Yukarı
451660

Ali Öz, 10 yılda 50 bin kareyle Tarlabaşı'nı belgeledi

25 Temmuz 2026 10:16

Belgesel fotoğraf sanatçısı Ali Öz'ün yaklaşık 10 yıl boyunca Tarlabaşı'nda çektiği 50 bin fotoğraftan oluşan "Tarlabaşı-Kayıp Şehir" yeniden yayımlandı. Öz, çalışmasının amacını "Tarihe dipnot düşmek ve kentin hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak" sözleriyle anlattı.

İlk baskısı bir yılda tükenen ve İskenderiye Kütüphanesi’nin koleksiyonuna giren “Tarlabaşı-Kayıp Şehir”, belgesel fotoğraf sanatçısı Ali Öz’ün bir çalışması. Öz’ün, yaklaşık on yıl boyunca Tarlabaşı’nın sokaklarında yaşayarak tamamladığı çalışma, yalnızca bir fotoğraf albümü değil; İstanbul’un yakın tarihine bırakılmış görsel bir hafıza niteliği de taşıyor.

Sanatçı bu süreçte yaklaşık 50 bin fotoğraf çekerek bir semtin yok oluşunu ve orada yaşayan insanların yaşamlarını belgeledi. Ali Öz, kitabın ortaya çıkış nedenini şu sözlerle anlatıyor: “Amacım hiçbir zaman rant sağlamak olmadı. Tek isteğim burada yaşanan hayatı gelecek kuşaklara belge olarak bırakmak; tarihe bir dipnot düşmekti.”

‘TARİHE DİPNOT DÜŞMEK’ 

Kitabın, artık büyük ölçüde kaybolmuş bir mahallenin, orada yaşamış binlerce insanın, umutlarının, acılarının ve gündelik hayatlarının tanıklığı olduğunun altını çizen Öz, “Yaklaşık on yıl boyunca Tarlabaşı’nın sokaklarında dolaştım. Sabahın ilk ışığında da oradaydım, gecenin en karanlık saatlerinde de... Bazen bir düğüne tanıklık ettim, bazen bir cenazeye. Bazen çocukların oyunlarına, bazen de yıkılan evlerin sessizliğine...” diyor.

Bu süreçte yaklaşık 50 bin fotoğraf çeken Öz, her karede tek bir amacının olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Tarihe dipnot düşmek. Çünkü biliyordum ki bir gün bu sokakların büyük bölümü artık olmayacaktı. İlk baskıyı yayımladığımızda doğrusu bu kadar büyük ilgi göreceğini tahmin etmiyordum. Kitap kısa sürede tükendi. Yıllar boyunca yüzlerce insan bana aynı soruyu sordu: ‘Bu kitabı yeniden ne zaman basacaksınız?’ Ne yazık ki uzun yıllar buna ‘Şimdilik mümkün değil’ demek zorunda kaldım. Bugün ise büyük bir mutlulukla bu soruya cevap verebiliyorum. Evet... Tarlabaşı yeniden aramızda. Bu yeniden doğuş, sadece benim çabamla gerçekleşmedi. Burada özellikle teşekkür etmek istediğim bir kurum var. MAST Enerji Teknoloji AŞ. Bir şirketin yalnızca üretime değil, kültüre ve toplumsal hafızaya da yatırım yapmasının ne kadar kıymetli olduğunu bu projede bir kez daha gördük” diyor.

Image

 

Kitaplardan elde edilecek gelirin yeni belgesel projeleri için kullanacağını söyleyen Öz, “Çünkü inanıyorum ki belgesel fotoğraf yalnızca geçmişi anlatmaz. Toplumun vicdanını da diri tutar. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Kentler yalnızca binalardan oluşmaz. Kentleri insanlar yaşatır. İnsanlar unutulduğunda, şehirler de hafızalarını kaybeder. ‘Tarlabaşı-Kayıp Şehir’, işte bu hafızayı korumak için hazırlanmış bir kitaptır” diyor.

Hiçbir zaman fotoğrafın peşinden değil aslında insanın peşinden koştuğunu vurgulayan Öz, bunu şöyle açıklıyor: “Çünkü insanın olduğu yerde sevinç de vardı, acı da, adaletsizlik de, umut da... Kırk beş yıl boyunca objektifimi hep insana çevirdim. Fotoğraf benim için estetikten önce vicdandı; haberden önce tanıklıktı. Bugün geriye dönüp baktığımda en büyük mutluluğum, çektiğim fotoğrafların bir dönemin hafızasına dönüşmüş olmasıdır” diyor.

‘İNSAN ONURU...’

Fotoğraf sanatçısı “neden fotoğraf çektim?” sorusuna ise şöyle cevap veriyor: “Kırk beş yıl önce elime aldığım fotoğraf makinesi benim için hiçbir zaman yalnızca bir araç olmadı. O, insanların hikâyelerine açılan bir kapıydı. Hayatım boyunca kolay olanı seçmedim. Savaşların gölgesinde kaldım. Darbeleri, grevleri, yoksulluğu, göçleri, depremleri, sokakları, direnişleri ve unutulmaya bırakılan hayatları fotoğrafladım. Çünkü ben, tarihin yalnızca kazananlar tarafından yazılmasına hiçbir zaman inanmadım. Fotoğraf makinemi hep sesi duyulmayan insanlara çevirdim. Bir çocuğun bakışına... Bir işçinin nasırlı ellerine... Bir annenin sessiz bekleyişine... Bir mültecinin yorgun yüzüne...Yıkılmak üzere olan bir mahallenin son ışıklarına... Benim için fotoğraf, güzel görüntüler üretme sanatı olmadı. Fotoğraf, insanın onurunu koruma çabasıydı” diyor.

Bugün yeniden yayımlanan “Tarlabaşı-Kayıp Şehir”inde bu anlayışın ürünü olduğunun altını çizen Öz, “Eğer bugün geriye dönüp baktığımda huzurluysam, bunun nedeni çok ödül almak değil; çektiğim fotoğrafların yıllar sonra bile insanlara dokunabiliyor olmasıdır. Fotoğrafın gerçek değeri de sanırım burada saklıdır” diyor.

Cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü'nün sahipleri belirlendi

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Gülriz Sururi’nin bağışlarıyla yaşama geçirilen ve sahne sanatlarında yenilikçi ve sürdürülebilir üretimleri desteklemeyi amaçlayan Gülriz Su...

Fantasistanbul, 10 filmlik seçkisiyle sinemaseverle buluşacak

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Fantastik Film Festivali “Fantasistanbul”, İBB Beyoğlu Sineması’nda yapılan basın toplantısıyla başladı; 28 Temmuz’a kadar sürecek festivalde Beyoğlu S...


Sinemalarda bu hafta: 6 yeni film vizyona girecek

Sinema salonlarında bu hafta 6 yeni film vizyona girecek. Dikkati çeken yapımlar arasında, gerilim ve korku türündeki "Pinokyo: Kanlı Masal" yer alıyor. Geppetto, torunu James'i Pinokyo a...

Zengin seramik geleneğimiz yeniden keşfediliyor

Kaleseramik’in ana destekçisi olduğu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Seramikleri Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi (ÇASEM) ve Çanakkale Belediyesi işbirliğiyle 7 Ağu...


Chadwick Boseman'ın ölümünden altı yıl sonra miras kavgası

'Black Panther' filmiyle hafızalara kazınan ve 2020 yılında yaşamını yitiren aktör Chadwick Boseman'ın ailesi, oyuncunun eşi Taylor Simone Ledward'a miras davası açtı. Kardeşleri Derrick ...

'Obsession' filmi sosyal medyada tartışma yarattı

Gişede büyük ilgi gören "Obsession", yalnızca sürükleyici hikâyesiyle değil, modern ilişkilerde sevgi ve takıntı arasındaki ince çizgiyi tartışmaya açmasıyla da dikkat çekiyor. Film, izle...


Unutulmaktan korkup, Artemis Tapınağı'nı yakan Herostratus kimdir?

Birçok yerde dünyanın ilk teröristi olarak anılan Yunanlı Herostratus, isminin unutulmaması adına Artemis Tapınağı'nı yakmıştır. Efes'teki Artemis Tapınağı'nı hedef alarak kundaklayan Her...

Çankaya'da “Açık Hava Sinema Günleri” başlıyor

Çankaya Belediyesi'nin geleneksel hale gelen "Açık Hava Sinema Günleri" etkinliği, bu yıl da sevilen filmlerle yaz akşamlarını renklendirmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda ilçenin farklı maha...


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Acun Ilıcalı'nın Acı Günü: 'Hep Kalbimde Yaşayacaksın'

Acun Ilıcalı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla teyzesi Hülya Hanım'ın hayatını kaybettiğini duyurdu. Ilıcalı, "Hayatımda gördüğüm en pozitif insanı kaybettik. Hep kalbimde yaşay...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Deniz suyu sıcaklığı enfeksiyon riskini artırıyor

NKÜ Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Doğan, deniz ve havuzda uzun süre kalmanın, su yutmanın ve kaynağı belirsiz buz tüketmenin ishal, bulantı ve kusma riskini artırdığını söyledi. Doğan, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve kronik hastalığı bulunanların belirtiler karşısında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurguladı.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR