Yukarı
59148

Bizden Olmayanlara Gettolar Yapılsın

23 Aralık 2011 07:41

Yeni Şafak gazetesi yazarı Prof.Dr. Hayrettin Karaman'ın dün yazdığı “Tahammül mü hoş görmek mi'' başlıklı yazısı İslami kesim tarafından eleştirilmişti.Karaman, yazısında “Müslüman gibi yaşamayanlar için özel bölgeler yapılmasından” söz etti”.

Karaman'ın bu yazısına gelen tepkiler ise şöyle:

Prof. Dr. Süleyman Ateş (Eski Diyanet İşleri Başkanı)

  “Yazarın söylediği ıslah etme, engelleme ya da ayrı mekanlar tahsis etme İslam devletinde olur. Laik devlette yazarın ifade şekliyle bir müdahale olamaz çünkü devlet din kurallarıyla yönetilmez. Devlet tüm dinlere ve inanışlara aynı mesafededir ve kişiler inançlarında kendi vicdanlarıyla baş başadır. Ancak elbette eşcinsel ilişki içinde olan, nikahsız yaşan ya da içki içen kişiye karşı Müslümanlar hoşgörü göstermezler; daha doğrusu tasvip etmezler. Ancak bu müdahale edilmesi anlamına gelmez ve herkesin günahı kendisine aittir.”

Prof. Dr. Saim Yeprem (Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı)

“Her Müslüman’ın sorumlulukları Kuran’da ve Peygamberimizin sahih sünnetinde açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar Kuran’a ve Peygamberimizin sünnetine uymak zorundadır. Ancak bir toplumda farklı yaşamların da yaşam hakkı vardır. Onlarla birlikte yaşamak bir vakadır. Müslüman o insanları toplumdan ihraç edemez ancak tahammül ederek beraber yaşamayı kabullenir. İslam’ın açıkça yasakladıkları hoş görülemez. Ancak bir Müslüman müdahale edemez. Toplumun yapısına göre değişiklik göstermek şartıyla her toplumda birey değil devlet ıslah görevini üstlenir. ”

Prof. Dr. Beyza Bilgin (Ankara Üni. İlahiyat Fakültesi )

“Peygamberimizin zamanında da toplumdan farklı olan farklı cinsel tercihleri olanlar vardı. Fakat şimdiki gibi kendilerini açığa çıkartmıyorlardı. Nikahsız yaşayanların, eşcinsellerin ve toplumdan farklı kimliklerdeki bireylerin evlerini başka bir yere taşımak fikrine katılmıyorum. Zenginleri ne yapacaklar? Bugün ünlülerin yarısından çoğu evli olmadığı halde aynı evde sevgilisiyle kalıyor, eşcinsel ünlüler de var o yüzden onları farklı bir yere taşımak fikri olası değil. İnsanlar hürdür, kimse karışamaz, nikahlı olmadan dost hayatı yaşamaya karşı kanun bir şey söylemiyor. Fakat söylemiyor diye bu şekilde bir hayatı onaylıyoruz anlamına gelmemeli. Tahammül etmek de hoş görmek anlamına gelir. İslami görüş, eşcinsele, dışarıda içki içene, nikahsız yaşayana hoşgörüyle bakar fakat memnuniyetle değil, onlara katlanarak hoş görmeye çalışır.”

Prof. Dr. Sosyolog Nilüfer Narlı (Bahçeşehir Üni.)

“Bu yorum beni çok şaşırtmadı. Çünkü Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in yaptığı Türkiye üzerine yapılan değerler araştırmasına göre, Türkiye’de insanlar kendilerinden farklı yaşam tarzı, din ve gelenekleri paylaşan insanlara yakın olmak istemiyor. Türkiye‘de pek çok kişi Yahudi komşu istemiyor, eşcinsellerle aynı yerde olmak istemiyor gibi. İnsanların çoğu kendinden farklı olana uzak duruyor. Hayrettin Karaman’ın yazmış olduğu yazı da bu araştırmanın bir yansıması olmuş. Yazıda geçen yorumda Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına hoşgörü değil, tahammül olduğu geçiyor. Hoşgörü de zaten bir tahammül var. “Sen benden farklısın ama kabul ediyorum” yaklaşımı var. Bu kelime bir farklılığı hoş görmeyi ifade eder. Türkiye’deki azınlıklar da bundan yola çıkarak “Bizler hoş görülmek istemiyoruz, eşit vatandaş olarak kabul görmek istiyoruz” diyorlar. Tahammül de ise farklı olanın varlığından duyulan rahatsızlık ön planda. Yani hem mecburiyet, hem de acı çekme kendini gösteriyor”

Abdurrahman Dilipak (Yazar)

“Daha önce Babür Şah döneminde Müslümanlar Hindistan’ı yüzyıllarca yönetti. Hindistan’da Hindular ineğe taparken Müslümanlar kurban ediyordu. Hindular ve Müslümanların mahalleri ayrıldı ve Müslümanlara Hindu mahallesinde inek kesmek yasaklandı. Herkes kendi lokal alanında daha özgür ve barış içinde yaşadılar. Bu önlem toplumun bir parçasını toplumdan dışlama değildir. Evet, içki içen, eşcinsel ilişki kuran ya da nikahsız yaşayan insanlara Müslümanlar hoşgörü gösteremez ancak tahammül eder. ”
HAYRETTİN KARAMAN'IN O YAZISI:

Tahammül mü hoş görmek mi?

Bir Müslüman imkanlar ve şartlar elverdiği takdirde İslam ahkâm ahlak ve âdâbının hakim olduğu, kimsenin aleni olarak bunları çiğneyemediği bir toplumda yaşamak ister. Yine imkan bulduğunda, şartlar müsait olduğunda, düzelteyim derken bozma ihtimali bulunmadığında, daha büyük sakınca doğurmadığında her Müslüman, aleni (açıkça, kamuya açık yerde) dine, ahlaka, âdâba aykırı bir davranışa -engellemek veya ıslah etmek maksadıyla- müdahale etmekle yükümlüdür.

İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler; ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse -İslam toplumunda- "onların aykırı filleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur.

Bir Müslüman yukarıda özetlediğim imkanlardan mahrum ise, çok dinli, çok kültürlü, çok ahlak anlayışlı bir toplum içinde yaşamak durumunda kalmış ise ne yapacaktır?

Şartlar müdahaleye ve düzeltmeye müsait olmadığına göre bunu yapamayacaktır.

Şartlar, ötekilerden ayrı bir mekana yerleşip orada kendi inancına göre yaşamaya elverişli değilse bunu da yapamayacaktır.

Geriye beraber, yan yana yaşama şıkkı kalıyor.

Şimdi bir apartmanda, bir sokakta, bir mahallede eşcinselinden sarhoşuna, nikahsız birlikte yaşayanından (zina edenlerden) kumarcısına, Müslümanları sevmeyenlerden düşmanına, sokakta sevişenden çıplağına... kadar birçok insanla yan yana yaşıyoruz. Peki dindar Müslümanların bu insanlara karşı iç ve dış tavırları ne olacaktır?

İç tavırdan başlayalım:

Müslüman bu davranışları asla beğenemez, bu fiillerden nefret eder, imkan bulsa düzeltme ve engelleme niyetini muhafaza eder.

Dış tavır olarak da dine, ahlaka ve âdâba aykırı davranışı çekinmeden, gözünün içine baka baka, meydan okurcasına sergileyen insanlara cesaret verecek, davranışlarını meşrulaştıracak tavırlardan sakınır. Onlar kötü halleri içinde iken en azından tebessümünü esirger.

Durum böyle olunca çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla "hoşgörü" değil, "tahammül" diyorum.

Bu yazıma tepki gösterecekler, "bu ayrımcı, bölücü, birlik ve beraberliği zedeleyici" bir yazı diyecekler olacak; bunu biliyorum. Ama bir Müslüman, farklı olanlarla arasındaki farkın "farkında olmak" mecburiyetindedir ve dindarlık bakımından en önemli tehlike bu "farkında oluşun" ortadan kalkmasıdır. Şartlar öyle getirdiği için farklılığa tahammül ederek, kimsenin -düzen tarafından verilmiş- hak ve hürriyetine müdahale etmeden yaşamak başkadır, hoş olmayanı hoş görmek başkadır.



Yorumlar

  • Bu nasıl bir aydın ki, bir hoşgörü dinini, faşist ideolojilere benzetiyor.Böyle bir uygulamanın başlaması avrupayı da asyayı da afrikayı da saracak olsa, bakın görün 3. dünya savaşını. Müslümanlık cahillerin elinde küçük düşürülmemeli.
    sparta
    20 Ekim 2016 02:05

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Savaşa ve NATO’ya karşı harekete geçiyorlar

Ankara'da yapılması planlanan NATO zirvesi öncesinde aydınlar "Emperyalist saldırganlığa ve NATO'ya hayır!" başlıklı bir çağrı metni hazırladı, taleplerini sıraladı. Temmuz ayında Ankara'...

Süper El Nino Alarmı! Kavurucu Sıcaklar Geliyor!

2026 yazı için alarm verildi. El Nino ihtimalinin yüzde 62’ye çıkmasıyla birlikte Türkiye’de aşırı sıcaklar, orman yangınları ve kuraklık riski artarken; Meteoroloji’nin 34 il için yaptığ...


Bedelli askerlik 417 bin TL oldu: Torba yasa TBMM’de kabul edildi

Bedelli askerlik ücretinin ne kadar olduğu araştırılıyor. Peki, bedelli askerliğe zam mı geldi? Bedelli ne kadar oldu? Bedelli askerlik ücretini içeren torba kanun teklifi, TBMM Genel Kur...

Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında yeni karar

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında tutukluluğunun devamına karar verildi. 6 Şubat tarihinde uyuşturucu soruşturması kapsamında tutu...


CHP'nin yeni miting adresi Bursa oldu: 'Mustafa Bozbey'e hep birlikte sahip çıkıyoruz'

CHP, Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde "Bursa iradesine sahip çıkıyor" başlığı ile yarın Bursa'da miting düzenleyecek. CHP, "Bursa İradesine Sahip Çıkıyor" başlığı ile yarın (3 Nisan C...

Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısı: DEM Parti'den yanıt geldi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısına ilişkin, "Seçim tartışmaları Merkez Yürütme Kurulu’muzun gündeminde değil" dedi. Doğan, "Muhalefette...


Ümit Özdağ, Tanju Özcan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyareti sonrasında yaptığı açıklamada, "O beni Silivri'de ziyaret etmişti. ...

''Kesikköprü Hattı’nı bir yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz''

ABB Başkanı Mansur Yavaş, "Ankara'nın Geleceğine Yatırım Yapıyoruz" programında "ASKİ’nin kendi dereleri dışına çıkmadan çalışmasını ve bütçeyi de gördünüz en az bütçeyle en fazla işi yap...


MSB'den 'NATO karargâhları' tartışmalarına açıklama geldi

İstanbul Boğazı'nda kurulacak Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana'da kurulacak Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında kamuoyunda tartışılan iddialara yanıt veren MSB, ''Bölgesel sahiplik ilke...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Doğukan Güngör'ün yeni adresi belli oldu

Kızılcık Şerbeti’nden ayrılan Doğukan Güngör’ün yeni projesi belli oldu; oyuncu, Kanal D’de yayınlanacak “Haysiyet” dizisiyle anlaştı. Kızılcık Şerbeti’nden ayrılmasıyla gündeme gelen Doğ...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR