sonrası depresyonun (DSD) hem anne hem de bebek sağlığını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu belirtiliyor.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.