Yukarı
438068

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kritik Mesajlar: 'Okullarda, Üniversitelerde Yürütülen Cadı Avını Nasıl Unutabiliriz'

05 Aralık 2025 16:32

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesi’nde kadınların şehircilik, siyaset ve toplumsal hayattaki belirleyici rolüne vurgu yaptı.

Göç, teknolojik dönüşüm ve hızlı kentleşme karşısında kadın odaklı politikalara duyulan ihtiyacın arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadının olduğu yerde barış, birlik ve dirlik olur” dedi.

Kadınların tarih boyunca devletin, ailenin ve toplumun kurucu unsuru olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel yönetimlerde kadınların etkinliğinin kritik önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye’de kadın haklarının 91 yıl önce kazanıldığını anımsatan Erdoğan, geçmişte uygulanan başörtüsü yasağı ve ayrımcılığı eleştirerek kadınların haklarını özgürce kullanmasının önündeki engelleri kaldırdıklarını söyledi.

AK Parti döneminin kadın hakları açısından “altın yıllar” olduğunu belirten Erdoğan, kadınların iş gücüne ve siyasete katılımını artıran adımlara dikkat çekti. Zirvenin “Kadınla Yükselen Şehirler” hedefiyle önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

“Aziz İstanbullular, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığımızın değerli yöneticileri, değerli kadın belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları tarafından düzenlenen Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesinde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Zirveye katılan değerli misafirlerimize; Avrupa’dan Asya’ya, dünyanın farklı köşelerinden ülkemizi ve İstanbul’umuzu teşrif eden kıymetli yerel yönetici ve temsilcilere “Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diyorum.

AK Parti Kadın Kolları Başkanlığımızı, Sayın Başkan ve ekibini; zirvede emeği ve katkısı olan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Katkı sağlayan tüm hocalarımıza ve misafirlerimize de şimdiden şükranlarımı sunuyorum.

Dün başlayan ve yarın sona erecek zirvemizde “Kadınla Yükselen Şehirler” teması altında önemli meseleler masaya yatırılacaktır.

Bu kapsamda; Türkiye’de şehircilik vizyonu ve konut politikası, Şehircilikte kadın ve aile politikaları, Akıllı şehirler, enerji yönetimi ve dijital dönüşüm, Göç, göçmen politikaları ve sosyal uyum, İklim değişikliği, çevre ve sürdürülebilirlik gibi başlıklarda paneller düzenlenecek ve konular açık yüreklilikle değerlendirilecektir.

Birbirinden seçkin isimlerden gelen tenkit, tespit ve tekliflerin, başta partimiz ve hükümetimiz olmak üzere hepimiz açısından yol gösterici olacağına samimiyetle inanıyorum.

‘YEREL YÖNETİMLERDE KADINLARIN ETKİLİ OLMALARI ÖNEMLİ’

Şurası bir gerçek ki, kırsaldan kentlere doğru göçün artmasıyla birlikte tüm dünyada kadın odaklı şehircilik politikalarına duyulan ihtiyaç her geçen gün kendisini daha fazla hissettiriyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi, kadınların omuzlarındaki yük giderek daha da ağırlaşıyor. Kadınlardan bir taraftan geleneksel sorumluluklarını yerine getirmeleri, diğer taraftan da çalışma hayatının içinde bizzat yer alarak aile bütçesine destek olmaları bekleniyor.

Kadınlar, eskiden olduğu gibi hem aileyi çekip çevirmeye çalışırken hem de çalışma hayatının zorluklarını, sıkıntılarını omuzlamak zorunda kalıyor. Aynı şekilde savaşların, çatışmaların, ekonomik krizlerin, sosyal ve siyasal huzursuzlukların yükünü herkesten fazla kadınlar çekiyor. Dolayısıyla değişimi, teknolojiyi, aşırı ve sağlıksız şehirleşmenin getirdiği sorunlarla üç boyutlu şehircilik tasarımını konuştuğumuz bir dönemde tertiplenen bu zirveyi çok ama çok isabetli buluyorum. Zirvenin ufuk açıcı tartışmalara ve somut sonuçlara vesile olmasını canı gönülden temenni ediyorum.

Burada şu hususun altını dikkatle çizmek istiyorum: İdeal ve adil bir toplumsal hayat, ancak kadınların söz ve hak sahibi olmalarıyla mümkündür. Toplum hayatında olduğu gibi şehir hayatı ve yerel yönetimlerde de kadınların etkili olmaları kritik önemlidir. Çünkü her şehir, insanların topluluk hâlinde yaşadığı her yerleşim birimi, aynı zamanda o insanların evi, yuvası mesabesindedir.

‘KADININ OLDUĞU YERDE BARIŞ OLUR’

Kadının olduğu yerde barış olur. Kadının olduğu yerde birlik olur. Kadının olduğu yerde dirlik olur. Kadın elinin değdiği yerde huzur ve düzen olur. Kadının güçlü olduğu yerde gelişme olur. İlerleme olur. Tıpkı medeniyetimiz gibi şehirlerimizin de anaç karakterde olması işte bu hakikatin tezahürüdür.

Bakınız, kadınların kurucu aklı o kadar kıymetlidir ki bunu gündelik hayatta eşlerden birinin vefat ettiği ailelerde çok net görebiliriz. Eşlerden evin erkeği rahmetli olmuşsa, kadın dirayetiyle, metanetiyle, şefkatiyle aileyi kanatları altına alarak tüm bireylere sahip çıkar. Eşi vefat ettikten sonra o ocak sönmüyorsa, başında kadın olduğu içindir. O aile dağılmıyorsa, kadının kurucu ve kuşatıcı fıtratı sayesindedir. Toplumun çekirdeği olan aile, evvel emirde nasıl kadınların fedakârlıkları, gayretleri, emekleri sayesinde ayakta duruyorsa; toplumsal hayatta da şehirler, ülkeler, milletler kadınlar sayesinde ayakta durur.

Kemal Tahir’in ifadesiyle devletimizi “devlet ana” yapan kadınlardır. Sizlerin şahsında, siyasi hayatım boyunca beraber yol yürüdüğüm tüm hanım kardeşlerime, dava ve mücadele arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yine buradan, 81 vilayetimizde yerel yönetimlerde çalışan tüm kadınlara, siyasete ve belediyelere kadın eli değdiren tüm hanım kardeşlerime en kalbi selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.

Ressam, şair, bu ülkenin değerlerini sanata dönüştüren Bedri Rahmi Eyüboğlu, kadınlar için şöyle diyordu: “Seni düşündüm şükrederek. Su gibi aziz olasın, her daim ekmek gibi mübarek.”

Evet, başta eşim ve çocuklarım olmak üzere, her biri şükür vesilesi olan, her biri ekmek gibi, su gibi aziz olan bütün hanımlara, bütün hanım kardeşlerime; ülkemize, milletimize ve hareketimize yaptıkları eşsiz katkılar için şükranlarımı sunuyorum.

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, bugün ülkemizde kadın hakları açısından önemli bir düzenlemenin doksan birinci yıl dönümüdür. 1930 yılında önce belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı elde eden kadınlar, dört yıl sonra, 5 Aralık 1934’te Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazanmıştır. Böylece ülkemizde kadınlar, Avrupa’daki hemcinslerinden çok daha evvel seçme ve seçilme hakkına kavuşmuşlardır. 1935 yılında gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde de 17 kadın milletvekili Meclis’te temsil hakkına sahip olmuşlardır. Temel hak ve özgürlüklerin kullanımında eşit muamelenin önünü açan bu önemli düzenlemenin 91. yıl dönümü kutlu olsun diyor, buradaki hanım kardeşlerimin şahsında ülkemizdeki tüm kadınların 5 Aralık Kadın Hakları Günü’nü canı gönülden tebrik ediyorum.

‘KADINLAR SON DERECE MÜHİM ROLLER ÜSTLENDİ’

Burada şunu da ifade etmek isterim, değerli kardeşlerim, kadınlar, milletimizin kadim tarihinde hep müstesna bir konumda oldular. Uygur dönemine ait yazıtlara bakıldığında “ana” sözcüğünün her zaman “baba” sözcüğünden önce geldiği görülür. Tabiri caizse, çift başlı kartalın biri kadın, diğeri erkektir. Kartalın bir başı hakan ise diğer başı hatundur. Tarihimizde Ertuğrul Gazi’nin annesi Hayme Ana gibi, Osman Gazi’nin eşi Bala Hatun gibi, Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun gibi, Ankara’da metfun Melike Hatun gibi nice öncü ve örnek kadın şahsiyetler vardır. O fedakâr, o cefakâr, o özgüven ve azim sahibi kadınları hep şükranla, minnetle yâd ediyoruz. Bugün de bir kez daha rahmetle anıyoruz.

Kadınlar, İstiklal Harbimizde de son derece mühim roller üstlenmişlerdir. Şehir şehir dolaşarak Kuvay-i Milliye’yi ve Millî Mücadele’yi halka anlatan, bebeği kucağında olduğu hâlde cepheye mermi taşıyan; “Ben cephe gerisinde değil, cephede erkeklerle birlikte savaşacağım” diyerek işgalcilere kök söktüren yiğit kadınlar, erkeklerle birlikte bu topraklar için can verdiler. Bize üzerinde özgürce yaşayacağımız bir vatan bıraktılar.

Cumhuriyetimizin kuruluşu ve yükselişinde de kadınlar her zaman ön safta yer aldılar. 1930 ve 1934’te yapılan düzenlemelerle kadınların bu mücadelesi onurlandırılmış, bir nevi hakları teslim edilmiştir.

Gazi Mustafa Kemal bu hakkın verilmesinin ardından şöyle demişti: “Medeni memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatle kullanacaktır.” Evet, bizzat kendi ifadesiyle kadınların liyakat ve selahiyetle kullanmaları için verilen bu hak, Gazi’nin vefatından sonra gelenler tarafından sabote edilmiş, çeşitli kısıtlamalar ve yasaklarla aşındırılmıştır.

‘KADINLAR BAŞÖRTÜLERİ DOLAYISIYLA SEÇİLME HAKKINDAN MAHRUM BIRAKILDI’

Sevgili dostlarım, doğrusu kadınlar bu anayasal haklarını uzun yıllar selahiyetle, liyakatle ve özgürce kullanamadılar. Görünür görünmez birçok engelle karşılaştılar. Mesela başörtüleri dolayısıyla seçilme hakkından mahrum bırakıldılar. Mesela üniversiteyi kazandıklarında karşılarında ikna odalarını buldular. Mesela kimi zaman kılık kıyafetlerinden, kimi zaman mezun oldukları okullardan ötürü ayrımcılığa uğradılar. 28 Şubat’ın baskıcı atmosferinde binlerce kadın eğitim, çalışma, kamuda istihdam haklarından feragat etmek zorunda kaldı. Kadınlar yıllarca inanç değerleriyle okulları, eğitimleri, meslekleri arasında çok travmatik tercihler yapmak mecburiyetinde bırakıldı. Bunların hepsini beraber yaşadık. Biliyorum ki şu an bu salonda bulunan bütün arkadaşlarımın da önemli bir kısmı bu ayrımcılığı iliklerine kadar yaşadı.

'CADI AVINI NASIL UNUTABİLİRİZ'

Şimdi ben buradan soruyorum, Meclise başörtüsüyle girdi diye adeta linç edilen kadınları hangimiz nasıl unutabilir? Okullarda, üniversitelerde yürütülen cadı avını nasıl unutabiliriz?

Unutmayın, “411 el kaosa kalktı” manşetinin temsilcisi olduğu karanlığı nasıl unutabiliriz?

Başörtüsü yasağının sürmesi için Anayasa Mahkemesinin kapısında nöbet tutan CHP ve özgürlük düşmanı zihniyetini nasıl unutabiliriz?

Bugün sesleri eskisi kadar çok çıkmasa da medyada, sosyal medyada, iş dünyasında, siyasette, bürokraside varlığını hâlen devam ettiren kadın hakları cellatlarını nasıl unutabiliriz?

Bunları unutmadık. Unutmuyoruz. Ve hiçbir zaman unutmayacağız.

Değerli misafirler, çok değerli yol arkadaşlarım, her ne kadar kadınlar seçme seçilme hakkını 91 sene önce elde etmiş olsalar da, maalesef bu haklarını hiçbir kısıtlama olmadan kullanmaları uzun, sancılı, zorlu ve bedellerle dolu bir mücadeleyi gerekli kılmıştır.

Burada şu gerçeği büyük bir gururla ifade etmek arzusundayım: Türkiye, kadın hakları konusunda kelimenin tam manasıyla altın yıllarını bizim dönemimizde yaşıyor. Yıllarca bu meselenin edebiyatını yapanlar hiçbir adım atmazken biz, hanım kardeşlerimizin sosyal hayatta, kamuda, ticarette ve en önemlisi siyasette hak ettikleri yere gelmeleri için yoğun bir gayret içindeyiz.

Bunu son 23 yılın rakamlarına göz attığınızda zaten görüyorsunuz. Göreve geldiğimizde kadınların iş gücüne katılım oranı %27,9’du.

Gerçek Gündem



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Çiçek Otlu'nun sağlık durumuna ilişkin yeni gelişme

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, beynindeki kitle nedeniyle Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu'nun sağlık durumuna ilişki...

Dilek İmamoğlu'ndan MHP ve AKP'ye 'TRT' sorusu

Aile Dayanışma Ağı’nın 28. buluşması, Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirildi. Tutuklu ailelerinin Silivri yolunda ve duruşma salonunda çektiği sıkıntıları örnekleriyle anlatan Dilek İmamoğl...


Akın Gürlek Duyurdu! HSK, Yargıtay İçin 8 Yeni Üye Seçti

Yargıtay’da görev süreleri dolan veya yaş haddinden emekliye ayrılan 16 üyenin ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Kurulu, 8 yeni üye seçimi gerçekleştirdi. Hakimler ve Savcı...

Özgür Özel: Demokrasi, bombalar yağdırılarak ithal edilemez

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün akşam düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı’na parti genel merkezinde çevrim içi olarak katıldı. İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enterna...


Bakan Uraloğlu Duyurdu: Türk Gemisi Hürmüz Boğazı'ndan Geçti!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında gözlerin çevrildiği Hürmüz Boğazı’ndan Türk sahipli ilk geminin geçtiğini söyledi. Uraloğlu...

TBMM’de süreçle ilgili 'bayram sonrası' hazırlığı

TBMM’de Ramazan Bayramı’ndan sonra süreç komisyonunun ortak raporunda öngörülen düzenlemelere ilişkin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında komisyondaki grup koordinatörlerinin ka...


Tokat'ta 5.5 büyüklüğünde deprem... Murat Kurum'dan açıklama geldi

Tokat'ın Niksar ilçesinde meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depreme ilişkin olarak şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk olmadığını belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mu...

CHP'li Gökan Zeybek'ten 'Ömer Günel' tepkisi: 'Gözaltının gerçek sebebi...'

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'in gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek "Gözaltının gerçek sebebi Kuşadası’nda AK Parti’nin esamesinin bile ok...


Dikkat çeken 'seçim' açıklaması... O tarihi işaret etti!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın Ortadoğu’daki savaşa karşı politikalarına ilişkin “Sorunumuz, Erdoğan’ın Trump’a ‘Sen bilirsin’ diyor olması. O yüzden hazırlıksız, öngörüsüz, kötü...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Murat Övüç için yeni karar

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç'ün "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada, sanığın tutukluluk halinin de...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Fazla uyku erken ölüm riskini yüzde 34 artırıyor

Bilim dünyası, uyku sağlığına dair yerleşik kanıları sarsan yeni bir araştırmaya imza attı. 13 Mart Dünya Uyku Günü öncesinde yayımlanan verilere göre, her gece 9 saatten fazla uyumak sanıldığı gibi dinlendirici değil; aksine erken ölüm riskini ciddi oranda yükselten bir alışkanlık.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR