Yukarı
28

Özgür Halıcı

7 Haziran: Öncesi Ve Sonrası (3) MHP ve HDP

03 Haziran, 2015

   MHP

   MHP Türkiye’nin en köklü partilerinden biridir. Her ne kadar kuruluş tarihi 1969 olsa da, siyasi bir parti olarak 1948 yılında kurulan Millet Partisi’ne dayandırabiliriz MHP’nin köklerini. (Burada belirtmek istediğim, Cumhuriyet tarihi partileşme sürecidir. Yoksa MHP kendini Göktürk’lere kadar götürüyor)

   Her zaman için, bir kitle partisi değil de, kadro partisi olabilmiş MHP’nin yapabileceği en fazla şey olası bir koalisyon hükümetinde ortaklardan biri olmaktır. İslami merkezle beraber bir milliyetçilik güden MHP’nin somut veriler ışığında ülkeyi yönetebilmek için gerekli projelerinin olup olmadığı da muammadır. Zaten partinin de iktidar gibi bir hedefinin olduğunu söylemek gerçekle bağdaşmaz.

   2011 seçimlerinde barajı geçmesi için CHP’den de destek alan MHP’nin bu dönemde baraj gibi bir sorunu yok. İki nedenden dolayı da oylarında bir miktar artış olacak. Birincisi HDP’nin yükselişine bir tepki olarak MHP çevresinde birleşen kişilerin etkisi, diğeri de AKP ile sorunları artan kitlenin MHP’ye destek verebilecek potansiyel taşımaları. Her ne olursa olsun, bu şartlarda MHP’nin alabileceği maksimum oy % 15 civarındadır.

   Fazla zorlamaya da gerek yok. % 18 ler, 20 ler gerçeküstünün ötesi durumlar. MHP’de biliyor ki kendileri için en iyi olasılık, herhangi bir koalisyon hükümetinin ortaklarından biri olmak. Bunun için de AKP’nin tek başına iktidar olacak çoğunluğa erişememesi gerekir. Böyle bir senaryonun olması için ise tarihin bir cilvesi olarak HDP’nin barajı aşması gerekir. Çünkü AKP’nin tek başına iktidarını engelleyebilecek tek durum HDP’nin barajı aşmasıdır. Geri tarafı laf…

   Konumuz MHP’nin savunduğu şeyler, politikaları, geçmişi ya da geleceği olmadığı için, kısa bir özetle MHP konusunu kapatalım: Alabileceği en fazla oy, % 15 civarıdır. Hatta % 15 altına düşerse şaşırmam. Hedefi de koalisyon hükümetinde ortaklardan biri olmaktır. Geri tarafı, diğer partilerde de olduğu gibi parti AĞA’larının hükmünün devamıdır.

   GELELİM HDP’YE

   Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yakaladığı ivmeyi devam ettirerek kendisini Türkiye Partisi yapacak adımları atmaya çalışan HDP ve şu an ki görünür yüzü Selahattin Demirtaş, tartışmasız bu seçim döneminin parlayan yıldızı. Gerek tarzı, gerek konuşmaları, gerek mesajları, gerekse de söylemi ile epey de yol kat etti bu düzlemde. Genç, konuşması düzgün, efendi, zeki, entelektüel birikimi ortalamanın üstünde, ikna kabiliyeti yüksek, farklı düşüncelere sahip bir çok insanın sempatisini kazanmış… Aslına bakarsanız bu saydıklarım hiç de azımsanacak şeyler değil. Hele ki her şeye rağmen ve de legal siyasette biraz daha tecrübesiz olduklarını düşünürsek.

   HDP gerek siyasi bir parti olarak kendisine oy veren kitlenin büyüklüğü, gerekse de temsil ettiği politik yer bakımından bu gün Türkiye’nin en stratejik partilerinden biridir. Gelinen noktada da böyle bir hareketin yasal olarak temsil edilmesi sadece demokrasinin bir gereği değil, bu ülkede kardeşçe, eşit ve huzurlu bir yaşamın oluşmasının en önemli dayanaklarından biridir.

   HDP’nin de siyasi çizgisi ya da temsil ettiği yapıyı vs ele almayacağım. Bu konular çok uzun ve oldukça da derin konular. Hem ayrıca da tek başına yazılacak kadar yüzeysel değil. Ben seçim sonuçlarına odaklı bir değerlendirme yolundan gideceğim.

   HDP’nin bu güne kadar ki geleneksel oyu % 6 – 7 arasında değişiyor. Yani en azından % 3,5 oranında oyunu artırması gerekir ki barajı geçsin. Hali hazırda ki oylarının dışında HDP’nin oy alabileceği kesimler ise, daha çok şehirlerde yaşayan, son zamanlarda AKP’ye oy vermiş Kürt Halkından insanlar, kısmen Aleviler, CHP’nin bir bölümü ve sandığa ya hiç gitmemiş, ya da artık gitmeyen insanlar.

   HDP, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş’ın aldığı oylara güvenerek hareket ederse kaybeder. Şöyle ki; Demirtaş’ın aldığı % 9,7’lik oy oranı, normal bir katılım oranı ile % 8,2’ye revize edilebilir. Aynı şekilde normal katılım oranları ile (% 85) Erdoğan’ın aldığı % 52’lik oy da, % 46 ya revize edilebilir. Çünkü sandığa gitmeyen seçmen daha çok CHP ve MHP’li seçmenlerdi. Ancak bir nokta daha var. Sandığa gidip oy kullanan, ancak Erdoğan ve İhsanoğlu’na oy vermek istemeyen ve boş da kullanmak istemeyen seçmenin tek adresi Demirtaş dı. Şimdi AKP, CHP ya da MHP’ye oy vermek istemeyen seçmenin bir sürü alternatifi var. Yani tek başına bu durumu veri alırsak, HDP’nin % 8,2 nin altına düşmesi bile olası.

   Her ne kadar başlarda farklı bir rüzgar esse de, zaman geçtikçe CHP’lilerin ve Alevilerin HDP’ye ilgisi azaldı. Ben CHP’den ve Alevilerden HDP’ye hatrı sayılır bir yöneliş beklemiyorum. MHP’den HDP’ye gelecek oy zaten yok. O zaman geriye sandığa gitmeyenler ve AKP’ye oy veren Özellikle Kürt Halkına mensup seçmenler kalıyor. Kısaca HDP’nin barajı geçmesi özellikle bu iki kitleden alacağı oylara bağlıdır.

   Son tahlilde HDP, CHP’li seçmen nezdinde inandırıcı olamamıştır. Her ne kadar Demirtaş bireysel bir inandırıcılık ve samimiyet yaratmışsa da kaygıları giderememiştir. Oysa CHP’li seçmen için en doğru şey, 2011 yılında MHP için yaptığı şeydir. Yani barajın altında kalmaması için bu sefer de HDP’ye oy vermek. Ancak bu, zor bir ihtimal.

   HDP’nin barajı geçmesi hem AKP’ye dur diyebilmenin tek yoludur, hem de HDP içindeki Türkiye Partisi olma samimiyeti taşıyan düşüncenin güçlenmesi için tek çaredir. Biliyoruz ki Abdullah Öcalan, Demirtaş ve gerçekten barışı isteyen gruptan rahatsız. Aynı şekilde bu grup da Öcalan’dan rahatsız. Zaten orta vadede Erdoğan’ın ardından tasfiye edilecek ikinci kişi Öcalan’dır. Tabi Öcalan barış isteyen grubu tasfiye etmezse. HDP barajı geçemezse Başkanlık yolu açılır, Barış Erdoğan ve Öcalan’ın bekası üzerinden şekillenen, Halkların değil, kişilerin çıkarları için oluşturulan güdük bir şey olarak kalır.

   Her ne kadar on yıllardır sürmüş bir savaş, ölen on binlerce insan, yaratılmış bir düşmanlık ve pamuk ipliğine bağlı bir süreç bıraktıysak da geride, şimdi her şeyi geride bırakıp, kardeşçe ve eşit şartlarda, demokratik bir yapıyı oluşturacak adımları atmak gerekir. Bunun da şu an ki tek yolu HDP’nin barajı geçmesidir.

   UNUTMAYIN, HDP BARAJI GEÇEMEZSE, AKP KAFADAN EN AZ 50 MİLLETVEKİL FAZLA ALIR…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

'8 yılda 1000 hayat kurtardım ama...'

Oyunculuğa başlamadan önce plajlarda sekiz yıl cankurtaranlık yapan Barış Arduç eski mesleğine dair ilginç bir açıklama yaptı: ‘2002-2010 arasında 1000’den fazla insanın hayatını kurtardı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Topuz saçla uyumak gerekiyormuş

Saçı topuz yaparak uyumanın bu avantajını bilseydiniz bir daha asla salık saçla yatağa bile girmezdiniz… Biz kadınların uykudan önce yapacak o kadar çok rutin işleri var ki elbet haftanın bir günü, üşengeçliğimizin kurbanı olup sabah uyandığımızda korkunç bir manzarayla karşılaşıyoruz.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR