Yukarı
28

Özgür Halıcı

CHP'de Parti Meclisi Ne İşe Yarar?

01 Eylül, 2014

CHP olağanüstü kurultayında, Genel Başkan ve Parti Meclisi(PM) seçilecek. En azından Genel Başkan seçim sonucu şimdiden belli. Mevcut kurallarla, parti içi iktidarın istemediği sonuçların çıkması çok zor. O yüzden Genel Başkanlık seçimleri değil, PM seçimleri çok önemli.

PM, Kurultaydan sonra ki en yüksek karar organıdır. Kurultay, Genel Başkanı, PM’yi ve Yüksek Disiplin Kurulunu (YDK) seçer. PM’nin çalışma raporunu görüşüp karara bağlar. Kesin hesabı kabul ya da reddeder. Tüzüğü ve programı değiştirebilir. Parti tüzel kişiliğine son verebilir.

PM ise en önemli olarak, politika ve strateji kararları alır, TBMM seçimleri ve Yerel Yönetim Seçimlerine katılacak adayların hangi yöntemle belirleneceğine karar verir. Bu yetki de PM’yi oldukça önemli hale getirir.

Ancak; politikalar, stratejiler ve adaylar konusunda, “Dilek ve Temenni” den öteye geçemeyen bir PM’nin varlığı da aşikardır. Özellikle 21 Aralık 2008 tarihli olağanüstü kurultayda değiştirilen tüzükle; PM üye sayısı 60 a indirildi, toplanma süresi iki aya çıkarıldı ve Merkez Yönetim Kurulunun (MYK), Genel Başkan tarafından atanması kabul edildi. Bu durumda CHP’de ki PM’nin çok da işlevi olmadığını söyleyebiliriz.

PM’de yer almak istemenin temel nedeni de, politikalar, stratejiler üretip, doğru adayları belirlemede etkin olmak değil, Genel Başkana yakın olup, mümkünse MYK’ya girmek, ardından da, TBMM seçimleri için kendi adaylığını, Yerel Seçimler için de “desteklediği” kişinin adaylığını garantiye almaktan ibaret hale gelmiştir.

İyi ama, bir partinin bir çok şeyini belirlemesi gereken, demokratik temsil ve demokratik karar alma sürecinin gerekliliği olan, ortak aklın işlerlik kazanabileceği bu organ, nasıl olurda bu kadar işlevsiz olabilir?

Bunun, iki tane önemli nedeni var bence;

1)      12 Eylül’ün getirdiği anayasal düzenle beraber, toplumsal, ahlaki, ideolojik ve düşünsel yapının dejenere olması ile, “Lider Sultasına” giden yolun açılması.

2)      Parti üst yönetiminden en alttaki üyelere kadar, yetersiz ve dejenere olmuş insanların her kademede çoğunluğu ele geçirmesi.

Yani parti içi iktidarın sahipleri, ortak akıl ve demokratik bir algı ile yönetmeye yanaşmıyorlar partiyi. Bunun da iki nedeni olabilir; birincisi iktidarını paylaşmama isteği, ikincisi ise her kademeye sirayet etmiş yetersizlik, çapsızlık ve dejenerasyonun farkında olan üst yönetimin, bu insanların etkisini azaltarak partinin zarar görmesini engellemeye çalışması.

Eğer neden birincisi ise o zaman yapacak bir şey yok. Kendimiz çalarız, onlar oynar.

Bütün iyi niyetimizle sorunun ikincisi olduğunu düşünelim; bu demektir ki, “PM yetersizdir, çapsızdır, dejenere olmuştur. Eğer onlara yetki verilirse, bu yetkiyi kötüye kullanıp partiye zarar verirler. Bunun için de, Genel Başkanın belirlediği MYK ile yola devam edilmelidir.”

O zaman şu soruyu sorarız. PM’ye girecek kişiler nasıl belirlenir?

Sahi, CHP’de herhangi bir koltuğa oturacak aday nasıl belirlenir? Hangi kriterlerle belirlenir? Kim, ya da kimler tarafından belirlenir bu kriterler? Ben, en azından bazı adayların, ülkenin, partinin, insanların çıkarı için değil, belirleyen ve belirlenen insanların çıkarı için var olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde belirlenen adayların ve adayları belirleyenlerin sorunu, alınan oy oranı, partinin geleceği, ülkenin geleceği değildir. Örneğin bir Allahın kulu çıksın ve beni Aziz KOCAOĞLU’nun tekrar aday gösterilmesinin doğruluğuna ikna etsin. Bir de özellikle aday belirleme sürecinde hangi Genel Başkan Yardımcısı, hangi il ve ilçelere gitmiş, nerede kalmış, kimlerle ne görüşmüş, hangi belediye başkanlarından, hangi hediyeleri almış? Bunu söyleyebilecek kimse var mı?

Sorumuza tekrar dönersek; PM’ye girecek kişileri Genel Başkan ve Genel Başkana etki eden kişiler belirliyor. Tabi ki bir denge gözetiliyordur ve tabi ki Genel Başkanın çalışacağı kişileri belirlemesi en doğal hakkıdır. Örneğin; Mehmet BEKAROĞLU’na yapılan teklifi olumlu buluyorum. Hatta İhsan ELİAÇIK ve ya Abdüllatif ŞENER gibi isimler dahi değerlendirilebilir.

Din’i sadece “din eleştirileri” ve genel yapıdan öğrenen bir grup olarak, Din ve İslamiyet konusunda donanımlı bir insanın PM’ye çok şey katacağını düşünüyorum. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihini (lise düzeyinden ve resmi ideolojinin öğretisinden farklı olarak) bilen bir kişi PM’ye çok şey katar bence. Sadece “ilericilik” olarak algılandığı için dillerden düşmeyen ve sürekli atıfta bulunulan fakat hakkında bir şey bilinmeyen “bilim” konusunda, fen bilimleri ve matematik bilen, bunları da felsefi alt yapısı ile tahlil edebilen bilim insanları olmalı PM’de.

Ekonomi alanında somut projeleri olan ve karşı çıkmak dışında gerek pratik yaşamda, gerekse kuramsal olarak katkı koyacak birileri olmalı PM’de. Ermeni bir kardeşimiz olsa PM’de, bizlere farklı bakış açıları sunsa, kötü mü olur.

Geçenlerde Taraf gazetesinde yayınlanan, Tuğba TEKEREK’in KILIÇDAROĞLU ile söyleşisini okudum. “Ermeni Sorununa” bakışı ile ilgili bir soruyu ;”Şükrü ELEKDAĞ’ın yaptığı bir çalışma vardı” diye yanıtlıyor KILIÇDAROĞLU.

ELEKDAĞ 90 yaşında. Ermeni sorunu ile ilgili yaklaşımı çok açık. Kökten reddedici bir bakış açısı ile her şekilde Ermenileri suçlayan bir yapıya sahip. Yahu dalga mı geçiliyor bizle, yoksa bu yetersizlik ve çapsızlık en üst tarafa da mı sirayet etmiş?

Din bilmiyoruz, tarih bilmiyoruz, bilimle ilgimiz yok, ekonomide söyleyecek sözümüz yok, sosyal alanda ortaya koyabileceğimiz bir duruşumuz yok, bırakın tanımlamayı ve uygulamayı; 5 kez ard arda “Sosyal Demokrasi” diyemeyecek insanlar ha bire başımızda. Bir de utanmadan CHP Sol partidir diyoruz. İnsaf edin yahu, harcamayın kişisel çıkarlarınız için içinde hala umut olan insanları.

Gerçekten demokratik bir yönetim mi oluşturacaksınız; PM üye sayısını arttırın. Her ilden 1 kişi olsun öncelikle. Sonrasında meslek grupları ve sosyal gruplarla ilgili kişilerden en az birer kişi olsun. Ardından, il bazında alınan oy oranına göre PM’de ki temsil hakkını eşleştirin. MYK’yı PM’ye seçtirin. Seçimleri, meslek grupları ve sosyal grup temsilcileri dışında “çarşaf liste” ile yapın. PM’DE komisyonlar oluşturun ve bu komisyonların çalışmasını sağlayın.

Çiftçilik yapan bir insanı PM’ye alın örneğin; partinin şu an ki Tarım Politikalarından daha iyisini ortaya koyar. İlçenin birinden bir bakkalı alın PM’ye; senin ekonomistlerinden daha somut öneriler getirir. Kahveden birini tutun getirin PM’ye; senin Şükrü ELEKDAĞ’ından daha tarafsız bir rapor hazırlar Ermeni kardeşlerimizle ilgili.

Başka bir yolunuz daha var; kendi ekseni ve kendi özgün düşünceleri ile somut projeler sunmak değil de, anti Tayyip, anti AKP, şeriat, cumhuriyet, Atatürk, laiklik vb gibi şeyleri tekrarlayarak ne kadar yetersiz ve çapsız olduğunuzun ANLAŞILMAMASININ teorisini yapmak. 



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Savcılık o dosyayı kapattı!

Ünlü oyuncu Vatan Şaşmaz'ın manken Filiz Akel tarafından otel odasında öldürülmesiyle ilgili flaş bir gelişme yaşandı. Cinayet soruşturması tamamlandı. Ünlü sunucu ve oyuncu Vatan Şaşmaz...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Kuru öksürüğe dikkat

Uzmanlar akciğer içindeki hava keselerinin kalınlaşması ile kendisini gösteren ve bir akciğer hastalığı olan idiyopatik pulmoner fibrozise dikkat çekti. İstanbul'da gerçekleştirilen Akciğer Hastalıkları ve Yoğun Bakım Günleri Tanı ve Tedavide Son Gelişmeler Sempozyumu'nda konuşan uzmanlar...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR