- Bedelli askerlik 417 bin TL oldu: Torba yasa TBMM’de kabul edildi
- 'Bireysel başvuru ve adil yargılanma hakkı ihlal edildi!'
- Buca Belediye Başkanı Görkem Duman: “Ne eğildik, ne de bir adım geri attık”
- Ertuğrul Doğan'dan Uğurcan Çakır itirafı: 'Hayatımın en büyük şoku...'
- ABD-İsrail, İran'daki köprüye saldırdı: İran basını o listeyi yayımladı
Gettolaşmaya Karşı Bir Festival
Pembe Hayat Derneği'nin düzenlediği festival, LGBT (Lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylere yönelik ayrımcılığa dikkat çekerek, Türkiye'de 'kuir' sanatını tartışacak. Açılışı 'Zenne'yle yapılacak festivali, direktör Bilge Taş ve Pembe Hayat Genel Sekreteri, Transgender Europe Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Ördek ile konuştuk.
Festival fikri nasıl ortaya çıktı?
BİLGE TAŞ: Uçan Süpürge’de Uğur Yüksel’le çalışırken ‘Pembesiz Mavisiz’ adlı bir bölüm hazırlıyorduk. Bu bölümde LGBT temalı filmleri oluyordu. Kaos GL ve Pembe Hayat’la beraber sözel etkinlikli bölümler organize ettik. !f Ankara’da ‘108’ filminden sonra Pembe Hayat’tan arkadaşlarla üniversite öğrencilerinin buluştuğu bir söyleşi düzenledik. Kendi festivalimizi organize etme fikrimiz vardı. “Neden Pembe Hayat’la başlamayalım?” dedik. Pembe Hayat’taki arkadaşlarımız da sıcak baktılar ve bu festival için hazırlıklara giriştik.
Ülkemizde ‘kuir’ (queer) terimi kullanılmıyor, bilinmiyor. ‘Kuir’i tercih etmenizdeki etken nedir?
BİLGE TAŞ: Kuir, birçok imkânı içinde barındıran bir sözcük. Çıkışı itibariyle bir aşağılama olan bu sözcük aynı zamanda sizi, heteronormatif bir dünyadan ve kurallarından başka bir imkânlılık ve hazzın zeminine çekiyor.
Böyle bir işe kalkışırken en çok zorlandığınız şey ne oldu?
BİLGE TAŞ: İlk festivalimizi yaptığımız için zorlandık. Filmcilerin ve dağıtımcıların kurumsal anlamda tanıdığı bir festival değildik. İçeriği oluştururken belli bir dağılım yapmamız gerekiyordu. Festivalimizin karnaval havasında geçmesini arzuladık. Birçok etkinliğimiz var ama etkinlikler için sinema dışında bir yerimiz yok.
Bu mekânlar bize kapalı. Devlet desteği mümkün görünmüyordu ama belediyeden de mekân anlamında dahi olsa destek alamadık. Bu şekilde kültürel aktivite yapmak çok zor. Devletin destek verdiği kuruma, özel sektör daha kolay destek sağlıyor. Devlet kendi ahlakını toplumda yansıtıyor. Sermayenin ve devletin erkinin el ele oynadığı bu oyunda ‘kuir’ kavramına yer yok. Bize kucağını en çok Büyülü Fener Sineması açtı. Yardımcı olan ama logosunu kataloğa koymak istemeyenler oldu.
Türkiye’de ‘homofobi’, eşcinsel ve trans bireylere karşı ‘farkındalık’ sizce ne durumda?
KEMAL ÖRDEK: Türkiye ne yazık ki lezbiyen, gay, biseksüel ve trans (LGBT) bireylere yönelik ayrımcılık, nefret suçları, polis şiddeti ve toplumsal dışlanmanın etkili olduğu ülkelerden olmaya devam ediyor. LGBT bireyler istihdam, eğitim, barınma, sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılıkla karşılaşıyorlar ve aşağılanıyorlar. Toplumsal homofobi ve transfobi ciddi bir yoğunlukla devam ediyor.
Türkiye, Avrupa’daki 47 ülke arasında trans bireylere yönelik nefret cinayetlerinin en yoğun olduğu ülke. Yargı kurumları, LGBT bireylere yönelik işlenen suçlar konusunda mağdurları değil; failleri korumakta, cinayete maruz kalan trans veya eşcinsellerin katillerine ceza indirimleri verilmekte. Durum toplumsal anlamda, LGBT örgütlerin çabalarıyla yavaşça değişiyor olsa da, hükümet talep ettiğimiz LGBT’leri koruyacak yasa tasarılarında bizi dışarıda bırakıyor.
‘Kuir’ olgusu açısından Türkiye’de ironik durum söz konusu. Filmlerde ya da sahnede kadınsı hareketler sergileyenler seviliyor ama günlük hayatta karşılaşınca nefret ediliyor. Neden?
KEMAL ÖRDEK: Türkiye toplumu ikiyüzlü davranıyor. Sahnede Bülent Ersoy’u, Zeki Müren’i, Fatih Ürek’i, Aydın’ı ve Huysuz Virjin’i yıllarca alkışla ve övgüler yağdır sonra da ailenizde, sokakta bir LGBT aktiviste rastladığınızda onları aşağılayın, hakaret edin ve hatta “Bunların ölmesi gerek” deyin. Bunun tek bir ifadesi var: İkiyüzlülük. Bu havadan inen soyut bir durum değil; militarist, heteroseksist ve ataerkil sistem toplumu bu şekilde davranmaya itiyor.
KuirFest’in temel mesajı nedir?
BİLGE TAŞ: Mottomuz, “Gökkuşağının altında hepimize yer var!” düşüncesi. Kimsenin birbirini ötekileştirmediği ve hazzın rahatsızlığa feda edilmediği bir festival yaşamalarını istiyoruz. LGBT bireylerin gettolaşmasını kırmak istiyoruz. Sadece kendimizi güvende hissettiğimiz yerlerde yaşamak yerine, toplumun tamamının birlikte yaşayabildiği bir dünya hayal etmek istiyoruz. Bu dünyayı da hayal ederken sanatı ve sanatın getirdiği tartışmaları araç olarak kullanmayı umuyoruz.
Festivalin içeriğinde neler var?
BİLGE TAŞ: Açılışı ‘Zenne’ filmi ile yapıyoruz. Yönetmenler ve oyuncular Ankara’da olacak. Ümit Ünal’ın son filmi ‘Nar’ da tüm ekibin katılımıyla Ankara’da gala yapacak. ‘Gökkuşağının Altında’ bölümünde Almanya’dan Arjantin’e ödüllü LGBT filmleri ilk kez görücüye çıkıyor. KuirFest’in lezbiyen tarihinin öncü kadınlarına yer verdiği ‘L Tarih’ bölümünün ilk konuğu, 19. yüzyılda yaşamış lezbiyen şair Anne Lister.
Sappho’dan beri edebiyat dünyasında dillendirilmeyen kadın kadına aşkı yeniden sözcüklere döken Anne Lister’ın hayatı iki filme konu oluyor. Kanada’nın en önemli kuir festivali Reelout Queer Sinema ve Video Festivali’nin, Pembe Hayat KuirFest’e özel hazırlanan ‘Kanada’dan Kuir Bakış’ bölümünde Kanada’da kendini ‘kuir’ olarak tanımlayan kişilerin hikâyelerini bir araya getiren dört film var. Pembe Hayat KuirFest’e özel hazırlanan bir diğer konuk program ise Amsterdam’da düzenlenen TranScreen Film Festivali’nden geliyor. Bu bölümde Almanya, Amerika, Avustralya, Filipinler, Hollanda ve Kanada’dan 11 kısa film gösterilecek.
‘Kuir’ nedir?
Türkçeye ‘tuhaf, garip, ucube’ gibi kelimelerle çevrilebilecek, erkek eşcinsellere hakaret etmenin en meşhur ifadesi ‘ibne’de karşılık bulan kuir, 80’lerde eşcinselleri aşağılamak için kullanılan bir kavramdı. 90’lı yıllarda farklı cinsel kimlik ve yönelimlerden kişi ve grupların sahiplendiği kavram, günümüzde politik bir kimliği tarif ediyor.
Kuir teorinin esas meselesi, ne olduğu değil, neye karşı olduğuyla ilgilidir. Doğduğumuz günden itibaren cinsiyetimizle ilgili her türlü koda, öğretilenlere, bildiklerimize karşı çıkar. İçine doğduğumuz heteroseksist düzene ve heteronormatif ideolojiye, toplumun ‘normal’ saydığı her şeye saldırır. Cinsiyetler ve yönelimler arasındaki geçişliliğe inanır.
Kuir teorisi, heteronormatif ideolojiye ayak uydurmuş eşcinsellere ve translara da karşı çıkar. Politikadan sanata, heteroseksist ideolojinin içine yerleştiği pek çok alanda, zevk alma ve vermeyi engelleyen her türlü düşünce, kişi ve kurumla mücadele eder.
Yorum Ekle
Diğer Haberler
'Türkiye’nin zenginlikleri fotoğraflandı'
Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) uluslararası sergilerle dünyaya ve Kültür Yolları Festivalleri’yle kent meydanlarına taşıdığı Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri açıklandı....
23. Ankara Kitap Fuarı kapılarını açıyor
Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan 2026 Cuma günü ATO Congresium’da kapılarını açıyor. Kitapseverlerin heyecanla beklediği 23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan...
79. Cannes Film Festivali için geri sayım!
Dünya sinemasının en prestijli buluşma noktası olan Cannes Film Festivali, bu yıl 79’uncu kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Sinema tutkunlarının heyecanla beklediği 79. Cannes Film Fest...
Gökyüzünden Bakmak, Yeri Susturmak
VEKAM’da açılan Kuşbakışı Filistin, Filistin’in yalnızca tarihini değil, ona yöneltilen bakışın tarihini de görünür kılıyor. Haritalar, hava fotoğrafları, arşiv belgeleri, mitler, törenle...
Oyuncu Ramazan Tetik hayatını kaybetti!
'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından Ramazan Tetik, aort yırtılması sonucu yaşamını yitirdi. 31 yaşındaki oyuncunun bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacağı aktarıldı. Başrollerini...
'Satıcının Ölümü' sahnede: Willy’nin yolu...
Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” adlı eseri güçlü oyuncu kadrosu ve yalın sahne tasarımıyla sahneye taşındı. Oyunun işlediği ekonomik ve toplumsal trajedi dikkat çekerken, yüksek bilet ...
Burdur'daki 2000 Yıllık Medusa Mozaiği Ziyarete Açıldı
Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde yer alan ve dünyanın nadir antik eserleri arasında bulunan 2000 yıllık Medusa mozaiği kış aylarının bitmesinin ardından...
40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali: Bir Ankara senfonisi
Türkiye’nin en köklü ve prestijli kültür sanat etkinliklerinden biri olan Uluslararası Ankara Müzik Festivali, 40.yılını kutlamanın gururuyla Başkent’i yeniden müzikal bir bahar ile buluş...
Cem Yılmaz’dan Ayumi Takano ve Okan Çabalar sürprizi!
Türk sinemasının fenomen serisi G.O.R.A., dördüncü filmiyle geri dönmeye hazırlanırken oyuncu kadrosu da netleşiyor. Cem Yılmaz, merakla beklenen "GORA 4 GORA" filmine başarılı oyuncu Oka...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Mehmet Ali Erbil’in acı günü: Annesi Yurdagül Eken hayatını kaybetti
Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden 84 yaşındaki annesi Yurdagül Eken’in vefatıyla sarsıldı. Yakın zamanda kalça kemiği kırığı nedeniyle tedavi gör...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
‘Çocuklarda iletişim sorunları otizmin ilk işareti olabilir’
Çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkan iletişim ve sosyal etkileşim sorunlarının otizmin ilk belirtileri arasında yer alabileceğini belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarının gelişim sürecini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, özellikle erken çocukluk döneminde görülen bazı davranışsal farklılıkların erken tanı açısından önemli ipuçları verebileceğini söyledi.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.