Yukarı
443795

Girit’ten öteye geçen yalnız insanlar değil, hafızadır

11 Mart 2026 16:45

Mediha Selda Avcı, Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan bu ilk romanında, göçün yalnızca toprağı değil, insanın kalbini, evini ve belleğini de yerinden ettiğini anlatıyor.

Bazı romanlar vardır; daha ilk sayfalarda okura yalnızca bir hikâye değil, bir evin içini, bir dönemin ruhunu, bir ailenin taşıdığı görünmez yükü de duyurur. Mediha Selda Avcı’nın Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye… adlı romanı böyle açılıyor. Mübadele gibi tarihsel ağırlığı büyük bir kırılmayı, belgelerin ve resmî anlatıların soğuk yüzünden değil, hayatın içinden, gündelik olanın iç burkan ayrıntılarından anlatmayı seçiyor. Bu yüzden kitap, yalnızca geçmişe bakan bir dönem romanı değil; aile belleğinin içinde yıllarca dolaşan acıların da romanı hâline geliyor.

Romanın merkezinde Eleana var. Müslüman ve Hristiyan iki ailenin gençleri arasında yaşanan imkânsız bir aşkın istenmeyen çocuğu olarak dünyaya gelen Eleana, daha doğduğu anda hayatın sertliğiyle karşı karşıya kalıyor. Onun hikâyesi zamanla tek bir insanın kaderi olmaktan çıkıyor; ait olamamanın, dışarıda bırakılmanın, susarak büyümenin ve kendine bir yer açmaya çalışmanın hikâyesine dönüşüyor. Eleana, bu romanın yalnızca başkişisi değil; kendinden önce yaşanmış kırılmaların, bastırılmış duyguların ve kuşaklar boyunca taşınan eksikliğin de taşıyıcısı gibi duruyor.

Mediha Selda Avcı’nın romanı güçlü kılan yan, mübadelenin büyük tarihini küçük ayrıntılarda duyurabilmesi. Seccadenin astarına gizlenmiş bir dua, çeyiz sandıkları, mutfakta kaynayan yemekler, ev içindeki görünmez gerilimler, anneliğin yorgunluğu, komşu kapısından gelen sesler, kalabalık aile hayatının daralan nefesi… Bunların hiçbiri romanda süs olsun diye yer almıyor. Tam tersine, anlatının asıl yükünü bunlar taşıyor. Çünkü göç bazen yalnızca bir yerden ayrılmak değildir; bir evin düzeninin, bir sofranın tadının, bir mahallenin alışkanlıklarının, hatta insanın dünyaya bakışının da yerinden oynamasıdır. Roman tam da bunu hissettiriyor.

Kitabın ilk bölümlerinde kurulan aile dünyası ayrıca dikkat çekici. Nesibe, Bekir, Güzin Hanım, İhsan Bey ve çevrelerindeki hayatlar aracılığıyla yalnızca bir aileyi değil, bir yaşam biçimini görüyoruz. Kaynana ile gelin arasında gidip gelen o ince gerilim, ev içinde kimsenin yüksek sesle söylemediği hesaplaşmalar, sevginin yer yer kırgınlıkla, yorgunlukla, kıskançlıkla iç içe geçmesi romana sahicilik kazandırıyor. Özellikle kadın karakterlerin çizilişinde hissedilen sıcaklık önemli. Bu kadınlar yalnızca evin yükünü taşıyan figürler olarak kalmıyor; arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, içlerinden geçirdikleri ve sustuklarıyla birlikte yaşıyorlar. Romanın duygusal derinliği biraz da buradan güç alıyor.

Mediha Selda Avcı, Girit’te Müslümanlarla Rumların bir arada kurduğu hayatı da tek boyutlu bir nostaljiye düşmeden anlatıyor. Bayramlar, yortular, çocukluk arkadaşlıkları, karşılıklı ikramlar, aynı mahallede yan yana süren hayatlar… Bütün bunlar yaklaşan kopuşun ağırlığını daha da artırıyor. Çünkü kaybedilen şey yalnızca bir toprak parçası değil burada; birlikte yaşamanın dili, komşuluğun hafızası, gündelik hayatın kurulmuş dengesi de dağılıyor. Romanın hüznü biraz da bu ortak dünyanın sessizce çözülüşünden geliyor.

Eleana’nın hikâyesi romanın merkezinde dursa da anlatı tek bir hayat çevresinde daralmıyor. Onun yolu üzerinde beliren insanlar, aile geçmişinin bıraktığı gölgeler ve karşılaşmaların açtığı yeni yarıklar romanı daha geniş bir insanlık hâline açıyor. Burada çaresizlik kadar direnme gücü de var; kırgınlık kadar hayata tutunma isteği de. Romanın dikkat çekici taraflarından biri de umut duygusunu büyük sözlerle kurmaması. Umut burada daha çok, insanın bütün eksikliklere rağmen yeniden ayağa kalkmasında, yeniden bağ kurmayı denemesinde, yaralı da olsa yoluna devam etmesinde beliriyor. Bu da metne gösterişsiz ama etkili bir duygu veriyor.

Yazarın dili yer yer anlatıcı bir sıcaklık taşıyor. Özellikle ev içi sahnelerde, aile bireyleri arasındaki ilişkilerde ve gündelik hayatın akışında bu sıcaklık belirginleşiyor. Romanı okurken insanın aklında yalnızca olaylar kalmıyor; bir iklim kalıyor. Daralan evler, büyüyen çocuklar, gençliğin içte kalan hevesleri, annelerin tükenişi, erkeklerin omuzlarına çöken sorumluluk, komşuluğun sıcaklığı ve yaklaşan kaybın ağır gölgesi… Bu duygu iklimi, kitabın hafızada yer etmesini sağlayan temel şeylerden biri.

Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye…, ilk roman olmasına karşın sahici bir duygunun peşine düşüyor. Mübadeleyi bir tarih başlığı olarak bırakmıyor; onu evin içine, insanın kalbine, aile ilişkilerine ve kuşaktan kuşağa taşınan eksikliğe yerleştiriyor. Roman bittiğinde geriye yalnızca anlatılan olaylar kalmıyor; taşınamayan eşyalar, söylenemeyen sözler, yarım kalmış sevdalar ve içte büyüyen gurbet duygusu da kalıyor.

Mediha Selda Avcı, Remzi Kitabevi etiketiyle yayımlanan bu ilk romanında, mübadelenin büyük tarihini insan ölçeğine indiriyor. Orada, hayatın içinden gelen ayrıntılarla büyüyen, yer yer hüzünlenen, yer yer insanın içine işleyen bir anlatı kuruyor. Belki de kitabın asıl gücü burada. Çünkü bazı göçler, bir vapurla, bir tren yolculuğuyla, bir sınır çizgisiyle bitmez. İnsanın içinde sürer. Bir bakışta, bir eksiklikte, bir susuşta yeniden ortaya çıkar. Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye… tam da bu uzun iç sızısını görünür kılan bir roman.

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

15 yıl sonra aynı projede bir araya geliyorlar!

Muhteşem Yüzyıl dizisinin başrol oyuncuları Meryem Uzerli ve Halit Ergenç, bu defa sinema projesi için bir araya geliyor. 15 yıl sonra aynı projede yer almaya hazırlanan Uzerli ve Ergenç'...

Antalya Devlet Opera ve Balesi 'Giselle' balesini sahneleyecek

Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından "Giselle" balesi bu sezon ilk kez sahnelenecek. Antalya DOB'dan yapılan açıklamaya göre, romantik bale türünün önemli eserlerinden "Giselle", 12 ...


Cem Sezgin'den yeni sergi: Zamansız

Cem Sezgin, sanatla kurduğu kişisel bağını bu kez “Zamansız” adlı üçüncü kişisel resim sergisiyle sanatseverlerle buluşturuyor. Cem Sezgin’in yaşamın temposuna adeta meydan okuyarak ürett...

Kadın temsiline sanatla itiraz

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Basmane’deki tarihi Bıçakçı Han’da açılan “İmgeye İtiraz” sergisi, 35 sanatçının eserleriyle kadın temsili ve toplumsal cinsiyet kalıplarını sor...


İBB Şehir Tiyatroları sahnelerinde kadınların sesi yükseldi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçıları tarafından sahnelenen okuma tiyatrosu “Güçlenme Anlatıları-Dayanışma İçin” ve “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunu 8 Mart Dü...

3. Ankara Mandolin Festivali başlıyor

Ankara, 14-15 Mart tarihlerinde mandolinin büyülü dünyasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Köy Enstitüleri mirasını ve çok sesli müzik kültürünü yaşatmayı hedefleyen 3. Ankara Mandoli...


İzmir Şehir Tiyatroları Torbalı’da

İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT), sanatı şehrin her köşesine taşıma vizyonu kapsamında düzenlediği turne programına Torbalı ile devam etti. Cervantes’in ölümsüz eser...

Büyük şairlerin izinde aşk ve direniş

Bornova Belediyesi’nin düzenlediği Kent Söyleşileri’nin şubat ayı konuğu şair ve yazar Aydın Şimşek oldu. Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirilen “Büyük ...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Serenay Sarıkaya’ya Vergi Ödülü!

Vergi Haftası kapsamında ünlü oyuncu Serenay Sarıkaya’ya, vergi yükümlülüklerini düzenli ve zamanında yerine getirdiği için teşekkür belgesi verildi. Sarıkaya, gönüllü uyum seviyesi yükse...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Her 6 kişiden biri 'sessiz katil' ile yaşıyor!

Dünyanın, bilimsel literatürde ‘Yalnızlık Salgını’ (Loneliness Epidemic) olarak tanımlanan, sessiz ama etkisi çok derin bir salgınla karşı karşıya olduğunu belirten Doç. Dr. Berke Kırıkkanat, “Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik” dedi. Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu da, yalnızlığın klinik etkilerinin artık görmezden gelinemeyecek düzeyde olduğunu ifade etti.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR