Yukarı
59546

Padişahlık Yetkisi ve Ranta Özel Bakanlık

23 Aralık 2011 07:52

ARTIK OYLAMA DA YAPILMAYACAK

Hükümet Meclis ve kamuoyu denetiminden kaçmanın bir aracı olan yetkiyi aldıktan sonra, bu yetki ile birlikte burjuva parlamentosunun görünürdeki “indir-kaldırlık” işlevine de gerek duymadan “Kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak” gerekçesiyle iktidarını sağlamlaştırmak üzere mevcut bakanlıkları birleştirme, kaldırma, yeni bakanlıklar kurma çalışmalarına vakit geçirmeden başladı.

İlk olarak seçim öncesinde, Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı olarak kurulacağı açıklanan bakanlık yeni hükümet kuruluşunda iki ayrı bakanlık olarak yapılandırıldı. Bölünme sonucu oluşturulan iki bakanlıktan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imar yetkilerinin gereksizce genişletilmesinin ardından bakanlık görevine de Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı olduğu dönemde adı arazi rantı yaratmayla gündeme gelen Erdoğan Bayraktar’ın getirilmesi hesapların büyük olduğunun ve iktidarın seçim öncesinde Meclis gündemine getirilen bir dizi yasa tasarısı ve AKP’li milletvekillerinin yasa önerileriyle imar talanında elini rahatlatacak düzenlemelere hazırlandığının işaretini veriyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni kurduğu kabinede değişiklik yaparak, Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı’nı Çevre ve Şehircilik ile Orman ve Su İşleri bakanlıkları olmak üzere ikiye ayırdı.

BAKANLIĞIN YETKİSİ GENİŞLETİLDİ

Kanun yapma tekniğine tümüyle aykırı biçimde, hiçbir kamu kurumunun, sivil toplum örgütünün, meslek odalarının, muhalefet partilerinin görüşleri alınmadan, TBMM komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda tartışılmadan, kapalı kapılar arkasında hazırlanan Kanun Hükmünde Kararnameler ile gerçekleştirilmeye çalışılan bakanlık birleştirme ve görev tanımlamalarına ilişkin süreçte yaşanan olumsuzluklar, birbiri ardına kararnamelerin çıkarılmasına neden olmuş yapılan son dakika değişikliğiyle imar işlerinden sorumlu olacak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetkileri önceki bakanlığa göre ciddi oranda genişletilmiştir. Tabi ki Bakanlığın yetki alanına mevcutların yanı sıra, “mülkiyeti kamuya ait olan arsa ve araziler üzerinde yapılacak yapılar” da eklenerek yeni bakanlığın, yetkisindeki alanlarda plan değişikliklerini resen belirleyebilmesine, yerel yönetimlere görüş sorma zaruretinin ortadan kalkmasına ve yerel yönetimlerin ruhsatlandırmasa bile yaptığı değişiklikleri iki ay içinde doğrudan yürürlüğe sokmasına imkan verilmiştir.

EN BÜYÜK RANT AKTARMA OPERASYONU

Kararname ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetki alanına, tüm korunması gerekli doğa alanları ve tabiat varlıkları katılmış, Bakanlık, özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları ve tabiatı koruma alanlarının yanı sıra doğal sit alanlarının da sorumluluğunu üstlenmiştir. Bu konuda yapılan düzenlemelere bütün olarak bakıldığında, gelecek nesiller adına korunması gereken bu alanlara yönelik “planlama” adı altında gerçekleştirilecek düzenlemelerin endişe verici olduğu görülmektedir. HES projelerini az da olsa engellediği düşünülen bugüne kadar “kısmen özerk” koruma kurulları tarafından “doğal SİT alanı” olarak tescil edilmiş ve korunabilmiş olan alanların geleceği tümüyle Çevre ve Şehircilik Bakanının ve yatırımcı şirketlerin inisiyatifine terk edilmektedir. Yapılan düzenleme ile doğal SİT alanları üzerinde başlatılan bu yeni sürecin, Türkiye tarihinin bugüne kadar gördüğü/göreceği en büyük rant aktarma operasyonu olacağı açıkça görünmektedir.

Yine bu Kararname ile İmar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle genel olarak ülkemizde planlamaya ve yapılaşmaya ilişkin kurallarda, kamu yararına, bütüncül planlama ve güvenli yapılaşma ilkelerine aykırı düzenlemeler gerçekleştirilmiş, plansız ve ruhsatsız yapılaşmaların ülke çapında yaygınlaşmasına neden olacak somut adımlar atılmıştır. İmar Kanunu’nda yapılan diğer bazı değişikliklerle de, tarım alanlarında, meralarda, yaylalarda talan ve yapılaşmanın önü açılmıştır. Özellikle kıyı şeridindeki köy yerleşim alanları ve çevreleri tarım arazilerinin özellikleri dikkate alınmaksızın tümüyle ranta açılacak; nitelikli tarım arazilerinin üzerine serbestçe lüks konutlar ve turistik tesisler kurulabilecektir.

DEPREMDEN DAHA YIKICI

Yapı Denetim Kanunu’nda yapılan değişiklikle de ülkemizde denetim dışı bırakılan yapıların sayısı, türü ve dağılımında önemli değişimler yaşanmıştır. Yapılan düzenleme ile ülkemizdeki tüm köylerin yanı sıra, belediyelerin yaklaşık olarak yüzde 70’ini oluşturan, nüfusu 5000 kişinin altındaki belediyelerin sınırları içinde ve mücavir alanlarındaki yapılaşmalar da yapı denetim sistemi dışına çıkarılmıştır. Bu haliyle yapılan düzenleme, teknik eleman açısından son derece yetersiz olan bu yerleşmelerde, yapı güvenliği açısından, sonuçları önümüzdeki yıllarda acı biçimde ortaya çıkacak çok önemli bir gerileme anlamına gelmektedir. 1999 yılında gerçekleşen ve ülkemizin yaşadığı en büyük afetlerden biri olan Gölcük Depreminin 12. Yıldönümünde 17 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 648 sayılı Kararname, olası sonuçları açısından, 1999 depreminden çok daha büyük kayıplara, acılara ve daha yıkıcı etkilere neden olabilecek bir niteliğe sahiptir.

Hükümet bu kararname ile bir taşla birden fazla kuşu hedef almıştır. TMMOB ve bağlı meslek odaları bugüne kadar ülkemizde kamu yararına verilen pek çok mücadeleden başarıyla çıkmıştır. Dolayısıyla meslek odaları, kâr alanı sıkışmış sermayeye doğal varlıkları servis etmeye kalkan siyasi iktidarların en çekindiği örgüt konumundadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü`ne “mimarlık ve mühendislik meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatı hazırlamak ve bunları denetlemek” görevinin verilmiş olması, meslek odaları ile bu Bakanlık arasında hiyerarşik bir ilişki yaratılarak, kamu yararına verilen mücadelenin zayıflatılmak istenmesi anlamına gelmektedir. Kısacası, TMMOB etkisizleştirilmek-yok edilmek istenmektedir.

ORTAK TUTUM ALINMALI

Kararname ile sınırları tüm Türkiye olan, merkezi konumda bir “Belediye” ya da ikinci bir “TOKİ” olmaya niyetlenen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, tanımlanan yetkilere yönelik yeni düzeltmeler yapılmaması durumunda, sınır tanımayan yetkileriyle kısa sürede kontrol edilemez bir İmar Krallığı’na dönüşebilecektir. Planlamanın, kontrollü, denetimli ve ruhsatlı yapılaşmanın dışlanmasının yanı sıra, ülkemizin rant baskısı altında direnen doğal ve kültürel değerlerinin de gözden çıkarılması anlamına gelen düzenlemeler, hiç zaman kaybetmeden geri alınmalıdır.

Bunu sağlamak için ise, insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan akademisyenler, meslek odaları, sendikalar, siyasi partiler vs gibi demokratik kitle örgütleri, bu uygulamalara karşı, ortak bir tutum almalıdırlar.



Yorumlar

  • Çok çalışın sizinde olur.
    Necip
    20 Ekim 2016 02:06

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Savaşa ve NATO’ya karşı harekete geçiyorlar

Ankara'da yapılması planlanan NATO zirvesi öncesinde aydınlar "Emperyalist saldırganlığa ve NATO'ya hayır!" başlıklı bir çağrı metni hazırladı, taleplerini sıraladı. Temmuz ayında Ankara'...

Süper El Nino Alarmı! Kavurucu Sıcaklar Geliyor!

2026 yazı için alarm verildi. El Nino ihtimalinin yüzde 62’ye çıkmasıyla birlikte Türkiye’de aşırı sıcaklar, orman yangınları ve kuraklık riski artarken; Meteoroloji’nin 34 il için yaptığ...


Bedelli askerlik 417 bin TL oldu: Torba yasa TBMM’de kabul edildi

Bedelli askerlik ücretinin ne kadar olduğu araştırılıyor. Peki, bedelli askerliğe zam mı geldi? Bedelli ne kadar oldu? Bedelli askerlik ücretini içeren torba kanun teklifi, TBMM Genel Kur...

Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında yeni karar

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya hakkında tutukluluğunun devamına karar verildi. 6 Şubat tarihinde uyuşturucu soruşturması kapsamında tutu...


CHP'nin yeni miting adresi Bursa oldu: 'Mustafa Bozbey'e hep birlikte sahip çıkıyoruz'

CHP, Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde "Bursa iradesine sahip çıkıyor" başlığı ile yarın Bursa'da miting düzenleyecek. CHP, "Bursa İradesine Sahip Çıkıyor" başlığı ile yarın (3 Nisan C...

Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısı: DEM Parti'den yanıt geldi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısına ilişkin, "Seçim tartışmaları Merkez Yürütme Kurulu’muzun gündeminde değil" dedi. Doğan, "Muhalefette...


Ümit Özdağ, Tanju Özcan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyareti sonrasında yaptığı açıklamada, "O beni Silivri'de ziyaret etmişti. ...

''Kesikköprü Hattı’nı bir yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz''

ABB Başkanı Mansur Yavaş, "Ankara'nın Geleceğine Yatırım Yapıyoruz" programında "ASKİ’nin kendi dereleri dışına çıkmadan çalışmasını ve bütçeyi de gördünüz en az bütçeyle en fazla işi yap...


MSB'den 'NATO karargâhları' tartışmalarına açıklama geldi

İstanbul Boğazı'nda kurulacak Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana'da kurulacak Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında kamuoyunda tartışılan iddialara yanıt veren MSB, ''Bölgesel sahiplik ilke...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Doğukan Güngör'ün yeni adresi belli oldu

Kızılcık Şerbeti’nden ayrılan Doğukan Güngör’ün yeni projesi belli oldu; oyuncu, Kanal D’de yayınlanacak “Haysiyet” dizisiyle anlaştı. Kızılcık Şerbeti’nden ayrılmasıyla gündeme gelen Doğ...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’

Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR