Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Fareler ve İnsanlar

11 Aralık, 2015

   Başlığı görünce birçoğunuzun aklına Pulitzer ödülü ve Nobel Edebiyat ödülü sahibi John Steinbeck’in aynı isimli kitabının geldiğini tahmin ediyorum ancak yazımın konusunun ne Steinbeck’le ne de 1929 yılında tarihe kazınan Büyük Buhran ile bir ilgisi yok.

   Sanırım “batan gemiyi önce fareler terk eder” sözünü birçoğunuz duymuştur. Bu sözle ilgili başta Uludağ sözlük olmak üzere birçok kaynakta "birlikte yola çıktığı, birlikte yol aldığı kişinin zor duruma düşeceğini anladığı anda onun yanından ilk önce en hayırsız, en kaypak ve en nankör olanlar uzaklaşır" gibi tanımlamalar yapılmaktadır.

   Bu atasözünün kullanımını gerektiren birçok kötü örnek maalesef ki günümüzde yaşanmakta. Bunların birçoğu küçük çapta cereyan eden hadiseler olduğundan yakın çevre dışında pek yankı bulmaz ancak bu “farelik” bazen öyle geniş bir alanda ses getirir ki ülke gündemini bile meşgul eder hale gelir.

   Muhammed Fethullah Gülen’in ismiyle anılan Gülen Hareketi ülkemizde 40 yıla yakın bir zamandır faaliyet göstermekte. Bu hareket 90’lı yıllardan sonra ciddi bir ivme kazansa da Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiği yıllara kadar birçok cemaat mensubu “kendisini gizleme” ihtiyacı hissetmiştir. Kimi kaynaklar bunun tepeden gelen talimat olduğunu söylese de AKP iktidarının kuvvetini perçinlemesiyle Gülen hareketi (ya da cemaati) de gerek sayısal, gerek ekonomik ve her ne kadar açık açık söylenmese de gerekse siyasi gücünü arttırdı. Bu cemaate mensup olanlar bir araya geldi, toplantılar yapıldı, ticari ilişkiler yoğunlaştı. Gerçek anlamda bu yapıya gönül veren azınlık dışında büyük kısmı “güçlünün yanında olma arzusu” ve “nemalanma niyeti” ile sohbet denilen periyodik toplantılara katıldı.

   Bu gruba dahil olanlar ilk zamanlar kendilerini gizlerken öyle bir hal aldı ki artık “cemaatçiyim” demek bir paye ve moda haline geldi. Kimler kimler yoktu ki bu cenahta. Mülki idareciler bile artık rahatça mensubiyetlerini ifade ediyorlar ve hatta yükselebilmek cemaatçi pozu oynayanlar bile artmıştı.

   Gelin görün ki Erdoğan ile Gülen’in arası açılıp aralarında adeta savaş çıkınca işler birden bire değişti. Bu savaştan sonra iktidar ve devlet gücü harekete geçti. Yıllardır cemaatle ilgili yazılanlara ve söylenenlere gözlerini ve kulaklarını tıkayan AKP ve Erdoğan tüm gücüyle bu gemiyi batırmayı hedef haline getirdi. Artık cemaatçi olmak ödüllendirilmiyor hatta cezalandırılır hale gelmişti. Sırf cemaatçi olduğu için görevden alınan idareciler, hakimler, savcılar sık sık yazılı ve görsel basında karşımıza çıkar oldu. Daha da ileriye gidilip ekonomik kaynaklar kesilmeye başlandı, tutuklamalar ve ardı arkası kesilmeyen davalarla savaş daha da kızışıyor.

   Gün oldu devran döndü birçoklarının haşmetine ve görkemine kapıldığı Gülen cemaati adeta bombardımana maruz kaldı. Cemaat bunu hak ediyor mu? Cemaatin gerçek niyeti ne? Sorularının birçoğunuzun kafasında cevapları vardır ancak bu yazımda buna değinmeyeceğim.

   Cemaatin zirve yaptığı dönemde en sevdiği diziyi es geçen, halı saha maçını iptal eden ve misafirliği bile cemaat sohbetlerine göre ayarlayarak periyodik takipte bulunan birçoklarının yerinde bugün yeller esiyor. Hatta bu hareketin önde gelenlerinden olan, hatırı sayılır bir servet elde edenler bile birden bire keskin bir “u dönüşü yapıverdi”. Cemaatçi olmakla övünen, sohbet toplantıları ile yetinmeyip kahvaltılarda bile birlikte olan bazıları bırakın cemaatçi kalmayı Erdoğan ve AKP yanında saf tutup adeta bu güruha saldırıya geçti.Hatta daha da ileriye giderek cemaatle özdeşleşen markaların isim ve amblemlerini işyerinden sökenler bile oldu. Gerçi şaşırdım mı? Hayır. Zira geçmiş dönemde hangi parti ve grup iktidara gelip güçlendiyse bunlar arasında sürekli gezinen ve son liman olarak da bugünkü güce ve güçlüye yanaşan o kadar somut örnek var ki, yaşananlara şaşırmak mümkün değil.

   Bu gemi batar mı? Bilemem. Ancak aynı fikre sahip olmasak da inandığı değerler uğruna, menfaat beklemeksizin mücadeleye devam eden insan gibi insanlara her zaman saygı duymuşumdur. Bugün de nu insanların önünde saygıyla eğiliyorum. Gemiyi terk edenler mi? Gözümde fare kadar bile değeri olmayanlara ne diyeyim? Umarım tarih bu kez fareleri unutmaz ve affetmez.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Tesadüfün böylesi

Oyuncu Hande Erçel, meslektaşı Ekin Mert Daymaz ile aşk yaşanmış, çiftin ilişkisi bilinmeyen bir nedenle bitmişti. Ayrılığın ardından Hande Erçel, eski aşkı Daymaz'ın yakın arkadaşı Mehme...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Kulağınızda mandal beklettiğinizde...

Son zamanlarda dayanılmaz ağrılar yaşıyorsanız bu yöntem biraz olsun ağrılarınızı dindirebilecek. Nasıl mı? Kulağınızdaki belli bölgelerde mandal beklettiğinizde olanlara inanamayacaksınız!

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR